Deniz Biyolojisi Terim ve Tanımları

Prof. Dr. Ferit Bingel

A

A- (prefix) [siz, sız, a-] Örnek; akromatik (achromatic)-renksiz.
a.m (abrev.) [Saat 12’den önce, öğlenden önce] ® Antre meridiem
AAS (abrev.) [atomik soğurma spektrometresi] ® Atomic Absorption Spectrometer.
AB (abrev.) [Avrupa Birliği] ® European Union, EU.
AB- (prefix) [ab-]  Ters tarafında, öbür tarafta. Aboral (aboral)-ağzın ters tarafında.
A-B DIRECTION [A-B yönü] Ağ yapımında ağ gözlerinin düz hat olacak şekilde kesilmesi.
ABDOMEN [karın] 1- Balık vücudunun alt kısmı.
ABDOMEN [karın] 2- Balığın sindirm organını barındıran kısmı.
ABDOMEN [karın] 3- Karaciğer, böbrek, üreme ve benzeri iç organları barındıran vücut kısmı.
ABDOMEN [karın] 4- Karın. Eklembacaklılarda vücudun ard (arka) kısmı.
ABDOMINAL CAVITY [karın boşluğu] ® Coelom (sölom).
ABDUCTION [abdüksiyon] Bir vücut parçasını ya da uzvu bedenden uzaklaştırma.
ABDUCTOR [abdüktör, abduktor] Uzaklaştıran uzaklaştırıcı. Bir uzvu dışa doğru çeken kas. Uzaklaştırıcı kas.
ABDULFETTAH PASHA [Abdülfettah Paşa] Kaptanıderya. Bahriye Kanunnamesi onun zamanında uygulanmaya başlanan ünlü Osmanlı denizcisi. Öl. 1702.
ABERRANT FISH [sapan balık] Alışılmış, bilinen doğal tipinden renk, şekil ya da davranış olarak sapan (ayrılan) balık.
ABERRANT SPECIES [aberant tür] Bilinen doğal durumundan uzaklaşan tür.
ABERRATION [sapma, aberasyon] Sapma, düzensizlik. ® Chromosom aberration. ® Chromatic aberration.
ABILITY OF FISH TO HEAR [balıkların duyma yetisi] Balıklar ses ötesi (ultrasonic) dalga boylarını algılayamazlar. Buna karşın 16 Hz ile 13 kHz arasındaki esnek ses dalgalarını algılayabildikleri düşünülmektedir. Balıklar yüzerken, beslenirken ve diğer yaşamsal faaliyetlerinde ses çıkartır ve bunu algılarlar.
ABILITY OF FISH TO SMELL [balıklarda koku alma yetisi] Balıklar koku alma organlarıyla (olfactory organs) 1.10-6 ile 1.10-17 oranlarındaki çok seyreltilmiş çözeltileri algılayabilirler.
ABILITY OF FISH TO TASTE [balıklarda tat alma yetisi] Balıklar ancak çok yoğun çözeltileri(n) (tadını) alabilirler.
ABIOGENESIS [abiyogenez] Canlıların (canlı ana-baba olmadan) cansız malzemeden bir anda yaratıldığını öne süren varsayımsal organik olağanüstülük.
ABIOSE [abiyoz] Su yokluğunda canlıların yaşamının geçici bir süre için –yeniden su gelene kadar- yavaşlaması. Örnek; Rotatoria.
ABIOSESTON [abiyoseston] Seston’un yaşamayan kısmı. ® Tripton. ® Seston.
ABIOTIC [abiyotik] Biyolojik olmayan malzeme, faktör, çevre vs.
ABIOTROPHY [abiyotrofi] Göze (hücre) ve dokuların herhangi bir yaralanma görünmeden erken ölmesi.
ABNORMAL [anormal] Normal olmayan durum.
ABNORMALITY [anormallik] Doğal olarak balıklarda bulunmayan durum.
ABORAL [ağızdan uzak(ta)] Aboral. ® Oral.
ABORTUS [düşük] Memelilerde cenin’in tam gelişmeden erken gelişme evresinde yitirilmesi (düşmesi).
