Deniz Akvaryum filtre Sistemleri

Deniz Akvaryumlarında Filtrasyon niçin gereklidir;

 

 

akvaryumumuzda balıklar ,omurgasızlar canlı kayalar ve bitkilerden oluşturduğumuz küçük doğa gerçek vahşi doğada olduğundan daha kirlenmeye açıktır .Ama kullanılacak doğru ve yeterli filtrasyon teknikleriyle mükemmele yakın sonuçlar almamız ve canlılarımıza doğal habitatlarından daha güvenli bir habitat yaratmamız da mümkündür.  

Besin artıkları balıklarının dışkıları gibi organik artıklar balıklarınız için tehlikeli azot içeren bileşikler oluştururlar ve kontrol altına alınamazlarsa balıkların ve diğer omurgasızların ölümüne neden olurlar.  

Bazı akvayum meraklıları periyodik su değişimi yaparak zararlı bileşikleri kontrol altında tutmayı denerler bu yaralı fakat zor bir yoldur .Çünkü su ve canlı miktarına bağlı periyodu ve oranı tutturmak kolay değildir . değişim  .  

Neyseki akvaryum meraklıları için kolay bir yol vardır ..yararlı bakterilerden yararlanma .Akvaryum için bu bakterileri özellikle satınalmaya gerek yoktur uygun şartlar sağlandığında onlar çoğalırlar ve işlerine koyulurlar.. nothing    .  

yeni bir akvaryum kurulduğunda, yeterli bakteri kolonisi oluşmamıştır bu süreç balıklar için tehlikelidir . ( bu süreçte bir iki küçük ama dayanıklı damsel benzeri -test balığıyla başlanılır)böylelikle bakteri kolonilerinin gelişimine ortam hazırlanmış olur . 

bu bakteriler amonyağı nitrite nitriti de nitrata kırarlar.nitrat daha az toksik olmakla beraber yüksek oranlara ulaşırsa (20 ml/l nin üzerine çýkarmamak gerekir )zararlı olmaya başlar ve bitkiler için gübre de olduğundan istenmeyen yosunların aşırı gelişimine neden olabilirler..  

Her ne kadar nitratı kaldırmak için çeşitli yollar varsa da en etkin yol düzenli su değişimidir .Bu çok ihmal edilen yol akvaryum bakımının önemli parçalarından biridir.( filtras yon özelliğinize ve akvaryumunuzun durumuna göre -test sonuçları klavuz olabilir- aylık %10-25 arası bir su değişimi önerilebilir ). 

Fakat çok sıklıkla ve aşırı oranda su değişimi su kimyasının düzenli olmasını engeller ve bu da balıklarınızın stres altında kalmasına neden olur . burada yapılacak en iyi iş iyi bir filtrasyon ve yeterli miktarda bir su değişimi dir .  

Su değişimlerindeki en iyi ölçüt amonyum-amonyak , nitrit ve nitrat testlerinizin sonuçlarına göre belirlenir ama kesinlikle 24 saat içine akvaryumunuzun suyunu %30dan fazla bir oranda değiştirmeniz önerilmez .  

Firmamız Tarafından Tasarlanmış Deniz Akvaryumu Tam otomatik Sump Örnek Sistem Açık Tasarımı

Biyolojik filtrasyon 

 

Biyolojik filtrasyon Biyolojik filtrasyon biyolojik filtrasyon zararlı azotlu bileşikleri kıracak bakteri kolonileri oluşturma işleminin genel adıdır.   

doğa ana bu bileşikleri kırmak için çeşitli bakteriler üremesine olanak verir.Önce, nitrosomonas bakteriler ammonyayı nitrite kırarlar. sonra  nitrobakterler  nitriti nitrata kırarlar(dönüştürüler).bu bakteriler doğada öyle sıklıkla bulunurlar ve kolay ürerler ki onları ayrıca akvaryumuza eklememize gerek yoktur .amonyak ve oksijenin bulunması onlar için yeterlidir .Yanlızca akvaryumun ilk kurulma aşamasında ilk oluşum sürecini hızlandırabilecek ve haftalarca beklemize gerek bırakmayacak (bu bakteriler tuzlu suda tatlı suda olduğundan daha yavaş oluşurlar )bazı ürünleri yetkin akvaryumculardan edinebilirsiniz.  

doğanın bize sunduğu bu olnaktan yararlanmak için doğa ile işbirliği yapmalı yani biyolojik filtrasyondan yararlanmalıyız .  

şu ana kadar fiziksel filtre hakkında hiçbir şey söylemedik çünkü biyolojik filtreleme yanlızca bakterilerle olur .  

biyolojik filtrasyon aletlerinin piyasada değişik türleri görülse de özde yararlı bakteriler geniş bir ortam yaratmak ve suda çözünen oksijen miktarını artırmak bir biyolojik filtrenin yaptığı iştir ..  

Mekanik filtrasyon

Sump Filtre Sistemi

 

 

Mekanik filtreleme akvaryumda partiküler halinde gezinen artıkları süzmeye mekanik olarak süzmeye yarar . 

Bu fltreleme doğrudan zararlı bileşikleri ortadan kaldırmaz sadece suda yüzen partikül halindeki atıkları süzerek suyun hem görünüm açısından daha temiz olmasını sağlar hem de biyolojik filtre gibi sirkülasyona gereksinim duyan filtrelerin tıkanmasını önleyerek bir ön filtreleme yapar. 

akvaryumun kuytu yerleri kayaları arkası gibi ulaşılması zor yerleri temiz tutmak için doğru yerleştirilmiş sirkilsyon kafaları da işe yaraya bilirler.mekanik filtrenin çekemediği tortuları su değişimlerinde kullanabileceğini basit ama gerçekten etkili vakum akvaryum süprgleriyle yapabilirsiniz . 

 

En popüler mekanik filtreleme medyası süngerler ,filtre yünleri gibi ürünlerdir. 

 

Değişik materyallerden yapılabilecek bu mekanik filtre medyaları gözenekli yapıdadırlar ve bir arada kullanılabilirler. 

filtre medyası gözenekli yapısı ile su dolaşımına engel olmadan suyu süzebilmelidir.ve kapladığı alandan daha fazla iş yapabilecek kalitede olmalıdır. 

Özetle;iyi bir mekanik filtre medyası seçkin bir markanın ürünüyse çok fazla sorun çıkaracak ürünler değillerdir .Tıkanmaların önüne geçmek için belirli aralıklarla temizlenebilirler burada önerimiz bu tür malzemeleri akvaryumudan aldığınız bir miktar suyla temizlemenizdir .Tabii ki bu suyu akvaryuma tekrar dökmemek kaydıyla ! 

kimyasal Filtrasyon

 

kimyasal filtrasyon, kısaca kimyasal maddeler kullanılarak istenmeyen maddelerin temizlenmesidir. En popüler kimyasal filtre malzemesi aktif karbondur , sürekli olarak kullanımı gerekmese de belirli aralıklarla kullanımı iyi sonuçlar verir., 

Tanecikli aktif karbon yüksek ısı da buharla işlenmiş karbondan yapılan bir malzemedir ve sudaki kirlilik yaratan çöpleri ve kötü koku yapabilecek maddelerin temizlenmesi için iyi bir yoldur .Ayrıca ağır metallerin giderilmesi klorlu suyun klorca temizlenmesi ve suda kullandığınız ilaçların giderilmesi için gerekli olduğu zamanlarda kullanılmalıdır.  

