Okyanus Canlıları ve Simbiyoz

Kuşbakışı uzunluğu 2000 kilometreyi aşan Büyük Set Resifi'nden bir görüntü, Avustralya Tropik mercan kayalıkları: Denizlerin yağmur ormanları
Binlerce canlının yaşama ortamı bulduğu tropik mercan kayalıkları, barındırdıkları tür çeşitliliği açısından dünyanın en zengin biyotopları olan yağmur ormanlarıyla karşılaştırılabilir. Balıklar dışında kalan mercanlar, karides yengeç gibi kabuklular ve diğer deniz böcekleri, süngerler, istridyeler; deniz kurtları, hıyarları ve kestaneleri ve diğer omurgasız canlıların hepsi omurgasızlar adı altında toplanırlar. Bu tanımlamaya göre, suni denizaltı biyotopları denilebilecek tropik deniz akvaryumları üç grup canlıdan oluşur: Balıklar, omurgasızlar ve yosunlar (algler). Bütün yıl boyunca 25°-30°C arasında kalan su sıcaklıklarını tercih eden, bol ışık ve berrak sular gerektiren tropik mercanların yaşama alanı, genelde 30° Kuzey ve 30° Güney enlemleri arasında sınırlı kalmıştır. Hint Okyanusu'nda Maldiv Adaları, Pasifik Okyanusu'nda Filipinler ve Endonezya, Karayipler ve Kızıldeniz göz alıcı tropik mercan kayalarının bulunduğu önemli bölgeler arasında sayılabilir.
 
Bir deniz akvaryumunda, çeşitli renklerdeki Acropora cinsi sert mercanlar Mercanların yaşama savaşındaki başarılarının sırrı: Simbiyoz
Yaşayan tek bir mercan bireyine polip adı verilir. Ağız, mide ve dokungaçlardan oluşan polipler kolonileşerek büyük mercan topluluklarını oluştururlar. Bazı mercan türlerinin polipleri, kendilerine sürekli besin sağlayabilmek için zooxanthellae cinsi sarı-kahverengi simbiyotik alglerle çok ilginç bir ortak yaşam biçimi geliştirmişlerdir. Bu alg hücreleri, mercan dokusunun epidermis tabakasında, ikinci hücre sırasında dizilmişlerdir. Böylece polipin içinde yaşamalarına rağmen dışarıdan ışık enerjisi alıp fotosentezle kendilerinin ve polipin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini üretebilirler. Polip, zooxanthellae'sına karbon kaynağı olarak solunum artığı karbondioksit, azot ve fosfat kaynağı olarak da başta amonyak (NH3) olmak üzere sindirim artıklarını verir. Buna karşılık zooxanthellae, polipten aldığı hammaddeleri kullanarak ürettiği karbohidrat ve proteinlerin %98'ini polipe verir. Böylece polip, simbiyotik yosuna güvenli bir yaşama ortamı ve gübre, yosun da polipe sürekli besin garanti eder.
 
Yumuşak mercanlar grubundan rengarenk mantar anemonları Dokusunda simbiyotik algleri barındıran mercanlara hermatipik veya simbiyotik, bulundurmayanlara ise ahermatipik denir. Hermatipik mercanlar besin gereksinimlerinin çoğunu simbiyotik yosunlarının kendilerine sunduklarıyla karşılarlar. Geri kalan açığı da dışarıdan yakaladıkları artıklar, plankton, bakteri ve diğer küçük canlılarla kapatırlar. Deniz akvaryumlarında hermatipik mercanlara ayrıca yem atmaya gerek yoktur; uygun spektrumlu özel metal-halid (HQI) lambalarıyla sağlanabilecek güçlü ışık ve akvaryumdaki diğer canlıların artıkları yeterlidir. Zooxanthellae algleriyle kurdukları ortaklık, hermatipik mercanlar için organik besin maddesi bakımından fakir fakat ışığı bol olan berrak tropik sularda milyonlarca yıldır başarının anahtarı olmuştur.