ABRA ALBA (WHITE FURROW SHELL) [?] Çift kabuklu bir yumuşakçadır (bir midye türüdür). Avrupa kıyılarının kumlu, çamurlu tabanında bulunur. Rengi beyaz ya da beyazımsıdır. 25 mm uzunluğunda olabilir. Kabuk neredeyse şeffaftır. Tabanda birey sıklığı 14.000 birey/m2’ye ulaşabilir. Üzerinde oldukça fazla inceleme yapılmış bir türdür. Abra alba topluğu çok ünlüdür.
ABRADED FIN [aşınmış yüzgeç] Eskimiş, yumurtlamadan sonra yıpranmış yüzgeç.
ABRAMIS BRAMA (CARP BREAM) [çapak balığı] Tam boyu TL=82 cm ve ağırlığı 6 kg olabilen tabanyüzücü (bentopelajik), ırmakgöçer (potamadrom) olup acısuda da yaşayan sazangil bir balıktır. Karadeniz’de bulunur.
ABSOLUTE ABUNDANCE [mutlak bolluk] Populasyondaki (stoktaki) toplam birey sayısıdır.  Genellikle göreceli bolluktan hareket edilerek tahmin edilir. 
ABSOLUTE CONVERSION RATE OF FOOD [mutlak besin çevirme orani] O besin miktarının o besinden kaynaklandığı düşünülen ek büyümeye bölünmesiyle elde edilen göstergedir (indekstir).
ABSOLUTE FECUNDITY [mutlak doğurganlik, mutlak fekondite] Dişinin toplam yumurta sayısıdır.
ABSOLUTE GROWTH RATE [mutlak büyüme oranı] Birey, stok ya da populasyon büyüklüğünün belirli bir süre ve koşulda güncel artışıdır.
ABSOLUTE RECRUITMENT [mutlak içgöç, mutlak stoğa katılma] Birim zamanda yani belirli bir sürede (genellikle yıl) avlanma büyüklüğü aralığına ulaşan balıkların sayısıdır. ® Recruitment (içgöç, stoğa katılma).
ABSOLUTE ZERO [mutlak sıfır] En düşük sıcaklık değeri; 0 K, -2730C ya da           -4590F.)
ABSORBTION [soğurma] 1- Maddelerin (moleküllerin) yüzeyde tutulması.
ABSORBTION [soğurma] 2- Maddelerin (gaz, sıvı vs) emilmeye benzer şekilde alınması, tutulması.
ABSORPTION [soğurma] 3- Sindirilimiş besinin barsaklarda emilesi.
ABSORPTIVE FEEDING [soğurarak beslenme] Balığın gelişmesinde besin maddelerinin yumurtalık (ovaryum) salgısından alınması ya da çevreden vücut yüzeyi yoluyla alınması.
ABUNDANCE [bolluk] Çokluk derecesidir. Populasyon ya da stok’daki balıkların toplam miktarı olarak algılanır. Bir alanda yaşayan bir canlının örneğin bir balık türünün toplam miktarı, mutlak ya da göreceli bolluk olarak verilebildiği gibi alan başına düşen ya da birim çaba başına düşen değer olarak ta verilebilmektedir. ® Absolute abundance (mutlak bolluk).
ABUNDANCE INDEX (INDEX OF ABUNDANCE) [bolluk göstergesi] Bir stok’un ya da parçasının (örneğin yumurtlayan kısmının) örneklenmesiyle ağırlık ya da birey sayısı olarak elde edilen verilerdir. Göstergeler çoğunlukla göreceli birimler olup bolluğun zaman içerisindeki göreceli değişmesini ifade ederler. Örnek; birim çaba başına düşen avın zaman serisi.
ABYSSAL [abisal, abissal] Yaklaşık 2200-6000 m arasında kalan derin okyanus kesimi.
ABYSSAL FISH(ES) [abisal balık(lar)] Derin denize ve oradaki basınca uyum sağlamış etobur balıkların belirtilmesinde kullanılır. Bu balıkların ağızları büyük olup genellikle buldukları besini yerler. Işık organları vardır.
ABYSSAL FLOOR [abisal taban] ® Abyssal plain.
ABYSSAL PLAIN [abisal ova] 3500 metreden derindeki düzlükler.