Aktif karbonların belirlibir kullanım süresi vardır ve üretici şirketinin ya da ürünü satın aldığınız uzman satıcının önerisine uyarak belirli bir süre kullanılır.   

Tüm akvaryum ürünlerinde olduğu gibi seçkin bir markanın ürününü kullanmakta yarar vardır .Satın allırken biraz daha pahalı bir ürünü tercih etmenin sonuçta binbir emek ve hevesle oluşturduğunuz minik okyanusunuz için çok gdaha güvenilir ve ucuz bir yol olduğunu göreceksiniz..  

Aktif karbonun uzun süreli kullanımda aktivitesini kaybetme durumu ortaya çıkabilir bu durum meydana gelmeden çıkarılmalıdır , çünkü emmiş olduğu kirleri akvaryuma geri verebilir ./FONT 

Ayrıca üreticisi tarafınadan asitle yıkanmış ve fosfat içermeyen karbon kullanılmalıdır. 

çünkü karbon doğası gereği fosfat içerir ve bu yönden temiz olması üreticisi tarafından sağlanmış olmalıdır.  

Bizim önerimiz akvaryumun ilk kurulması sırasında daha hiç canlı yokken kullanılması , aşırı bir kirlik oluşmuş akvaryumda özellikle balıklardaki bir hastalığa karşı kullandığınız ağır metal içeren bir ilacın (örneğin parazitlerin neden polduğu bir rahatsızlıkta bakır içeren bir ilacın kullanımı gibi ) temizlenmesinde kullanılmalıdır Böyle bir kullanım için bir iki hafta fazlasıyla yeterli olacaktır.. 

Aktif karbonun kullanımı balıklar ve omurgasızlar için yararlı iz (eser) elementleri de uzaklaştıracağından karbon kullanımı sırasında iz element eklentisi yapılmasında fayda vardır .ayrıca suyun pH değeri de kontrol edilmelidir .özetle aktif karbon kullanımı kolay ucuz ve etkili bir kimyasal filtreleme yöntemidir ve doğal olarak kullanmadan önce mutlaka yıkayınız ! 

tüm akvaryumlar için önerile bilir. 

FILTRE TiPLERİ

 

köşe filtreleri 

Küçük akvaryumlar için uygun olabilecek bu filtreler akvaryumun içine bir yere yerleştirilir ve mekanik ,biyolojik ve kimyasal filtreleme yapabilecek donanıma sağip olabilirler ucuz bir çözüm olmakla birlikte yeterliliği akvaryumun boyutları ve canlı sayısı gibi kriterlere bağlıdır 

başka bir kullanım alanıda karantina akvaryumu gibi hastabalıkların bakılabileceği bir akvaryum için ucuz bir çözüm olmasıdır .Bu gibi kvaryumalrda kullanım kolaylığı olması ve filre malzemesinin kolayca değiştirilebilmesi bir avantajdır .Fiyatlarıyla oranlandığında ucuz bir çözüm olduğu da görülmektedir.  

taban Filtreleri

 

filtre tabanı akvaryum kumununaltına yerleştirilmiş bir gözenekli taban ve buna bir boruyla bağlanmış olan güç kafasıdan oluşur   

bu güç kafasının ( su altı filtre kafası ) tabandaki suyu akvaryumun yüzeyüne çıkararak akvaryumun dibide oksijence zengin bir bölge yaratarak biyolojik filtreleme yapar . 

Bu filtreleme yöntemi tıkanmaya açık bir yoldur tabandan su çekerek çalışan bu filtreyi zaman zaman ters olarak -tabana su vererek çalıştırmak ta fayda vardır .  

eğer bu ekomik yolu seçerseniz kumlarınızı vakumla temizlemeye ve taban filtresini zaman zaman ters olarak çalıştırmaya özen göstermelisiniz.  

Bu yöntem az sayıda balığın - yanlızca balığın - bakıldığı akvaryumlarda yeterli olabilir.Modern bir çözüm olarak gözükmemektedir.  

güç kafaları 

 

güç kafaları suyu itmek ve çekmekte kullanıldığından küçükten büyüğe tüm akvaryumlarda ve değişik görevlerde kullanılabilir. Taban filtresiyle birlikte , sirkülatör olarak ya da süngerli iç filtrelerin kullanımında ve bazı protein skimmerlerle birlikte kullanılabilirler.  

kanister filtre

kanister filtreler suyun içinde yada dışında modellere sahip olabilen özellikle mekanik-fiziksel filtrelemede başarılı filtrelerdir . bir çoğu kendinden motorludur ve ayrı filtre malzemeleri için geniş bölümler sunabilirler.  

 

ıslak/kuru Filtreleri 

 

Biyolojik filtrasyon için gerekli geniş ve zengin oksijenli alanı başarıyla yaratan bu filtreler özellikle substrat benzeri biyolojil filtrasyon malzemeleriyle bir likte kullanıldığında çok daha etkili olmaktadırlar 

Protein skimmer 

 

Protein skimmerler yüksek pH ve tuzlusuda çalışan ve bir reaksiyon tüpü boyunca yükselen köpükle organik atıkları bir tüpte toplayan başarılı bir temizleyicidir. Günüüüzde su içinde ya da dışında çalışan bir çok modeli mevcuttur 

Özellikle berlin metodu olarak bilinen metod reef akvaryumlarında başarılı sonuşlar elde etmiş bir yöntemdir.  

Fluidized bed filtreler 

 

taban filresi mantığına bnzeyen bu filtreleme yöntemi yararlı bakterilerin üremesi için başarılı bir yöntem olarak gözükmektedir sıkça karşılaştığı tıkanma sorununuda piysadaki yeni modelleriyle aşabilmektedir

Denitrators 

 

Bir başka filtreleme tipi de denitratörlerdir prensip olrak suyun içinde yavaşça geçeceği nitrat kırıcı bakteriler için oksijensiz alan yaratacak bir filtreleme yöntemidir. Bu filtrelemede nitrat kırıcı bakterilerin istediği anaerobik yani oksijensiz alanın yaratılması ve suyun bu alandan geçerek nitrattan arındırılması esas alınmıştır .Suyun bu bölgeden yavaş geçmesi filtrasyonun başarısını goğrudan etkiler nitrat kırıldıktan sonra azot oksijene azot gazı olarak atılır 

Siterilization 

 

Suda üreyebilecek zararlı mikro organizmalar balıklarınızda ya da diğer canlılarınızda ciddi sağlık problerine neden olabilir ve zaman zaman bir siterilizasyona gereksinim duyabilirsiniz ,ama çoğu siterilizasyon işlemi yararlı ve zararlı bakterilerin ayrımını yapamadığından yaradan çok zarar verebilirler ve bu gibi aygıtların kullanımı deniz akvaryumu için tartışmalı bir formdur .en iyisi akvaryumun suyunu hazırlarken siteril bir su kullanmanız akvaryum suyuna elinizi yıkamadan sokmamanız emin olduğunuz satıcılardan balık alış verişi yapmanızdır. Parazitler karşı doğal mücadele yapan cerrah balığı ,doktor karides ya da gorgorian türü mercenların da bu özelliğinden yararlanabilirsiniz.  