Fakat günümüzde, özellikle de son yüz yıl içinde ortaya çıkan ciddi boyutlardaki deniz kirlenmesi, binlerce canlıya yaşama alanı sağlayan mercanları tehdit etmektedir. Suların organik atıklarla yüklenmesi ve tortulanarak berraklığını yitirmesi sonucu simbiyotik mercanlar avantajlarını yitirmekte ve yerlerini hızla sünger gibi suyu filtreleyerek beslenen canlılara ve her tarafı kaplayan yosunlara bırakmaktadır. Mercan kayalıkları (resifleri) nasıl oluşur?
Mercanlar sert (stony corals) ve yumuşak (soft corals) olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Sert mercanlar, korunmak ve belirli bir yapı içinde kolonileşmek için iskelet oluştururlar. Yumuşak mercanlar iskelet oluşturmazlar. Yumuşak mercanların bir bölümü, sert mercanların büyük bir çoğunluğu simbiyotiktir. Sert mercanların son derece karmaşık yapıda olan iskelet yapıları, kalsiyum (Ca), magnezyum (Mg) ve strontyum (Sr) elementlerinin karbonat (CO3) bileşiklerinden oluşur. Üst üste gelerek büyüyen ve yayılan iskelet yapısının altta kalan bölümleri zamanla dağılıp ezilerek sıkışır ve kristalleşerek kireç taşına dönüşür. Kireç taşının binlerce-milyonlarca yıl birikmesiyle de günümüzde bilinen en büyük yapılar, yani mercan kayalıkları (resifleri) oluşur. Bu şekilde oluşmuş en büyük mercan kayalığı, Avustralya'nın Kuzeydoğu kıyısındaki Büyük Set Resifi'dir (Great Barrier Reef). Deniz akvaryumunun tatlısu akvaryumundan farkı nedir?
Deniz gibi dev bir su kütlesinde fiziksel ya da kimyasal (sıcaklık, pH, oksijen, tuzluluk, suyun bileşimi...) her türlü günlük ya da mevsimsel değişim yok denecek kadar azdır; olsa bile çok yavaştır. Bu nedenle deniz canlıları genel olarak, sudaki her türlü değişime karşı, değişimlere daha alışık tatlısu canlılarına göre çok daha az toleranslıdır. Deniz akvaryumları, çok bilinçli kurulması ve bakılması gereken, tatlısu akvaryumlarına göre daha hassas ekosistemlerdir. Bir deniz akvaryumunu kurmak kadar devamını getirebilmek de önemlidir. Büyük resif akvaryumlarında gerçek sonuç kendisini 1-2 yıl sonra belli eder.

Deniz tuzu
Deniz suyu, sadece su, sodyum ve klorürden oluşmayan, yeryüzündeki hemen her elementi içeren kompleks bir çözeltidir. Çevresiyle sürekli biyokimyasal alışveriş içinde olan deniz canlıları, yaşam fonksiyonlarını sürdürebilmek için tamamen bu çözeltinin bileşimine bağımlıdır. İşin ilginç yönü, kutup denizlerinde olsun, tropik denizlerde olsun, tuzun yoğunluğu değişmesine rahmen bileşimi, yani içerdiği inorganik (karbon içermeyen) bileşiklerin relatif oranları hemen hemen aynıdır. Deniz suyunda en çok bulunan elementler birim hacimdeki toplam ağırlıklarına göre sırayla klorür (Cl), sodyum (Na), magnezyum (Mg), sülfür , kalsiyum (Ca) ve potasyumdur . Sonra bromin (Br) ve karbondan  başlayıp altına (Au), iridyuma (Ir) ve hatta platinyuma (Pt) kadar sıralanır. Deniz akvaryumlarında kullanılacak tuzun hem doğru kimyasal bileşimde, hem de doğru miktarda olması gerekir. Pratikte tuzun yoğunluğu genellikle özgül ağırlık/konsantrasyon skalasına sahip hidrometreyle ölçülür. Tropik akvaryumlar için optimal özgül ağırlık 1.022-1.025 g/ml arası değerlerdir. Bu da yaklaşık % 3.3 yoğunluğa karşılık gelir; yani 1 litre suya yaklaşık 33 gram deniz tuzu. Özellikle de hassas omurgasızları yaşatabilmek için, piyasada özel olarak deniz akvaryumları için satılan en kaliteli deniz tuzları kullanılmalı ve bir kez başarılı sonuç alındıktan sonra marka hiç değiştirilmemelidir.
 