ABYSSAL ZONE [abisal kuşak] Derin denizin 2200-6000 metre derinliğinin orta kesimi
ABYSSOBENTHIC [abiso-tabancıl, abisobentik] Abisal derinlikteki taban yaşamı.
ABYSSOPELAGIC [abiso-yüzücü, abiso-pelajik] Abisal derinlikteki yüzer-gezer yaşam. 2200-6000 metre derinlikteki su kolonu.
-ACANTHA (prefix) [diken] 1-.
ACANTHA [diken] 2-.
ACANTHIAS [Acanthias] Mahmuzlu camgöz Squalus cinsinin eski adı.
ACANTHOCEPHALUS (pul. ACANTHOCEPHALAN) [akantosefal] Kafasında dikensi tırtıklar bulunan. Ayrıca balıklar, kuşlar ve memelilerin barsağında asalak yaşayan Aschelminthes (=Nemathelminthes).
ACANTHOLABRUS PALLONI (SCALE-RAYED WRASSE) [derinsu lapini] En çok TL=18 cm boyunda olup resiflere bağlı, 30-500 m derinliklerde rastlanan ticari değeri olan bir balıktır. Kıyısal sularda kayalık ve kumlu tabanda bulunur.
ACANTHOPTERYGIANS [dikenliyüzgeçliler] ® Acanthopterygii.
ACANTHOPTERYGII [dikenliyüzgeçliler] Kemikli balıklarda süpertakım. Sırt ve anüs yüzgeçleri dikenlidir. Yüzme keselerinin ağzı kapalıdır. Geniş bir süper takım olup birçok takımı, alttakımı ve aileyi barındırırlar.

Takım/Alttakım
Önemli aileleri
Atheriniformes
Beloniformes
Beryciformes
Cetomimiformes  Cyprinodontiformes
Gasterosteiformes
Mugiliformes
Perciformes
Pleuronectiformes ,
Scorpaeniformes –
Stephanoberyciformes
Synbranchiformes
Syngnathiformes
Tetraodontiformes
Zeiformes
Blennidae
Callionymidae
Cepolidae
Chaetodontidae
Cottidae
Echeneidae
Gobiidae
Labridae
Mugilidae
Ophidiidae
Percidae
Pholididae
Pleuronectidae
Scaridae
Horozbinagiller
Üzgünbalığıgiller
Kurdelebalığıgiller
Kıllıdişligiller
Dereiskorpitigiller
Yapışkanbalığıgiller
Kayabalığıgiller
Lapinagiller
Kefalgiller
Yılansıbalıkgiller
Levrekgiller
Tereyağıbalığıgiller
Yanyüzergiller
Papağanbalığıgiller
 
Sciaenidae
Scombridae
Scorpaenidae
Sparidae
Trachinidae
Trachypteridae
Triglidae
Uranoscopidae
Xiphiidae
Zeidae
Zoarcidae
Gölgebalığıgiller
Uskumrugiller
İskorpitgiller
İzmaritgiller
Çarpanbalığıgiller
Kağıtbalığıgiller
Kırlangıçbalığıgiller
Kurbağabalığıgiller
Kılıçbalığıgiller
Dülgerbalığıgiller
Yılanbalığıanasıgiller
ACCEPTABLE BIOLOGICAL CATCH [kabul edilebilir biyolojik av] ® Allowable biological catch (izin verilebilir biyolojik av). 
ACCEPTABLE CATCH ESTIMATE [kabul edilebilir av tahmini] Bir bölgedeki balık stok’undan yapılabilecek (alınabilecek) av miktarının yaklaşık tahminidir.
ACCEPTABLE IMPACT [kabul edilebilir etki] İnsan faaliyetlerinin balıkçılığa genellikle olumsuz etkisini ima eder. Etki, kaynak için az riskli ise kabul edilebilirlik söz konusu olmaktadır. Etki ve risk tartışma konusu olup bu tanım değişebilir.
ACCESS [giriş] Bir su kesimine kişinin genellikle bir araçla girmesi.
ACCESS RIGHT [kullanma hakkı] Bir su kesimi ya da belirli bir bölgede bir ya da daha çok balık türünü sömürme (avlama) hakkının tanınması, verilmesi.