İki temel siterilzatör tipi mevcutur; ozonizör ve ultraviyole lambaları:  

Ozonizör 

 

Ozon gazı oksijenin özel bir formu olup üç oksijen atomunun birleşmesinden oluşur ve reaktif bir siterilazyon etkisine sahiptir .Suyun dezenfekte edilmesinde ya da organik maddelerin çökertilmesinde kullanılır .Ayrıca protein skimmerin hava girişine bağlanarak performansının artırılmasında da kullanılabilir .Ancak unutulmaması gereken ozon kullanımı nitrojen dönüşümünü sağlayan bakterileri de öldürerek zararlı bir etkiye sahip olabilir .özellikle belli bir hacimden küçük akvaryumlar için sürekli kullanımı zararlı olacaktır .Ozon zorunu yaratan nedenleri ortadan kaldırmaz yanlızca semptomları ortadan kaldırır ayrıca suda çözünen aşrı miktarda ozon balıklarınızın mkozalarında tahrişe ve omurgasızların ölümüne neden olabilir .  

Berlin metoduyla çalışan skimmerlerin bulunmasından önce ozon metodu sıklıkla kullanılmaktaydı ancak günümüzde özellikle reef (kayalık ) akvaryumlarında sıklıkla kullanılmamaktadır.  

Ozon gazı kullanımında dikkat edilmesi gereken bir hususda havay karıştırılmamasıdır solunması durumunda sağlığı olumsuz yönde etkiler .Ayrıca kauçuk benzeri maddelerde de korozyona neden olur.   

Ultraviyole Siterilize 

 

yüksek şiddetteki ulraviyole ışığı organizmaların dna'larını yokeder bu özelliğinden yararlanarak bir ultraviyole lambasının içinden su geçirmeye dayanan filtreler üretilmiştir.Genellikle 40 litre su için bir watt gücü esas alınır..  

   Genel problemleri:  

   1.Suyun ultraviyoleden hızlı geçerek yararının azalması.  

   2.UV lambasının üzerinde tuz yada bakteriyel atıkların birikmesi 

       

   3.Lamba ömrünün altı ayda bir değiştirilmesini gerektirmesi   

        

UV filtreleri dışarıdan ışığı görülmeyecek kapalı kaplar halinde üretilirler çünkü gözlere oldukça zararlıdır ve doğrudan bakılırsa hiç bir acı hissetmeden gözlere zarar verirler . 

Deniz Akvaryumları İçin Berlin Sistemi;

Berlin sistemin nedir ?

Berlin sistemi ve Bugünkü ilaveleri 

Bu yazı dizisi, deniz akvaryumculuğuna yeni giriş yapan ve değişiklik yapanlar için, hangi filtre sistemlerinin kullanıldığını ve arasındaki farkların ne olduğunu anlamanıza yardımcı olacaktır. Birçok sistem artık keşfedicisi tarafından öngörüldüğü gibi çalıştırılmamaktadır. Ama her sistemin ne şekilde çalıştığını bilmek eminim ki ilginizi çekecektir.

 

Berlin’de birkaç Akvaryum sever vardı :

Berlin sistemi adından da anlaşılacağı üzerine, Berlin’de arkadaş olan birkaç akvaryum sever tarafından keşfedildi. Özellikle burada Akvaryum camiasında bilinen ve bu sistemin tanıtan, çaba sarf eden Dietrich Stüber ve Peter Wilkens’in adını belirtmek gerekmektedir. Dietrich Stüber aynı zamanda Almanya’da ilk sert Mercan türlerini beslemiş, Acropora cinsi sert mercanını da ilk üretebilmiş kişi olarak düşünülmektedir. Berlin sistemi, artık dünyada birçok ülkede bilinmekte ve Deniz akvaryumculuğunda en yaygın şekilde uygulanan sistem olmaktadır. Gerçi kullanılan bu sistemde artık birçok sayısız varyasyonu oluşmuştur.  

 


Berlin sistemi, kural olarak aşağıdaki parçalardan oluşmaktadır.

Canlı Kaya, Protein Skimmer, HQI, iz Element’leri, Aktif Kömür, Kalkwasser / Kalsiyum reaktörü / Balling metodu

 

Canlı Kayalar

Berlin sisteminin kurulmasında kullanılacak olan taş, mutlaka Canlı Kaya olmalıdır. Canlı kayanın en önemli avantajı geçirgen olmasıdır. Bu sayede canlı kayanın içlerinde de Nitratın çözülmesine olanak sağlayan, önemli Denitrifikasyon olayı gerçekleşir.  

Ne kadar çok Canlı Kaya kullanılırsa o çok iyi, çünkü bu sayede tüm akvaryumdaki  Mikroorganizma sayısı artmaktadır. Kapalı taşlar yada sentetik Riff duvarları, Canlı kaya’daki etkiyi gösteremezler. Basitçe şunu söyleyebiliriz ki Nitratın parçalanması tümü ile bu Canlı kayalarda gerçekleşmektedir. Ama dikkat edin, Canlı kayalar geçirgendir fakat uzun zaman sistemde kullanılmış ise, artık geçirgenliği iyi kalitede değildir ve hatta şu bile söylene bilinir ki bu Canlı Kayada canlılıktan iz kalmamıştır. En iyisi, Canlı Kayayı satın alırken taze ve yeni kullanılmaya başlanmış olmasına dikkat edilmesidir. Bu konuda satıcınıza danışın. İleriki konularda değinileceği üzerine iyi kalitede olmasına ve Canlı kayanızın kötü kokmamasına dikkat edin.

 

Protein Skimmer

Yoğun olarak Canlı kayanın kullanılması ile, diğer filtre sistemlerinin kullanılması gerekmeyebilir. Özellikle mercanlardan oluşan bir Akvaryumda, birçok Filtrasyon aşamasının yer aldığı Sump’dan vazgeçilmelidir ki bu tip Filtreler hem etkisiz, hem de faydadan çok problem getirmektedir (Bu tip Sumplar sadece Balık’tan oluşan akvaryumlar için tercih edile bilinir.) Bu tip Filtreler, son aşamasında aslında Riff akvaryumunda hiç istemediğimiz Nitrat oluşturmaktadır.     

Berlin sisteminde kuvvetli bir Protein Skimmer kullanılmalıdır. Daha sonra belirteceğimiz detaylı Protein Skimmer başlığı altında, bunları çeşitlerini ele alıp bilinmesi gerekenleri inceleyeceğiz. 

Eskiden Berlin Sisteminde Ters akıntı tekniği ile çalışan Protein Skimmer’lar kullanılıyordu. Bu teknikte kuvvetli bir hava motoru ve Ihlamur ağaç’ından oluşan bir havataşı kullanılmaktaydı. Son yıllarda ise daha çok Ventüri jet’li (Hava emişi) yada Needle Wheel (İğneli Tekerlek) tarzı kuvvetli Pompalar’ la çalışan PS’ler kullanılmaktadır. Bunlar yapısal olarak daha küçük olmasına karşılık, eski kullanılan PS’lere göre çok daha randımanlıdır. PS ne kadar randımanlı ise, proteini o ölçüde iyi toplayacaktır. Bu sayede proteinler daha en baştan, döngü sonucu akvaryuma yük olacak olan Nitrit ve Nitrata dönüşmeden önce toplanmış olacaktır.

 

       

Yukarıda ki resimde, Modern ve aynı zamanda  Kuvvetli bir Protein Skimmer görülmektedir.

 

 

 

Diğer sistemlerde olduğu gibi burada da sarı madde, Aktif Kömür veya Ozon yardımı ile uzaklaştırılır. Burada kullanılacak olan Aktif Kömürün kaliteli olması ve birkaç günden fazla suda kalmamasını öneririz. Ozonun kullanılmasını ayrı bir başlıkta inceleyeceğiz.