Bitkisel yaşam açısından çoğunluk, tatlısularda bitkilerde, denizlerde ise yosunlardadır. Yapraklı Caulerpa yosunları, çok çeşitli renkte ve biçimdeki tatlısu bitkilerini aratmazlar. pH ve amonyak
Tatlısu akvaryumlarının pH (asitlik) değeri genelde 7.0-7.8 arası, deniz akvaryumlarının ise 8.0-8.5 arasıdır. Suyun pH değeri yükseldikçe, sudaki amonyum (NH4) ve amonyak (NH3) ikilisinde amonyuma göre çok daha zehirli olan amonyağın payı yükselir. Sudaki amonyak konsantrasyonunun 0.01 mg/litrenin üzerine çıkması, balıklar da dahil deniz canlıları için ölümcüldür. Diğer bir deyişle, amonyak birikimi, pH değeri yüksek tuzlusuda daha ciddiye alınması gereken bir tehdittir. Bu nedenle deniz akvaryumlarına, tatlısu akvaryumlarına göre daha az sayıda balık konabilir. Tatlısu akvaryumları için önerilen ölçü 1 cm balık boyu başına 1 litre su iken bu, deniz akvaryumları için 1 cm balık boyu başına 10 litre sudur.
Üç tip deniz akvaryumu: Balık, omurgasız, resif
Bakımları açısından kolaydan zora doğru üç tip akvaryum tanımlanabilir:

1) Sadece balıkları içeren balık akvaryumu
Balıklar, suyun bileşimine karşı omurgasızlar kadar hassas değillerdir. Nitratın 30 mg/litreye kadar yükselmesi önemli bir sorun yaratmaz. Simbiyotik mercanlar gibi fotosentez yapan canlılar olmadığı için özel metal-halid lambalarına gerek yoktur. Uyumlu türlerin seçilmesi önemlidir.
2) Sadece omurgasızları içeren omurgasız akvaryumu
Simbiyotik mercanları yaşatabilmek için, mavi renk spektrumunu da yeterli miktarda içeren özel ışıklandırma gerekir. Nitratın 10mg/litrenin üzerine çıkması yosunları arttıracağı için hassas omurgasızlar için tehlikelidir. Sudaki nitratı ve diğer organik atıkları düşük düzeylerde tutmak için genellikle bir protein toplayıcı (skimmer) kullanılır. Uyumlu türlerin seçimi önemlidir; birçok mercan türünün bir arada uzun süre yaşayamadığı tespit edilmiştir.
3) Hem balıkları, hem omurgasızları içeren resif akvaryumu
Omurgasız akvaryumunda dikkat edilmesi gereken konular resif akvaryumları için de aynen geçerlidir. Organik atıkların, omurgasızları tehdit edecek düzeye çıkmaması için ancak çok az sayıda balık konabilir. Balıklar, biribiriyle uyumlu ve omurgasızlara zarar vermeyen türlerden seçilmelidir. Akvaryumu organik atıklarla kirletmeden balıkların yeterli besini almasını sağlamak bu tip akvaryumların ayrı bir zorluğudur.
Akvaryum tekniği
Kullanılan teknik donanım açısından en önemli farklar, resif akvaryumlarında simbiyotik mercanlara uygun özel ışıklandırma (genellikle metal-halid lambaları) ve protein toplayıcı kullanılmasıdır. Protein toplayıcı, türlü organik atıkları henüz bakteriler tarafından parçalanmadan bir kapta toplayarak akvaryumdan uzaklaştırılmasını sağlar. Böylece akvaryumda nitrat gibi azotlu bileşikleri ve organik maddeleri (karbon bileşikleri) düşük düzeylerde tutmak mümkün olur.
 
Pembe-kırmızı koralin yosunlarıyla kaplı Endonezya kökenli canlı kayalar ve bir mantar anemonu Biyolojik filtrasyon için canlı kayalar
Çok çeşitli yöntemler kullanılmakla birlikte, büyük resif akvaryumlarında biyolojik filtrasyonun önemli bir bölümü canlı kayaların içinde ve kumda gerçekleşir. Canlı kaya, içinde çok çeşitli bakterilerin, küçük kabukluların, süngerlerin, kurtların, istridyelerin ve daha henüz tanınmayan canlıların yerleşmiş olduğu, sert mercanların ve diğer canlıların iskeletlerinin ve kabuklarının birikimiyle oluşmuş, gözenekli kalkerli taşlara verilen isimdir. Canlı kayalar doğadan toplanır. Hayat barındırmayan kalkerli taşları akvaryumda canlı kayalarla aşılayarak canlı kaya haline getirmek mümkündür. İnce gözenekli yapıları nedeniyle canlı kayalarda farklı grup bakteriler tarafından nitrifikasyonla (amonyağın oksitlenerek nitrata dönüşümü) denitrifikasyon (nitratın deokside olarak serbest azot gazına dönüşümü) aynı anda gerçekleştirilir. Bilinç = Bilgi + Duyarlılık
Özellikle omurgasız ve resif akvaryumlarını kurup birkaç yıl başarıyla işletebilmek için pratik tecrübe gereklidir, ancak yeterli değildir. Başarı için mutlaka kimya, biyoloji ve ekolojinin temel kurallarını bilmek, bunun için de çoğu yabancı dillerde yazılmış kaliteli yayınları dergilerden, kitaplardan ve internetten takip etmek gerekir. Bu konuda tatlısu akvaryumlarından elde edilecek tecrübeler de çok yararlı olabilir.
 