ACCESSIBILITY [ulaşılabilirlik] Uygun balıkçılık aracı ile o alanda yayılmış balığı avlayabilmek.
ACCIDENTAL CATCH [yan av, rastlantısal av, kazaen av] ® By catch (yan av).
ACCLIMATION POND [uyum havuzu] Yetiştiricilik-besicilik amacıyla genç (erinleş-memiş) balıkların yeni çevredeki özel koşullara alıştırılması için oluşturulmuş havuz.
ACCLIMATIZATION [alışma, uyum, aklimatizasyon] Canlıların yeni çevre koşullarında normal yaşam faaliyetlerini sürdürmeye geçmeleri. ® Adaptation.
ACCOMODATION [akomodasyon] Gözün net görmek için odaklanması. Balıklarda göz merceği ileri geri hareket ettirilerek yapılır.
ACCOMPANY BEHAVIOUR [refakatçi davranış] Aynı türden bireylerle birliktelik oluşturmak için biraraya gelmek. Bazı araştırıcılar, balıklarda birlikte olma ve bulunma davranışının bir şekli olan sürü oluşturma davranışının, balıkların tatlısu kökenli olduklarına dayandırılmaktadırlar.
ACCUMULATION [birikme, akkümülasyon] Birşeyleri biriktirme ve belirli bir süreçte miktarını artırma anlamında kullanılmaktadır. Örnek; kirlilik ögelerinden olan ağır metallerin beliri bir süreçte vücuttaki miktarının artmasıdır.
ACETABULARIA [Acetabularia] Bir gözeden (hücreden) oluşan su yosunudur. Bilinen en büyük gözedir (hücredir). Çıplak gözle görülür. ® Acetabularia mediterranea.
ACETABULARIA MEDITERRANEA nom. illeg. [Tubularia acetabulum nom. legit.] Boyu 4 cm, şemsiyesi 1 cm genişliğinde, beyazımsı-yeşil, tek gözeden (hücreden) oluşan su yosunu. Sakin suların kayalık ve taşlık zemininde 3-4 m derinlikte bulunur fakat 30 m’ye kadar rastlanılabilir.
ACID DEATH POINT [asit ölüm noktası] Suyun asidli olması nedeniyle balığın genellikle pH @ 4.0 civarında ölmesi.
ACID DEPOSITION [asit yağmuru ] ® Wet deposition (yaş çökelme).
ACID LAKE [asit gölü] Suyu pH<6.0 olan göl.
ACIDITY [asidite] Hidrojen iyonu konsantrasyonunun ölçüsü (pH<7.0).
ACIPENSER GUELDENSTAEDTII (RUSSIAN STURGEON) [Rus mersini, Rusmersin, karaca balığı, mersin balığı, Rus mersin balığı] Bilinen en büyük bireyi TL=235 cm ve 115 kg ağırlığındadır. Rapor edilen en yaşlı birey 46 yaşındadır. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. Yakın kıyıda kum ve çamur üstünde bulunur. Genellikle tek gezer. Kışlama ve yumurtlama göçünde sürü oluşturur. Mayıs-Haziran aylarında yumurtlar. Soyu tehlike altındaki türler listesinde yer almaktadır. 
ACIPENSER NUDIVENTRIS (FRINGEBARBEL STURGEON) [şip, biz balığı, mersin balığı, Rus mersini] Bilinen en büyük bireyi TL=200 cm ve 80 kg ağırlığındadır. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. 30-60 m derinliklerde rastlanır. Balıkçılığı ve yetiştiriciliği yapılmaktadır. Çamurlu zemin üstünde, tek gezer. Nisan-Haziran arasında yumurtlar. Soyu tehlike altındaki türler listesinde yer almaktadır. 
ACIPENSER STELLATUS (STARRY STURGEON) [Mersin, çuka, mersin yavrusu, sivruşka balığı, mersin balığı] Bilinen en büyük bireyi TL=220 cm ve 80 kg ağırlığındadır. Bildirilen en yaşlı birey 27 yaşındadır. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. 10-100 m derinliklerde rastlanır. Yakın kıyıda kumlu, çamurlu zeminde bulunur. Gündüz tabanda durur, gece beslenmek için yüzeye çıkar. Havyarı çok meşhurdur. Eti lezzetlidir. Soyu tehlike altındaki türler listesinde yer almaktadır. 