 

Işıklandırma

Berlin Sisteminde eskiden sadece yetecek kadar HQI ışıklandırılması kullanılmaktaydı. Günümüzde ise çoğunlukla T5 tipi Florasan veya HQI lambaları, bazen de ikisi bir arada kullanılmaktadır. Artan Elektrik fiyatlarına rağmen, günümüzde eskiye nazaran daha çok aydınlatma kullanılmaktadır.

 

Kalkwasser/ Kalsiyum Reaktörü ve Ballingmethodu

 

Eskiden beri bilinmekte olan Kalkwasser’i, Akvaryumda ilk kullanımını keşfeden Peter Wilkens ile sayesinde Berlin Sisteminde kullanılmaya başlanmıştır. Burada Kalkwasser, Kalsiyum oksit ile tercihen R/O suyu ile karıştırılarak elde edilmiş olup, sabah saatlerinde daha ışıklar açılmadan önce Akvaryuma damla damla akıtılmalıdır. Damla damla verilmesinin sebebi ise, bu suyun çok Alkalik bir yapıda olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer hızlı verilir ise Akvaryum Ph değerini aniden yükseltebilir ki buda Canlıları olumsuz yönde etkiler. Kalkwasser ile birlikte akvaryuma Kalsiyum iyonları verilmiş oluruz ki bu Omurgasızların iskeletinin oluşmasında önemlidir. 

 

Kalsiyum Reaktörü de benzer prensip ile çalışır. Ama burada farklı bir Kimyasal reaksiyon vardır. Günümüzde çoğunlukla Akvaryuma Kalkwasser eklemek yerine, Kalsiyum Reaktörü yada Balling metodu kullanılmaktadır. Her iki metodun Çalışma Prensipleri bir başka başlıkta anlatılacaktır.

 

Çevirmenin Notu : Kimyasal Denklemi CaO  + H2O -> Ca(OH)2’dir

[Sönmemiş Kireç (kalsiyum oksit) + Saf su -> Kalkwasser (Sönmüş Kireç suyu)]

 

Kalkwasser’in Ph değeri 12-13 arasındadır !!  

 

Yukarıdaki resimde Modern bir Kalsiyum Reaktörü görülmektedir.

 

 

 

 

 

 

Balling metodunda kullanılan Dozaj Pompaları

 

 

 

Kalkwasser seçimini etkileyen ve önemli olabilen olumsuzlukları

Akvaryuma Kalkwasser eklenmesi ile, suda çözünmüş olan Fosfat’la birleşerek taban’a düşer. Uzun vadede bu dekorasyon malzemelerin üzerinde ve tabanda birikir. Tabanda biriken bu Fosfat deposu, bakteriler ve Algler tarafından kullanılır. Bu tercih edilmeyen bir Alg büyümesine neden olabilir. Günümüzde bu Fosfatı da birikmeden önce emilime edebilecek yeterli derecede birçok metot vardır. Yıllarca bu metot uygulanmış Akvaryumlarda, birdenbire Kalsiyum reaktörü kullanılmaya başlanılması ile birlikte bu sorun oluşabilir. Kalsiyum Reaktörü kullanılmaya başlanılması ile birlikte verilen CO2 ve mevcut Fosfat, Alglerin çoğalmasına neden olur (Alglerin besini olan Gübre). İşte bu nedenden dolayı da Kalkwasser metodu günümüzde olmazsa olmazlar arasında yer almaz. Hala bu metot’u, az olmayan sayıda ve hatta bazıları her iki metodu birlikte kullananlar vardır.

Bununla birlikte ayrı bir seçenek olarak, hazır olarak satılan Magnezyum ve Kalsiyum içeren ürünlerde vardır. Bunlar uygundur ama sadece ihtiyaçları düşük olan ufak sistemlere önerile bilinir. Şayet büyük bir akvaryum varsa, bu ürünlere para dayanmaz.

Taban Malzemesi :

Berlin sistemine dahildir. Çoğunlukla Berlin sisteminde 1 ila 5 cm arasında yükseltisi olan Taban malzemesi görülmektedir. Eskiden bu malzeme Mercan kırığı yada Mercan kumu olmaktaydı. Günümüzde artık daha çok, ince kum tercih edilmektedir, hatta bazen hiç kum kullanılmamaktadır (Nitrat Problemi).

   

İz element eklenmesi ve Su Değişimi:

Berlin sisteminde de, eksilen iz elementleri, ölçüsünde ekleme yapılmaktadır. Mercanların ve Alglerin büyümesi için bu elementleri eklenmesi gereklidir. Ayrıcana Protein Skimmerde sistemde eklenmiş olan birçok yararlı elementi, tüketilmeden toplamaktadır. Berlin sisteminde bunların seviyesi hakkında tahmin yeteneğini geliştirmek gerekir. Çünkü sadece Kalsiyum, Magnezyum yada Strontyum gibi ana iz elementlerinin ölçülmesi mümkündür. Eksilen elementleri tamamlamak için su değişimi çok uygun düşmektedir. Bu sayede Akvaryumda fazla olan maddeler azaltılmakta, eksik olan maddeler ise eklenerek çoğaltılmaktadır. Bu sebepten, su değişimi de Berlin Sisteminin bir parçasıdır. Su değerlerine göre, haftalık yaklaşık %5 yada aylık %15 - %20 oranında su değişiminin yapılması gerekir.

 

Votka, Zeolit’de Bakteri

İleriki zamanlarda, zeolit, votka ve bakteri terimlerini sık sık duyacaksınız. Yakın yada uzak bir zamanda mutlaka sizde bu terimlerle yüzleşeceksiniz. Bu sistemlerden birini tercih eder yada denemek isterseniz size önerimiz, mutlaka uygulama öncesinden bu konu hakkında tüm bilgileri edinmenizdir. Akvaryum severler arasında çok ender bu kadar farklı görüşler bir araya gelmektedir. İlk bakışta tahmin edilmeyen şey, sistemler ayrı gözükmekle birlikte aslında o kadar da ayrı olmadıklarıdır. Tüm bunlar Berlin sistemini çıkış noktası olarak kullanmaktalar (Kayalar, Dekorasyon, Ps). Bu 3 sistemde de önemli olan kuvvetli bir Ps’in kullanılmasıdır. Özellikle Zeolit siteminde daha da renkli sert mercanlar görülmektedir.

 

Yazar: Frank Diehl, Robert Baur-Kruppas 

 

Türkçe’ye Çeviri: Suat Özdemir

 

 

Deniz Akvaryumlarında Filtre Sistemleri;Derin Kum Yatağı A - D(eep) S(and) B(ed)

Amerika’da yıllardır Dr.Ron Shimek öncülüğünde yaygın olarak kullanılan bu sistemin dalgası yavaş yavaş Avrupa'da ulaştı. Amerika’da aşağı yukarı en yaygın sistemin DSB olduğunu söyleyebiliriz. Dergilere aktarılmadan önce, yada Deniz akvaryumculuğu sempozyumlarında anlatılmadan önce mutlaka ki Almanya da bu sistem hakkında bazılarımız kafa yordu. 

Prensip olarak burada, yüksek taban malzemesi esastır. Taban yüksekliği en az 8, daha iyisi 10 hatta bazen 20 cm yapılmaktadır. Kullanılan taban malzemesi çok ince olmalıdır. İncelikten kasıt, normal kum tanesi bile bu sistemde büyük kalmaktadır. Tane boyutu aşağı yukarı 0.06 mm’den başlayıp, max. 2 mm olmalıdır. Dr. Shimek’e göre kum büyüklüğü 0.125 ile 0.250 arasında olmalıdır. Bu öneriye rağmen gerek Amerika da, gerek diğer ülkelerde, daha büyük çaplı kum kullananlar çıkmış ve başarılı sonuçlar almışlardır. Burada önemli olan, gerçektende çok ince kum kullanmak gerektiğidir. Akvaryumlarda kullanılan iri boyutlardaki kum, bu iş için uygun değildir.