Tabanda yaşayan Gobiler, saklanmak ve besin aramak amacıyla kazdıkları kumu havalandırarak sağlıklı tutarlar. Deniz akvaryumlarına yeni başlanıyorsa, önce kolay akvaryum tipleriyle tecrübe kazandıktan sonra zorlarına geçmek doğru yöntemdir. Tatlısu balık ve bitkilerinin büyük bir bölümü akvaryumda üretildiği halde, halen deniz canlılarının çoğu insan eli altında üretilemiyor ve doğrudan doğadan, üstelik bütün kontrollere rağmen bazen çevreye çok zararlı kimyasal maddeler kullanılarak yakalanıyor. Özellikle kimyasal maddelerle uyuşturularak yakalanmış balıkların büyük bir çoğunluğu, kronik karaciğer bozuklukları nedeniyle ya yolda, ya da konuldukları akvaryumda ilk birkaç ay içinde ölüyor. Bazı türler ise, gerçekte hiçbir zaman akvaryumlara tam anlamıyla uyum sağlayamadığı halde, renklerinin güzelliği nedeniyle geçici bir dekor anlayışıyla pazarlanıp yavaş bir ölüme mahkum ediliyor. Deniz akvaryumu kurmaya girişen bir akvarist bunların bilincinde olmalı, akvaryumlara zor uyum sağlayan türleri kesinlikle satın almamalı, hatta canlıların nereden ve hangi şartlarla getirildiğini soruşturmalıdır. Her zaman için bakımı kolay ve akvaryumda üretilebilen türler tercih edilmelidir. Hem güzel, hem de bakımı nispeten kolay birçok balık ve omurgasız türü vardır.
 
Kuru temizleme istasyonuna gelen Melek Balığının deri parazitlerini yiyen bir temizlikçi karides. Deniz akvaryumları çevreye zararlı mıdır?
Tarım artıklarına bağlı çevre kirlenmesi ve aşırı avlanma yüzünden günümüzde zarar görmemiş çok az sayıda tropik mercan biyotopu kalmıştır. Getirilmeye çalışılan bütün uluslararası kurallara rağmen balıkçılar halen, dinamit ve dibi tarayan ağlarıyla mercan kayalıklarına büyük zararlar veriyorlar. Bilinçsizce avlanma sürdükçe balık azalıyor, balık azaldıkça da kalanları adeta kazımak için kullanılan yöntemler sertleşiyor. Bu kısır döngü içinde nüfusu hızla artan, geçimleri için balıkçılığa bağımlı halklar gittikçe fakirleşiyor. 1994 yılında, irili ufaklı toplam 7017 adadan oluşan Filipinler'de yeni bir proje başlatıldı. Bu projeyle, bilinçsizce avlanma sonucu tahrip edilmiş kıyılarda, resif akvaryumlarından elde edilen tecrübelerle mercan tarlaları oluşturup bazı mercan türlerinin suni olarak üretilmesi hedefleniyor. Amaç, üretilen mercanların eczacılık endüstrisine, halka açık büyük akvaryumlara ve akvaryum sektörüne pazarlanarak yöre halkına ek bir gelir kaynağı yaratılması.
Böylece mercan yetiştirmeyi öğrenen halkın daha bilinçli davranacağı ve kendi geçim kaynaklarını yok etmeyeceği, tersine koruyacağı düşünülüyor. Bu proje tabi ki doğal mercan resiflerini korumak için yeterli değildir; fakat bir başlangıçtır. Bu girişimi başlatanlar da bilim adamlarıyla birlikte organizasyonlar kuran bilinçli akvaristler olmuşlardır. Deniz akvaryumlarının çevreye zararlı olup olmadığı, tamamen bu işle uğraşanların konuya yaklaşımına bağlıdır. Doğru yaklaşımla bakıldığında deniz akvaryumları, doğal zenginliklere karşı duyarlılığı arttıran ideal bir ekoloji öğretmenidir. Bilinçli akvaristler, çevre etiklerine bağlı kalarak doğaya zarar verecek isteklerden kaçınır; tam tersine, yukarıdaki örnekte olduğu gibi doğal zenginlikleri koruyacak yöntemler araştırırlar.
Deniz akvaryumunu klas bir renkli canlılar koleksiyonu düzeyinde algılayanlar ise, bilgi düzeyleri ne olursa olsun doğayı değil, kendi bencilce isteklerini ön planda tutarlar. Sırasında akvaryumda bir yıldan fazla yaşamayacağını bile bile doğada ömrü on yılı aşan gösterişli bir balığı ya da çok hassas bir mercanı satın almaktan kaçınmazlar. Böylece, doğaya zarar vermek pahasına bu canlıları toplayanlara da pazar yaratmış olurlar.
Bu görüşlerden ortaya çıkan sonuç şudur: Deniz akvaryumlarının en önemli altyapı unsuru, malzeme veya canlıdan önce bilinçtir.