ACIPENSER STURIO (STURGEON) [Alman mersin balığı, mersin balığı, kolan balığı] Toplam boyu TL=500 cm ve ağırlığı 400 kg ve 100 yaşında olabilir. Tabansal (demersal) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. Balıkçılığı ve yetiştiriciliği önemlidir. Genç bireyleri ırmak ağızlarında ve açık suda bulunur. Erinler genellikle yalnız gezer. Yavaş büyüyen uzun yaşayan bir türdür. Havyarı ünlü, eti lezizdir. Yan av olarak avlanması, yaşam ve yumurtlama alanlarının bozulması ve yumurtlama göçü nedeniyle soyu tehlike altındadır. 7-9 yılda cinsi olgunluğa ulaşır. Nehirlerde 2-10 m derinlikte taşlık üzerinde yumurtlar. Yumurtaları yapışkandır. Olgun birey 800.000-2.400.000 yumurta üretir.
ACIPENSERIDAE (STURGEONS) [Mersinbalığıgiller] İlkel balıklar olup çoğunluğu kıkırdağımsı iskletlidir. Kuyruk yüzgeçleri eşit değildir (heteroserktir). Uzun ve yuvarlak vücutlu olup tatlısuda, acısuda ve denizde yaşarlar. Deniz ve tatlısuda çift yönlü daha uygunu yukarıgöçer (anadrom) olup kuzey yarımkürde ılıman sularda yaşarlar. Tatlısuda yumurtlarlar. Erinleri dişsizdir. Derileri kalın olup iri pullar bulunur. Yüzme keseleri büyüktür. Dört bıyık yani sakal taşırlar. Yumurtalarından havyar üretilir. İri cüsseli olup 4 m boya ulaşabilirler. Kumlu, çakıllı, kayalık zemin üstünde bulunurlar. Türkiye sularında Karadeniz’de Acipenserinae altailesinden Acipenser stellatus (Mersin, sivuşka bl.), Acipenser nudiventris (şip, bız bl.), Acipenser ruthenus (çuka, çiga bl.), Acipenser guldenstaedtii (Rusmersini, karaca bl.), Acipenser sturio (kolan bl.) ve Huso huso (Mersinmorinası, morina, beluga bl.) türleri bulunmaktadır. Bütün türlerin soyu tehlike ve tehdit altındadır.
ACOUSTIC [akustik] Duyma ve ses ile ilgili.
ACOUSTIC FISH TAG [akustik balık markası] Balık hareketlerini izlemek için balığa takılan bir cins ses yayıcı.
ACOUSTIC SURVEY [akustik sörvey] Balık bolluğu ve ulaşılabilirliğini belirlemek için yankı iskandili (eko-sonder) ve sonar (su altı radarı) kullanılarak yapılan çalışma.
ACOUSTICAL ENVIRONMENT [akustik çevre] Belli bir ses kaynağını kuşatan çevre.
ACOUSTICAL SURVEYS IN TURKEY [Türkiye’de balıkçılık akustiği çalışmaları] Balıkçılık akustiği çalışmaları yüksek frekanslı ses dalgalarının balıklara çarpıp geri dönmesi ve dönen yankının şiddetinin ölçülmesine dayanır. Bu yöntemle Türkiye sularında ilk kez 1972 yılında Karadeniz’de hamsi ve istavrit stoklarının belirlenmesi çalışması bir FAO/UNDP projesi çerçevesinde Losse ve Johannesson tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çalış-malara, meslektaşlarımızdan daha çok sayın Faruk Kara katılmıştır. Anılan bu çalışmadan 16 yıl sonra (1988) ODTÜ-Deniz Bilimleri Enstitüsü yine Karadeniz’de ikinci bir balıkçılık akustiği çalışmasını NATO-İstikrar için bilim (NATO-Science for Stability) programı desteğinde gerçekleştirmiştir. Bunun da üzerinden şimdilik 20 yıl geçmiştir.