Son zamanlarda Taban malzemesi çeşidi çok arttı. Her şey 2003 yıllının ortasında, Alman bir ithalatçının “Live Sand” denilen Canlı Kum’u ithal etmesi ile başladı. Bu ana kadar birçok Akvaryumda, sadece daha büyük taneli kum kullanılmaktaydı. 2004 yılında ise DSB kumu gibi, daha birçok ince kum çeşidi geldi. Kilosu 11 Eu gibi fiyatla satılan “Live Sand” direkt denizin içersinden çıkartılmakta ve taze olarak paketlenip ithal edilmektedir. Bu kumda Derin Kum Yatağı için gerekli olan ufak organizmalar vardır. Ayrıca günümüzde akvaryumcularda Pasifik ve diğer tropikal denizlerden gelme, bol çeşitte ince taneli kum bulunmaktadır.

 

Dr. Shimek’e göre her 2 yılda bir, kum içersindeki ufak hayvancıkların sayısını arttırmak bakımından “Detrivore Kits” (Sanırım Detrius‘dan geliyor. Detrius=küçük kurtçuklar, minik deniz yıldızları vs.) ilave edilmelidir. 

Dr. Jens Kellmeyer daha 2002 yılında Balık ve sürüngen fuarında, yüksek ve daha alçak taban malzemesinin etkileri üzerine, Deniz sempozyumunda açıklamaları olmuştur. Ona göre daha alçak bir taban malzemesi, yüksek bir taban malzemesine göre daha az etkilidir, hatta yükseltinin az olanın fayda sağlayacağına, nitrat bile üretebilir. Ayrıca Jens Kellmeyer burada gösterdiği bir film ile, sadece kalın mercan kırığı kullanımında, bu kum tabakasında da akıntının oluştuğu ve bu bölgede Oksijensiz ortam oluşmadığı için Nitrat çözülümü oluşamayacağını gösterdi. Bu arada Jens Kellmeyer’in kendi akvaryumu 1000 litre olup, içersinde yaklaşık 100 kilo taban malzemesi vardır. Shimek’in öngörüsüne uymayıp hem kalın mercan kumu, hem de ince mercan kumu bir arada karıştırılarak kullanılmaktadır. 

 

Kum, kaynağına göre birçok Mineral içermektedir. Örneğin Mercan adaları çoğunlukla Volkan patlaması ile oluştuğu halde, Rifflerde kalsiyum içermeyen kum çok ender bulunur. Nehirlerin deniz ile birleşimlerindeki Quarz kumda ise, çoğunlukla silika içermektedir (yosun problemi). Bazı istisnalar hariç (örneğin içersinde maden filizi varsa) DSB için Kum’un mineral yapısı genellikle önemsizdir. Esas önemli olan Kum’un mümkün mertebede ince olmasıdır. Kum ne kadar ince ise DSB o kadar iyi çalışır. Tabi burada da bazı sınırlar vardır. Belli bir incelikten daha küçük taneli kum da uygun olmaz. Bu durumda taban kumunda bazı bölümler oluşur ki burada biyolojik Filtrasyon gerçekleşmez. 

Kum tanecikleri arasındaki açıklık çok küçük olur ve organizmalara için yer kalmaz ise, bu takdirde kullanılan kum bu organizmalara yataklık edemez. Kum tanecikleri arasında yaşamakta olan bu organizmalar, DSB’nin fonksiyonunda önemli bir yer tutar. Bu organizmalar zamanla sadece kendi boyutlarına uygun kumda yaşar. Daha kalın kum kullanılırsa, bu sefer kum başka organizmalara da yataklık eder. Sonuç itibarı ile Kum’un tane büyüklüğü hangi boyutta ve çeşitlilikte organizmaya yataklık edeceğini belirler. Aynı zamanda kum tane büyüklüğü, içersinden suyun ne hızda yada yavaşlıkta geçeçeğini de belirler ki, gene bu hangi yoğunlukta mikroorganizmalara yataklık edeceğini etkiler.

 

 

 

 

  Derin Kum Yatağının nasıl çalışır?

 

Su akıntısının, kumun derinliklerinde azalması sonucu DSB kumunda değişik bölümler oluşur. Oksijenli bölge, Karışık bölge ve Oksijensiz bölge. Oksijenli bölgede Akvaryumda olduğu gibi oksijen ihtiva eder ve burada Nifrifikasyon gerçekleşir. Daha aşağıda karışık tabakada ise Oksijen bulunmaz yada çok az vardır ve en alt tabakada ise oksijensiz bölüm vardır. DSB’de birçok organizma yaşar. Özellikle DSB’nin üst tabakasında bu organizmaların önemli bir rolü vardır. Bu bahsedilen organizmalar Ufak kurtçuklar, böcekler vs. olmaktadır. Dr. Shimek’e göre oluşan Tortu ve çökeltide birçok proses’in gerçekleşebilmesi açısından, bu organizmalardaki çok çeşitlik önem kazanmaktadır. Bu hayvancıklar öncelikle yem ve balıkların artıklarını tüketerek, işlenebilir maddelere çevirirler ki, bunlarda bakteriler tarafından tekrar işlenir, ta ki sistemden zararsız bir gaz olarak uzaklaşana dek. 

Kum’un üst tabakasında akıntı ve Difüzyon ile hep oksijence zenginleşecektir. Oksijeni de bu tabakada yaşan canlılar tarafından, kendi yaşamları için kullanacaktır. Shimek’e göre hızlı bir biçimde bu Oksijen tüketilmesi sayesinde, DSB alt tabakalarında karışık ve Oksijensiz ortam oluşmaktadır. Bu 2 tabakada anaerop bakteriler yaşamaktadır, bunlar aynı zamanda Denitrifikasyon gerçekleştirirler. DSB’deki oluşan besin maddelerine göre daha ufak tabakalar vardır. Her tabakada birbirinden farklı bir micro organizmalar yaşar. Her grup kendi için ihtiyaç duyduğu farklı besin maddesini tüketir. 

 

 Bunu şu şeklide düşünebiliriz:

Kum yüzeyinde, yem artıkları ve balıkların artıkları ile beslenen hayvancıklar birçok atığı tüketir (Kurtcuklar yada salyangozlar gibi). Saklanmak ve tükettiği bu atıkları sindirebilmek için kum’un daha derin tabakalarına giderler. Bir sonraki tüketimde, tam burada Kum’un derinliklerinde gerçekleşir. Bu hayvancıkların tüketimi sonucu, oluşan ayrılmış maddelerle diğer organizmalar yaşamaktadırlar.Bu bir tam döngü olup, bir sonraki de bir önceki organizmanın artığını yemektedir.

Çevirmenin Notu : Bu sistemde biyolojik bir Filtrasyon söz konusudur. Kısaca teorik olarak, kum ne kadar kalın ise en alt’ta o kadar çok Oksijensiz ortam oluşur ki bu 9-10 Cm’den itibaren gerçekleşir. İşte bu Oksijensiz ortamda Anaerop bakterileri devreye girer. Bu bakteriler ortamdaki uygun besinleri tüketirken Oksijen ihtiyacını da Nitrat’daki (NO3) Oksijeni kullanarak sağlarlar (Denitrifikasyon) NO3 --> NO2 --> NO --> N2O --> N2 serbest haldeki Azot gazı ise sistemden zararsız bir şekilde havaya karışması ile birlikte Nitrojen döngüsünün son halkası tamamlanmış olur. . 

