Deniz Akvaryumlarında Musluk Suyu Kullanımı

Su arıtım cihazı reserve osmos R/O

Tuzlu su karşımınızı hazırlamak veya eksilen suyunuzu tamamlamak için çeşme suyu mu kullanıyorsunuz? Eğer öyle ise ileride sıkıntı yaşayabilirsiniz.İçme suyu yerel su kaynaklarının arındırma işleminden geçse de ,genellikle yabancı maddeler ve kimyasallar hala bu suda bulunur.Aşağıda tuzlu su akvaryumlarında çeşme suyu kullanımı sonucu doğabilecek potansiyel problemler anlatılmıştır ;

Çoğu şehir suyu departmanı, potansiyel bakteri patlamalarını önlemek için sistemlerini klor ile temizler ve/veya kloramin bileşikleri ekler, buradaki problem şudur ;

Piyasada satılan birçok klor arındırıcı ürün sudaki temel  klorin elementlerini giderebilir , ama kloramin bağını kırmak içinyeterli olmaz.Bu yüzden kullandığınız klor gidericinin kloramini giderdiğine de emin olmalısınız.

Eğer Yerel su departmanı sudaki bakterileri öldürmek için ayarlaması gerektiği klorin/kloramin mitarını iyi ayarlayamazsa ,suda bir bakteri patlaması yaşanabilir , aşağıda bu gibi bir durumda neler yaşanabilineceğine dair bir örnek verilmiştir ;

“Uzun yıllar önce balık üretimi yaptığımız sıralarda , tüm balık büyütme sistemimizde (toplamda 10ton’un üstünde bir sistem) bir bakteri patlaması oldu.Bunun sonucunda balıklarda bakteriyel enfeksiyonlar görüldü ve biz sebebini bulamadık.Bir aydan fazla bir süre içinde ,bir çok su değişimi ve tank temizliğinden sonra ,sorundan kurtulmak için tüm sistemimizde nitro-furzaone tedavisi uygulamak zorunda kaldık , bu tedavi sorunumuzu çözdü fakat biyolojik filtrasyon sistemimizi de oldukça zayıflattı.Bir kaç ay sonra yerel gazetede yayınlanan genel bir duyuru gördük.Bildiri  su departmanı tarafından yayınlanmıştı ve birkaç ay önce su kaynakarının birinde olan bakteri patlamasından bahsediyordu.Bu duyuruyu görünce kafamızda bir ışık çaktı.Sistemimizde eksilen suyu tamamlamak için çeşme suyu kullanıyorduk ve bu su kaynağındaki bakteri patlaması bizim tanklarımızda problem yaşadığımız zamana denk geliyordu.Bununla birlikte bu dönemde (biz de dahil olmak üzere) bir çok insanın mide ağrısından şikayetleri olmuştu.Bu dönemde çok balık kaybettik fakat bunu bir uyarı olarak gördük ve tekrar böyle bir problem yaşamamak için gerekli önlemleri aldık.”

Eğer çeşme suyu kullanmak ile ilgili düşünceleriniz varsa,içinde ne olup ne olmadığını görmek için suyu uzmanlara test ettirebilirsiniz.Fakat ,test sonuçları olumlu gelse de asla değişmeyeceğini garanti edemeyiz.Çeşme suyunda yapılan testler ,aylık , haftalık hatta günlük değişiklikler bile gösterebilir.

 
 Fosfat ,nitrat ve silikat suda doğal olarak oluşan elementlerdir , ve çeşme sularında bu elementlerin yüksek miktarlarda bulunmaları alışılmadık bir durum değildir.Bunları gidermeden akvaryumunuza çeşme suyu eklerseniz , herseferinde bu istenmeyen elementlerden bir miktar daha suyunuza girmiş olur ve bu da akvaryumunuzda yosun oluşumuna sebebiyet verir.

Bakır ve demir de özellikle resif canlılarına zararlı elementlerdir ve çeşme suyunda sıklıkla görülürler.

Çeşme Suyunu akvaryumda kullanmak için neler yapılabilir ?

-Zararlı bakterileri öldürmek için klorin eklenip akvaryuma koymadan önce klordan arındırılabilir fakat bu sudaki fosfat ,nitrat ve silikat gibi  zararlı elementleri ortadan kaldırmaz veya resif akvaryumlarına çok zararlı olan demir ve bakır gibi ağır metal elementlerin suya karışmasını engellemez.

-Suyu klorinden , karbolik asit,koku ve problem yaratabilecek birkaç elementten daha arındırmaya yardımcı olan karbon filtre kullanılabilir.

-R/O cihazı satın alınabilir.

“Kesin olaran Tuzlu Su Akvaryumlarında çeşme suyu kullanılmaz!” diyebileceğimiz bir kaynak yoktur fakat bunu daha önce deneyen bir çok akvarist problem yaşamıştır ve size kullanmamanızı tavsiye eder.Kullanmayı düşüyorsanız en azından yukarıda verilen tavsiyelerin birini uygulamanız yararınıza olacaktır.