Neden Deniz Akvaryumu
Deniz ve okyanuslar insanoğlunu sürekli olarak cezbetmektedir. Çünkü kendi dunyamızın çok dışında olan bu ortamlarda canlıların yaşamları, renkleri, karaktersitik özellikleri gibi konular insanlarda merak uyandırmakta ve şaşkınlık yaratmaktadır.. Bu muhteşem dünyayı görebilmek ve bu dünyanın sakinlerini evlerimize, işyerlerimize konuk edebilmek için deniz akvaryumu son yıllarda en çok tercih edilen hobiler arasında birinci sırayı almaktadır. Renkli su dünyası bizi sadece dinlendirmekle kalmaz aynı zamanda birçok bilgi edinmemizi sağlar.. Tatlı su akvaryumlarına göre çok daha fazla rengi ve canlı türünü beslememize olanak sağlayan deniz akvaryumu aynı zamanda omurgasız ve mercan beslemenin tek yoludur.

Kurulum
Deniz akvaryumları için genel geçer kural olarak "akvaryum ne kadar büyük olursa bakım o kadar kolay olur" kuralı doğrudur. Peki neden? Çünkü akvaryumun sahip olacağı su hacmi fazladır ve daha fazla canlı beslemek için olanak sağlanmaktadır. Kurulacak olan akvaryumun hacmi göz önüne alınarak uygun kalınlıkta cam seçilmelidir.. Camların bilgisayar kesimli ve rodajlanmış olması gerekmektedir. Özel akvaryum silikonuyla yapıştırılan camların kayıtlarla desteklenmesi gerekmektedir.

Filtrasyon
Öncelikle şunu bilmelisiniz deniz akvaryumu kapalı dış filtrelerle filtre edilemez.. Kapalı dış filtreler sadece fiziksel olarak gözle görülebilen atıkları tutmaktadır. Suyun oksijenlenmesi ve biyolojik filtrasyondan geçmesi için kule sistemli filtre tankının kullanılması gerekmektedir. Kule içerisinde yeterli miktarda bioball ve mercan kırığı bulunmalıdır.. Su bioballer üzerinden yağmurlama sistemiyle geçmelidir. Mercan kırıklarının suyun altında kalmasında fayda vardır. Hepsinden önemlisi protein skiimerin kalitesi ve çalışma kapasitesidir. Protein skimmer akvaryumun su hacminin iki katı kapasitede çalışması gerekmektedir.

Bakım
Deniz akavaryumu sürekli kontrol gerektiren bir sistemdir. Su kalitesinin haftalık periyotlarla kontrol edilmesi gerekmektedir. Başlıca kontrol edilecek parametreler nitrit, nitrat, amonyak ve pH değerleridir. Su değerlerine bakılarak su değişimleri veya bakteri ekimleri yapılabilir. 15 günde bir dip çekimi yapmakta fayda vardır.

Deniz Akvaryumu kurarken mutlaka profesyonel bir ekipten yardım alın.. Baslangıçta ucuza kaçmak uzun vadede çok daha fazla masrafa neden olacaktır.. Balık kayıpları zamanla sistemi yenilemenizi gerektirecektir. Bu nedenle kurulum yaparken mutlaka kaliteli malzeme ile doğru sistemi kullanın..