 

 

 Sonuç :

Kum yatağının tam anlamı ile işleyebilmesi için, mutlaka kum tanesinin gerekli incelikte olması gerekmektedir. Bu büyüklük 0.125 – 1 mm arasında olmalı ve taban bu kum ile yaklaşık 10 Cm yada daha fazla yükselti olacak şekilde taban kaplanmalıdır. Bu az önce okuduğunuz üzere birçok hayvancığa ve organizmaya yataklık görevi görür. Bundan sonrası zamanla otomatik olarak kendiliğinden gerçekleşecektir. Bu organizmanın Popülasyonu biraz size, biraz mali durumunuza, biraz da balık Nüfusu’na bağlıdır. Yukarıda bahsedilen “marine detrivore kits” ile akvaryumdaki organizma sayısını ve çeşidini arttırmanız kuşkusuz ki önemlidir. Kumda ne kadar çok, çeşitli organizmalar yaşar ise tüm akvaryum sistemi içinde o kadar iyidir. 

Ama özellikle şuna dikkat edilmesi gerekmektedir. Birçok akvaryum sahibi, kalın kumlardaki tortuları ve balık artıklarını sistemden uzaklaştırmak için, düzenli olarak yaptığı gibi, DSB’deki kum asla karıştırılmamalıdır. Karıştırma esnasında bu ufak ekosistemin bozulması, sonucu ağır olan nedenlere hatta kayıplara sebep olabilir.

Ron Shimek bu konumda, yiyeceğini kumda arayıp bu şekilde beslenen balıkları mümkün olduğunca önermemektedir. Bu tür balıklar onun görüşüne göre DSB kumun üzerinde negatif etki yapmaktadır. Bu balıklar kumları süzerek, özellikle bizim çoğaltmak istediğimiz hayvancıkları yemektedir. 

 

 

Kum süzerek beslenen balıklar evet/hayır? Ron Shimek ve Jens Kellmeyer farklı düşüncedeler. 

 

Jens Kellmeyer bu düşüncenin tam tersi bir fikri savunmaktadır. O özellikle bu tür balıkların DSB beslenmesi gerektiğine inanmaktadır. Genellikle bu tür balıklar sadece yüzeyin 1-2 Cm’lik kısmındaki kumu süzmekteler. Çok nadir olarak kuyu açarlar yada kısa zamanda tüm yüzeyi kazarlar. Bu tür balıklar aynı zamanda Detritus (balıkların artıkları vs.) parçacıklarını kumdan topladığı için, bu atıkların çoğalmasını önlemektedirler. Bu atıklar sistemden uzaklaşmadığı taktirde, yani birikip kumun altında Oksijensiz ortamda çürümesiyle zaman içersinde yüzeye ulaşarak zehirli toxsid artıkların serbest kalmasına neden olur. Belki bu tür balıklar yararlı organizmaları tüketmektedir, fakat sistemden uzaklaştırdıkları Detriuslar göz önüne alınınca, bu dezavantajlarını bertaraf etmektedirler. 

 

 

 

Aslında bu yemek ve yenilmekten oluşan bir döngünün bütünüdür. Kumun içersindeki göremediğimiz bu hayat, Deniz akvaryumlarının daha doğal bir şekilde çalıştırmamıza olanak tanır. 

Özellikle bu tür bir sistem/ akvaryum kurmak isteyenler için, önemli bir şeyi daha söylemek ve açıklamak isteriz. Ron Shimek’in önerileri doğrultusunda hazırlanan birkaç DSB tankları çökmüştür. Bununla ilgili Amerika’daki Forumlarda bazı bilgiler vardır. Olumsuz oluşum hep şu şekilde gerçekleşmektedir: Birdenbire kum üzerinde siyah bir leke belirmekte, Sülfür Akvaryum suyuna karışmakta ve ardından da balıklar ölmektedir. Bu nedenle tabanı rahat bırakmak ve karıştırmamak çok önemlidir. Tahminen bu sebepten dolayı da, Shimek DSB sistemi ile birlikte Protein Skimmer kullanılmasını tavsiye etmektedir !

 

Bu yazının büyük bir çoğunlu Dr.Shimek’in çalışmasından oluşmuştur. Yazarlar ise bu çalışmayı sadece önemli kısımları ile, yazıyı sınırlamışlardır. Aynı şekilde yıllardır DSB sistemi üzerine çalışan ve bu konudaki bilgisinin büyük bir kısmı burada yer alan Jens Kellmeyer’in görüşleri içinde geçerlidir. Bu yazıyı hazırlayan 2 yazar da, gerek Ron Shimek gerekse Jens Kallmeyer’i, bu sistemi akvaryum severlere yakınlaştırmak için gösterdikleri çaba için tebrik eder. 

Bu yazı ile, akvaryum severlerin DSB veya benzeri başka doğal sistemlere ilgi duymasını ve uğraşacaklarını ümit etmekteyiz. 

 

Yazarlar :

Frank Diehl, Robert Baur-Kruppas [c] 2004 by matuta.com ve korallenriff.de

 

Suat ÖZDEMİR 

Deniz Akvaryumlarında Çamur Filtresi (Refugium) - Miracle Mud ;

Çevirmenin Notu :

Bu çamur filtre sisteminin kaynağı olan Miracle Mud çamuru pahalı bir üründür ve Türkiyede satılmamaktadır. Türkiye’de benzer sistemlerin uygulaması, çamur yerine normal taban malzemesi olarak uygulanmış hali mevcuttur. Bu yazının değişik bir Filtre tekniğini öğrenek isteyenlere ve Refugium'un özelliklerini öğrenmek isteyenlere faydalı olacağını düşünüyorum.

 

 

“Mucize Çamur“ (Özel Bakterilerin olduğu Filtrasyon çamuru) son yıllarda, artan memnuniyetle kullanımı çoğalmaktadır. Bu doğala yakın sistemin geçmişi, Leng Sistemine uzanmaktadır.

 

 

Mucize Çamur - Miracle Mud

 

Ekstra bir tank ile (Üst sistem yada alt sistem) Refugium elde edilir ve burada Çamur ile hızlı büyüyen Algler (Caulerpa) yer alır. Refugium akvaryum üstüne kurulursa, su ana akvaryumdan bir pompa vasıtası ile üst sisteme aktarılır. Refugium gözlerinden geçen su tekrardan ana akvaryuma akarak döner. Alt sistem kurulması durumda su taşma deliğinde Sump’un ilk gözüne akar ve bir pompa vasıtası ile sump’un son gözünden tekrar ana akvaryuma gönderilir. Bu sistemde Protein Skimmer kullanılmaz çünkü zararlı maddelerin(Nitrat, Fosfat) çamur tabakasının yüzeyinde ve Alglerin büyümesi ile yok edilmesi istenilir.

 

 Kurulumu

 

Örnek bir Askı Filtre - Refugium. (Kamer=Türkçe’si oda, bölüm)

 

 

1. Göz bioballer ile doludur. Burada Amonyum – Nitrit – Nitrat döngüsü gerçekleşir. Aslında Tuzlu suda kullanılmayan bu sistem (bioball’rin suyun içersinde kullanımı) burada özellikle kullanılmaktadır. Çünkü ancak bu sayede oluşan nitrat 2. gözde başarılı bir şekilde işlenir. 