 Uzun süreli çeşme suyu kullanımının, tuzlu su akvaryumlarında sebep olabileceği durumlar ;

Eskiden tuzlu su akvaryumu literatüründe , çeşme suyu kullanımı fazla önemsenmezdi.Tuzluluk oranı doğru ise suyun hazırlanışı doğru idi. Geçmiş yıllarda  “çeşme suyu artı deniz tuzu eşittir deniz suyu” olarak bilinirdi , bu artık yer sularında bulunan kirletici maddeler yüzünden geçerli değildir. Yüksek nitrat ,zirai ilaçlar ,fosfat ve silisik asit seviyeleri ,çeşme suyunu kullanmamızı 15 yıldır engelleyen etkenler arasından en öne çıkanlarıdır.Çoğu hobici çeşme suyunu kullanmadan önce işlemden geçirmelidir.
 
(Nick Dakin, The Book of the Marine Aquarium, Tetra Press, 1992, sayfa 83)

Genel olarak konuşmak gerekirse ,herhangi bir tanınmış tuz karışımı ,çeşme suyu ile karıştırılarak tatmin edici bir çözüm üretmek için yeterlidir.Fakat şuna dikkat edilmelidir ;Çeşme suyu istenmeyen kirletici maddeler (nitrat ,fosfat , sülfat vs..) içerebilir ve çeşme suyunu R/O cihazı kullanarak saflaştırmak zorunda kalabilirsiniz.Bir çok deneyimli akvarist  ,hassas omurgasızlar ve balıklar besliyorlarsa böyle yapmaktadır ve tüm tuzlu su akvaryumu sahiplerine böyle yapmalarını öneririm.
 (Julian Sprung, Aquarium Fish Magazine)

Yapay deniz suyu yapmakta kullanılan suyun bileşimi ,hazırlanan suyun kalitesine direk etki eder.Çeşme suları ve kuyu suları kimyasal özellik olarak değişiklikler gösterir ve hazırlanan yapay deniz suyunun kalitesini riske edebilirler.İçeriklerinde bulunan nitrat , fosfat , ağır metaller, organik bileşikler ve toksinler bunun sebebidir.Suyla beraber akvaryumumuza ne olduğu bilinmez maddeler de eklemek istemiyorsak en doğrusu suyu kullanmadan önce R/O ile veya deiyonizasyon sistemleri ile işlemektir.
 
(John Tullock, Successful Saltwater Aquariums, Coralife)

İlginçtir ki , akvaristler genelde sentetik deniz suyu hazırlamak için kullandıkları tatlı suyun kalitesini önemsemezler ve çoğu çeşme suyu kullanır.Ben bunun tam tersini özellikle tavsiye ederim , ne yazık ki çeşme suları ve kuyu suları akvaryum kullanımı için uygun değerlerde değildir ve başarısız olmuşlardır.Bu suların içindeki zararlı maddeler ,içmek için kullandığımızda sorun yaratmasa da tuzlu su akvaryumlarında kullanıldığında yaratır.Akvaryumlarda yosun oluşumunu arttıran fosfat , silikat , toksik metaller (bakır gibi) çeşme sularında bulunabilen zararlı elementlerdir.Tuzlu su akvaryumlarında kullanılmadan önce mutlaka saflaştırılmasını tavsiye ederim.

 Kaynak:http://www.aquaticcritter.com.

Çeviri : Emre Çakın

 

Sudaki Ağır Metallerin Zararı

Sürekli ağır metal tabirini kullanıyoruz. Peki, nedir bu ağır metaller? Hepsi zararlı mıdır? Yoksa belirli miktarlarda faydaları var mıdır? Bu yazıda ayrıntılarıyla ağır metalleri ve zararlarını anlatacağım. Elbette ki bunlar 2 cümleyle özetlenemeyecek kadar geniş konular ancak biz sadece hobi için geçerli olan kısmını bilsek yeterli.

Zamanında yeryüzünde zararlı sayılabilecek düzeyde bulunmayan ağır metaller, insanların toprakta daha derinlere inip madencilik faaliyetlerine başladığından ve yaygın kullanım sahası oluştuğundan beri bu düzeylere çıkmıştır.



Alüminyum

Normal şartlarda içme sularında bile bulunabilen bir ağır metaldir. Zararı yüksek bir ağır metal değildir ancak yüksek dozlarda maruz kalındığında sinir sistemine zarar vermektedir.

Antimon

Henüz zararları açık bir şekilde tespit edilemese de kalp ritmini bozduğu kanısı yaygındır.