 

 

Sump’un 1. göz’ü ile 2. göz’ünü ayıran cam aslında yekpare değildir. Tabandan 15 cm yüksekliğe kadar bir cam kullanılmıştır. 2 cam ise birinci cam ile aralarında takriben 1,5 cm açıklık kalacak şekilde kullanılmıştır. Bu sayede su 2.göz’e bu boşluktan akar. 2 Gözde ise takriben 5 cm yüksekliğinde bakteri çamuru (Miracle Mud) vardır. Caulerpa yosunları bu çamurun üstünde yer alırlar. Suyun 1.Gözden 2.Göz’e ortadaki açıklıktan akması nedeni ile yumuşak olan çamuru bulandırmaz. 2.göz ile 3.göz’ü birbirinden ayıran cam taşma prensibine göre yapılmıştır. Bu camın yüksekliği, 1.gözdeki yarığın yüksekliğinden bariz daha yüksektir. Bu nedenle 1.gözden 2. göze gelen su akıntısı önce arka cam’a çarparak kırılır ve büyük kısmı 3.Göz’e taşarken, sadece ufak bir kısmı tabanda alt yüzeysel akıntısını oluşturur. 2.Gözde ön cam ile arka cam arasında dik açı ile takriben 5 cm yükseklinde 1 yada 2 cam konularak çamurun bir noktada birikmesi önlenir. (Bu şekilde yapılmasının tek amacı yumuşak olan çamurun az da olsa dip akıntısı nedeni ile suya dağılmasını ve bir yerde birikmesini önlemektir.) 3. ve 4. Göz’ün amacı kopmuş olan alg parçalarını tutmaktır ve buraya da bioball konula bilinir. Ama bu sefer buraya konulan Bioball’lerin amacı sadece mekanik Filtrasyondur. 

 

Kullanılan Örnek bir Askı Filtre

 

 

 Özelliği

 

Özellikle bu tarz bir sistem Plankton ihtiyacı gidermesi bakımından ilgi çekici olabilir. Bu Refugium’a ana akvaryumdan balıkların girişi olmadığı için, burada Planktonlar ve daha birçok ufak canlı yaratıkçıklar yetişir ve ürerler. Daha sonra bunlar Refugium ’dan Ana akvaryuma geri dönüş suyu ile taşınır ve buradaki balıkların kullanımına olanak olur. Örneğin burada minik karideslerin yumurtlamasına olanak verilebilinir. Ayrıca Refugium sayesinde gerek burada, gerek ana akvaryumda olsun özellikle geceleri daha da çok minik canlı gözlemlenir. 

 

 Atıkların ayrıştırılması

 

En az 5 cm yüksekliğe sahip olması gereken Kalın çamur tabakasında, bilenen Nitrat ayrıştırılması gerçekleşir. Aynı zamanda burada yetiştirilen Alglerin (Caulerpa yosunu) budanması yada sökülmesi ile, bu Alglerin büyümesi esnasında hücre duvarlarında biriken Fosfat’ da sistemden uzaklaştırılmış olunur.

 

 Akıntı

 

Nitratın optimum düzeyde ayrışması için Filtrede su miktarının en az 10 katı akıntı oluşmalıdır. Refugium içersinde bir pompa ile bu akıntıyı oluşturmak yetersiz kalabilir. Çok yüksek yada düşük nitrat değeri oluştuğu takdirde, akıntı hızı ile oynayarak deneme yapmanız gerekir. 

 

 İz elementleri ve Kalsiyum

 

Eser element ihtiyacı akvaryumundaki mercanların büyümesine, kullanılan miktara ve renklenmesine bağlıdır. Bu sistemde de aylık en az %5 ila %10 su değişimi, diğer sistemdekiler gibi önerilir. Diğer sistemlerde olduğu gibi kalsiyum ihtiyacını Kalsiyum reaktörü yada Kalkwasser ilavesi ile giderilebilinir. Sarı maddenin elimine edilmesinde yüksek kalitede Aktif kömür kullanılabilinir.

 

 Işıklandırma

 

Çamur üreticisinin önerisine göre 24 saat ışıklandırma yapılmalıdır. Bu sayede Algler mola vermeden düzenli büyümeye devam ederler. Işıklandırma ne kadar kuvvetli olursa (örneğin T5 Flüoresanları) Alglerdeki büyümede o denli çok olur. Ama Işıklandırma için harcanan enerjinin çok oluşu nedeni ile PS’e nazaran elektrik masrafı anlamında bir avantaj elde edilemez. 

Burada düzenli olarak hızla büyüyen alglerin budanması sayesinde, özellikle Fosfat ve az miktarda Nitrat sistemden atılır. Işıklandırmanın 24 saat yapılması ayrıca Karanlık olan ana akvaryumdaki PH değerinin stabilize olmasına etki eder. 

 

 UV Kullanımı

 

Uygun bir Uv kullanımı ile parazitlere karşı diğer sistemler kadar etkili olmayabilir (çamur nedeni ile)

Özellikle hassas olan Tang gibi balıklar burada parazit ve hastalıklara karşı korunmamış olurlar.

 

 Varyasyonlar

 

Birçok kullanıcı tarafından artan bir sayıda,değişik uygulamalar burada da gelişmiştir.

Örneğin Refugium’un Birinci göz’üne Ozon verilmesi. Buradaki amaç UV lambasının etkinliği artırmak ve sistemdeki sarı maddeleri yok etmekti. Doz aşımı çok rahatlıkla fark edilebilinir. 2. Gözde yer alan İlk sıradaki Caulerpa yosunlarının ölmesi daha doğrusu verilen Ozon sonucu “yanması” gözlemlenirse verilen Ozon azaltılmalıdır. Bu yaşayan yosunlar sayesinde Ozon’daki doz fazlalığı çok kolaylıkla görülür. Ozon’un sistem üzerinde negatif bir etkisi yoktur. Tam tersine etkisi olumlu yöndedir. Filtrenin 1. Gözünde Bioball’ler sayesinde Amonyum, Nitrit ve Nitrat’a biyolojik olarak Okside olmaktadır. Ozon verilmesi ile 1.gözde kimyasal bir oksidasyon gerçekleşir. 

 

 Kullanıma geçilmesi

 

Çamur filtreye konulurken devir daim pompalarının mutlaka devre dışı olması gerekmektedir. Sebebi ise aşağıdaki resimde açıkça görülmektedir. 

 

 

İlk kullanımda sistem yavaş vayaş oturabilmesi açısından, hemen tam kapasite ile yosunlarla doldurulmamalıdır. Başlangıçtaki birkaç yosundan, zaman içersinde yeni yosunlar elde edilip bunlar dikilir. 

 

 

 Bakım

 

Çamurun üreticisi, kullanılan çamurun 2 yıl sonunda %50 oranında değiştirilmesini öngörmektedir. Burada kullanılan çamurun %50 si atılmalı ve yerine yeni çamur konulmalıdır.

Almanya’da en uzun süredir bu çamur sistemini kullanan Markus Resch’in uygulaması 

Çamuru ilk kurulumundan sonra, 1,5 yıl kullanıp, çamurun ¼ ve 6 ay sonra tekrardan ¼’ünü değiştirmekteyim. Tüm çamur değişene kadar bu şekilde devam etmektedir. Bu şekilde sistem çok daha iyi dengeli bir şekilde çalışmaktadır. Özellikle akvaryumunuz Riff ise bir kerede çamurun %50 oranında değiştirilmesi sakıncalı olabilir

 

 Alternatifler

 

Miracle Mud çamuru yerine farklı malzemelerle yapılan birçok uygulamalar vardır. Amerika ve Almanya’da aynı tane büyüklüğünde ve aynı etkinliğe ulaşmak amacı ile yapılan birçok deney vardır. 

 

 Sonuç

Aynen DSB ve Jauber sisteminde olduğu gibi doğal bir Filtre sistemi olup Ps kullanılmamaktadır ki buna da ihtiyaç yoktur. Ps’in önemli iz elementlerini yok ederek yaptığını burada doğal bir şekilde gerçekleşmektedir.

 

Yazarlar

 

Frank Diehl, Robert Baur-Kruppas © 2004 by matuta.com und korallenriff.de 

Not: Bir sonraki Filtre sistemi olarak jaubert sistemi tercüme edilecektir.

 

 

 Çeviri dışı ek notlar

Makalenin önsözünde dediğim gibi bu çamur Almanyada oldukça pahalı'ya satılmaktadır. Bu çamuru kurutup kimyasal yapısını analiz edenler aslında bu çamurun ahım şahım özel bir maddeye sahip olmadığı sonucuna vardılar. Bu çamurda bilinen mineraller dışında bazı iz elementleri de bulundu. Ama bulunan hiçbir madde Tuzlu su ile reaksiyona girecek maddeler değildi. Sonuç itibarı ile satılan bu pahalı ürünün, aslında özelliği olmayan bir çamur olduğu düşünüldü. Jens Kallmeyer (Almanya’da ünlü bir Tuzlusu araştırmacısı) aslında bu Sump’un işe yaramasındaki en büyük özelliğinin yapısından kaynaklandığını belirtiyor. Yani çamur yerine kum kullanımı ile aynı fayda sağlanabilinir. Okuduklarıma göre yosunu’nun olduğu bölümde su tabana teğet bir şekilde hızlıca akıyor. Çamur içersinde de bu akıntı az da olssa var. Bu oksijence zengin akıntı bu bölümdeki cam engellere çarpalarak bölümden bölüme geçiyor ve bu arada oksijence fakirleşiyor. Oksijence fakirleşen su ve NO3 ile bakteriler No3’deki Oksijeni kullanıp NO3 zararsız hale getiriyorlar.

 

Suat ÖZDEMİR

 

Deniz Akvaryumu Jaubert Filtre sistemi Örnek Uygulama

 

Yaklaşık 1,5 yıldır, 300 litrelik Karayip biyotobu olan bir akvaryumum var. Özel mercanlarım ve balıklarım olduğundan, bunların bakımı için uygun şekilde beslemem gerekmekteydi. Bu nedenden dolayı Nitrat seviyem 40 – 50 mg/l arasında kalmaktaydı. Bu benim için çok yüksekti. Ne yapmam gerekiyordu? Ayrıca akvaryumum küçük gelmeye başlamıştı. 2. bir bağlantı tankımın olmasını isterdim.

3 adet çözüm seçeneği karşıma çıkıyordu.

 

1-Nitrat Filtresi (Sülfür Reaktörü yada Votka metodu)

Benim için kullanılması rizikoluydu ve gereksiz yere yer işkal etmekteydi.

 

2-Refugium

Refugium’ un özel taban malzemesi benim için pahalı idi. Ayrıca burada başka canlı beslemenin olanağı görmüyordum, çünkü buradaki yüksek algler (Bitki) için alan gerekmekteydi.

 

3-Jaubert sistemi

Deniz akvaryumcularının raporları ve mercanlar için ideal bir Nitrat ayrıştırıcı. Ayrıca ikinci bir tank olarak Akvaryumuma bağlayıp kullanabilirim.

 

Bu benim için en pratik çözümdü. Ayrıca benim için bir meydan okumaydı. Acaba gerçekten de sistem, reklamı yapıldığı kadar iyimiydi?

Ana akvaryumun altında filtre tankımın yanında, 60 cm uzunluğunda, 30 cm genişliğinde, 50 cm yüksekliğinde bir tank için yer vardı.

Jaubert tankının kuruluşu 11 Ocak 2003

İnternetteki öğrendiklerim ve Dergilerden okuduklarımdan yola çıkarak beyaz bir plastik ızgara (Tavan lambaları için kullanılan) aldım ve Filtre tankı ölçülerinde kestim. Artık olan çöpleri ise (Ufak 1,5 – 2 cm yüksekliğindeki parçalar) mesafe yükseltici olarak bu ızgaranın altına koydum.  Bu şeklide sistemin ana unsuru olan Plenum oluştu.

 

 

Mesafe yükseltici olarak kullanılan ızgara parçacıkları. Bunun üzerine taban ızgarası konulacak.

 

 

<big></big>

 

 

 

 

Izgaranın üzerine Sinek tutucu tül konuldu. Bu tül, üsteki mercan kırığının bu tabakaya düşmesini önlemektedir.  Bu tül’ün dayanıklı ve zaman içersinde yırtılıp bozulmayacak olan bir malzemeden seçilmesi önemlidir.

 

 

 

<big></big>

 

 

Bu sineklik tülünün üzerine yıkanmış 3-5 mm büyüklüğünde iri kum (mercan kırığı) konulur.

 

 

 

<big></big>

 

 

Yaklaşık 5 Cm taban yüksekliğinden sonra, tekrardan sineklik tülü konulur. Bunun sebebi kazıcı yengeç ve diğer canlıların taban malzemesini kazarak Oksijenli ve Oksijensiz bölgeleri birbiri ile karıştırmaları engellemektir. İkinci konulan sinekliğin üzerine tekrardan taban malzemesi eklenerek toplam kum yükseltisi 10 cm’e getirilir.

 

 

 

<big></big>

 

 

Jaubert sisteminde, tabanda mümkün olduğunca çok serbest kalıp, engelsiz bir şekilde Difüzyon’ un gerçekleşmesi sağlanmalıdır. Bu yüzden büyük canlı kayalarımı ayrı Plexsiglas sehpa’nın üzerine koydum. Sadece ufak olanları, yüzey alanı ufak olan tarafı kum’un üzerine gelecek şekilde yerleştirip, arkasındaki plexsi sehpayı sakladım.

 

 

<big></big>

 

 

Ve son olarak tuzlu su ile doldurup ana takla birlikte çalıştırmaya başladım. Sistem Bypass tankı olarak bağlı ve her hangi bir ters durumda istediğim zaman ayırabilirim.

 

 

<big></big>

 

2 ay sonraki görüntü.

 

 

 <big><big></big></big>

8 Haziranda çekilmiş olan görüntü Fotoğraf   (c) M. Kruppas

 

 

 

 

Takriben bir yıl sonra sistem üzerine deneyimlerimi ve gözlemlerimi ayrı bir rapor olarak sizlere açıklayacağım.

 Sabine Mülder

 

Çevirenin notu:

 

Sonucun ne olduğunu hakkında başka bir yazının olmaması nedeni ile sonucu merak edip mail ile neticeyi sordum. 

<big></big>

Gelen cevap : Başlangıçta 40 mg/Lt. olan Nitrat seviyesi her hafta azalarak, zaman içersinde 20’ye ve daha sonra 10 mg/Lt. düştü. Bu sistemin benim açımdan olumlu gerçekleştiğini söyleyebilirim. Tankta artık sürüngen beslediğim için, bu sistemi kullanmıyorum.

 

 

Yazı ve Fotoğraflar © Sabine Mülder, © Korallenriff.de

Çeviri : Suat Özdemir