Arsenik

Belki de en sık adını duyduğumuz ağır metal arseniktir. İçme sularındaki ciddi artışları insanlar üzerinde daha da büyük tehlikelere yol açıyor. Arseniğin gerçekten ciddi zararları var. Eskiden prensesler tenlerinin beyazlaması için arsenik kullanırlarmış. Doğru arsenik ten beyazlatır ancak bu güzelleştirici özelliğinden değil kan hücrelerimizi patlattığı içindir. Alyuvarlar yani oksijen taşıyan kan hücrelerinin mitokondrileri yoktur. Bu nedenle sadece oksijensiz solunumla enerji üretirler. Buradan elde edecekleri enerji sadece 2 ATPdir. Arsenik vücuttaki reaksiyonlarda fosfat aldatıcısıdır diyebiliriz. Fosfatın bağlanabileceği hemen her şeye bağlanır. Bu sebeple arsenik vücuttaki enerji üretimine ciddi bir kota koyar. Bir süre sonra enerjisiz kalan kırmızı kan hücreleri ise infilak eder. Benzer bir şekilde arsenik oksijenli solunumdan elde edilen enerjiyi de kısıtlamaktadır. Vücut 1 glikozu yakarak elde ettiği enerjiyi nerdeyse 5 glikozu yakarak elde etmeye başlar. Arseniğin kırmızı kan hücrelerini patlatması sonucu vücut fazladan kırmızı kan hücresi yapmaya başlar ve patlayan hücreler nedeniyle de aynı anemideki gibi vücuttaki demir oranı giderek artar.

Bakır

Bakır yaşam için gerekli iz elementlerden biridir. Vücutta stres mücadelesinde rol oynayan gerekli elementlerden biridir ancak fazlalığı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu artıştan özellikle karaciğer ve beyin etkilenir.

Baryum

Baryum doğada en az bulunan ağır metaller arasındadır. Baryum suda çözünüp balıklar tarafından yüksek miktarda alındığında ve vücutlarında biriktiğinde kasların güçsüzleşmesine, beyin ve karaciğerde hasara ve kalp ritminin bozulmasına yol açar.

Bizmut
Bizmut zararı düşük olan bir ağır metaldir. Tatlı su balıklarına etkisi yoktur ancak tuzlu su balıklarında çok yüksek dozlarda belirli bir miktar boşaltımla ilgili sorunlar görülebilir.

Cıva

Cıva insanlar için çok zararlı bir ağır metalken balıkları nerdeyse hiç etkilememektedir. Bunun nedeni de balıkların cıvayı metil cıva olarak vücutlarında biriktirmeleridir. Metil cıva balıklara zarar vermezken insanlarda ciddi sorunlara yol açar. Bu nedenle insanların cıva alımları genellikle balık yemek vasıtasıyla olmaktadır.

Kadmiyum

Kadmiyum bilinen ve son yıllarda miktarı önemli ölçüde artmış çok zararlı bir ağır metaldir. Kadmiyum genelde çinko ile kompleks oluşturur. Kadmiyumun çapı kalsiyum çapına çok yakın olduğu için barsaklardaki kalsiyum pompalarıyla beraber kana karışır. Kadmiyum çinko reaksiyonlarını da engelleyici özelliktedir. Vücutta biriken kadmiyum iki şekilde birikir. 1.si böbreklerde birikerek böbreğin işlevini bozar ve çeşitli hastalıklara sebep olur. 2.si ve balıkları da ilgilendiren yönü ise kemiklerde kalsiyumla beraber yapı taşı olarak kullanılmasıdır. Kadmiyum kalsiyumun yerine geçtiği için zamanla kemiklerde kırılgan bir yapı oluşturur. Kadmiyum aynı zamanda üreme bozukluklarına da neden olur ve kısırlık oluşur. Çinko reaksiyonlarını engellediği için de bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Aynı zamanda sinirsel iletişimi de olumsuz yönde etkiler.Kadmiyum çevreye ve insanlara özellikle sigara yoluyla yayılmaktadır.

Kalay

Kalay tehlikeli düzeydeki ağır metallerdendir. Kalayın etkileri kadmiyum ve arseniğin etkilerini çağrıştırmaktadır. Bağışıklık sistemi zayıflaması, karaciğer hasarı, kırmızı kan hücrelerinin sayısının azalması, kromozomal bozukluklar verdiği hasarların başında gelir. Ancak kalayın su yoluyla canlılar arasındaki transferi oldukça azdır. Daha çok besinlerden birikim yapar.

Krom

Krom(III)insanların ihtiyaç duyduğu bir iz elementtir. Ancak yüksek orandaki alımı toksik etki gösterdiği gibi Krom (IV) de tamamen zararlıdır ve vücutta kullanılmaz. Kromun verdiği zararların en başında karaciğer sorunları ve bağışıklık sisteminin oldukça zayıflaması gelir. Aynı zamanda genetik anlamda mutasyonlara neden olan ve kanserleşmeye ortam hazırlayan durumları oluşturur.

Kurşun

Kurşunun kullanılışı trajikomik bir yok oluşla beraber yaygınlaşmıştır. Batı Roma imparatorluğu su borularını, yemek araç gereçlerini ve daha birçok şeyi kurşundan yapmışlardır. Uzun yıllar sonucu vücuda her yoldan akın eden kurşun Romalıların sonunu hazırlamıştır. Zaman içinde kadınlarda doğurganlığın bozulması ve doğan çocuklarda meydana gelen mental gerilikler ortaya çıkmıştır. Öyle ki, son Roma imparatorlarının gerizekalı olduğu iddia edilmektedir. Bu sebeplerden ötürü Roma imparatorluğu kolayca yıkılmıştır. Ancak bu yıkılışını nedeninin çok sonra kurşun olduğu ortaya çıkmıştır. Mevcut bölgelerde kurşun oranı yoğun olduğu zaman suyun pHı 7 nin üstüne çıkarılmalıdır. Aksi takdirde kurşun suya çok kolay karışmaktadır. Benzer bir şekilde kalay da asitli suya kolayca karışabilir. Kurşunun zararları, beyinde hasar, öğrenimin düşmesi, doğurganlığın ve erkeklerde sperm yapımının ve kalitesinin azalması, kan basıncında artış ve sinirsel iletiminde aksama olarak özetlenebilir.

Nikel

Nikel zararlı etkisi çok olan bir ağır metaldir. Nikel bitkiler tarafından biriktirilebilir ve özellikle sigara dumanıyla birlikte taşınır. Nikelin balıklar için oluşturduğu zararlar ise doğumda anormallikler ve kalp rahatsızlıklarını tetiklemesidir. Aynı zamanda kanser yapıcı etkisi büyüktür.

Paladyum

Paladyum çok rastlanan bir element olmasa da bazı bölgelerde ciddi oranda bulunabilmektedir. Paladyumun bütün bileşikleri canlılar için oldukça zararlıdır. Paladyumun başlıca zararları kan yapımını düşürmesi ve karaciğerde kalıcı hasar oluşturmasıdır.

Platin

Platin bir soy metaldir ve kolay kolay hiçbir şeyle reaksiyona girmez. Platinin metal olarak bir zararına rastlanmamıştır ancak tuzları oldukça zararlıdır. Başlıca zararları DNA da meydana getirdiği kalıcı değişiklikler ve kanser, sindirim sisteminde meydana getirdiği hasarlar ve etkilere karşı verilen tepkilerde bozukluklar olmasıdır. Aynı zamanda platin tuzları vücutta hali hazırda var olan diğer ağır metallerin toksisitesini artırmaktadır.

Skandiyum

Nadiren rastlanan ağır metallerdendir. Vücuttaki birikimi karaciğer yetmezliğine yol açar.

Stronsiyum

Stronsiyum balıklar için zararlı bileşikler arasında sayılmayabilir. Çok yüksek dozlarda stronsiyum tuzları alımıyla birlikte kemik gelişimlerinde azalma gözlenebilir. Kaldı ki, suyla transferi oldukça az ve önemsenmeyecek düzeyde olan bir ağır metaldir.
Genel olarak balıklara zarar verebilecek olan ağır metalleri etkileriyle beraber açıkladım. Şimdi ise bunlardan nasıl kurtulabiliriz sorusuna cevap aramak gerekiyor.
Atık sulardaki ağır metallerin arıtımı özellikle mikropsal hücrelerle yapılmaktadır. Burada iki amaç vardır. 1.si sudaki değerli metalleri(altın, gümüş, platin vb.)geri kazanmak. 2.si ise suda toksik etkisi bulunan ağır metallerden suyu arındırarak çevresel kirlenmeyi azaltmak.
Başlıca ağır metal bağlayıcı canlılar bakterilerden Arthrobacter, Citrobacter, Enterobacter
ve Pseudomonas; mayalardan Saccharomyces, Kluyveromyces ve Candida; mantarlardan Neurospora, Penicillium, Aspergillus, Rhizopus ve Pleurotus; alglerden Chlorella, Microcystis, Scenedesmus, Anabeana, Ascophyllum türleri başlıcalarıdır. Ayrıca bazı sucul bitkilerden Eicbbornia crassipes, Ipomoe aquatica, Iris pseudocorus, Azolla pinnata, Lemna minor L. ve Salvina molesta metal biyosorbsiyonu yeteneklerine sahiptir. Yine sucul olmayan tütün bitkisi de iyi bir ağır metal toplayıcısıdır.
Mikropsal hücreler ağır metalleri hücre duvarlarındaki şeker, protein ve yağ molekülleri sayesinde tutabilmektedir. En etkili ağır metal tutucuları ise maya ve mantar hücreleridir.