ACOUSTICAL SYSTEM [akustik sistem] Ses dalgası üreten, yayan ve gelen yankıları dinleyerek algılayan sistemdir.
ACTINIA (SEA ANEMONE, SNAKELOCKS) [deniz gülü] Gerçek deniz şakayıklarıdır. Knidliler (Cnidaria) kabilesi, Anthozoa altkabilesi, Hexacorallia sınıfı, Acrinaria takımı, Actinidae ailesinin Actinia cinsidir. Tek yaşarlar. Kalker iskeletleri yoktur. Tabana yapışıktır. Dokunaçlar erinlerde genellikle 8 adettir. ® Snakelocks (deniz şakayıkı).
ACTINOPTERGIANS (RAY FINNED FISHES) [ışınlıyüzgeçliler] ® Actinopterygii.
ACTINOPTERYGII (ACTINOPTERGIANS, RAY FINNED FISHES) [Işınlıyüzgeçliler] Omurga-lıların baskın grubu olup, ışınsı yüzgeç taşıyan balıkları içine alan sınıftır. Bu sınıf altında Teleostei altsınıfı, Acanthopterygii (dikenliyüzgeçliler) üsttakımı ve Mugiliformes, Atheriniformes, Beloniformes, Cetomimiformes, Cyprinodontiformes, Stephanoberyciformes, Beryciformes, Zeiformes, Gasterosteiformes, Syngnathi-formes, Synbranchiformes, Tetraodontiformes, Pleuronectiformes, Scorpaeniformes, Perciformes takımları yer alır. Toplam 27.000 türü tatlısu ve deniz ortamında yaşar. 
ACTION RADIUS [etki alanı, etki yarıçapı] Bir av aracının balığı çektiği (avlayabildiği) mesafe.
ACTIVATED SLUDGE PROCESS [aktif çamur süreci] Atık su arıtma tesislerindeki oksijenli (örobik-aerobic) biyolojik arıtma süreci.
ACTIVE CARBON [aktif karbon] Gözenekli saf karbon. Kokuların ya da ağılı (zehirli) maddelerin giderilmesinde kullanılan kömür (karbon) tozu.
ACTIVE FISHING [aktif balıkçılık] Sabit olmayan, hareket halindeki av aracıyla  yapılan avcılık. Örnek; trol.
ACTIVE SLUDGE [aktif çamur] Atık su arıtma tesislerindeki oksijenli çamur.
ACTUAL MORTALITY RATE [güncel ölüm oranı, yıllık ölüm oranı] ® Annual mortality rate.
ACUS [iğne] akus.
AD- (prefix) [ad-] 1- Aynı yanda, yakınında. Adoral (adoral)-Ağzın bulunduğu tarafta.
AD- (prefix) [eşit, denk] 2- ad-. Örnek; adequate-yeterli uygun.
ADAPTATION [uyum, alışma] Adaptasyon. Organizmaların belirli koşullarda ‘normal’ doğal denilebilecek yaşam faaliyeti göstermeleri.
ADAPTATION TO EXTREME CONDITIONS [uç koşullara uyum] Denizlerde, okyanuslarda uç koşullara uyum sağlamış birçok organizma yaşamaktadır. Bunlara konumuz itibarıyla denizel ortamdan buz balıkları, gelgit balıkları ile hidrotermal ağızlardaki canlılar örnek olarak verilebilir. Ancak uç koşullarda yaşam deniz ve okyanuslarla sınırlı değildir. Karasal ortamda da uç koşullara uyum sağlamış canlılar bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak yaygın bilinen etçil (karnivor) bitkiler; ağılı (zehirli) ve besin değeri düşük ökaliptus ile beslenen kaola, donma tehlikesinde olan kış güveleri, ağılı sütleğen ile beslenen kral kelebeği kurtçukları (larvaları) verilebilir. Uç koşula uyum aslında canlının yaşam payını artıran (hayatta kalmasını sağlayan) mücadeledir. ® Ice fishes (buz balıkları). ® Tidal fishes (gelgit balıkları). ® Organisms at hydrothermal vents (hidrotermal ağızlardaki canlılar).
ADDUCTOR [çekme, aduktör.] Yaklaştırma hareketini yapan kas(lar).
ADFLUVIAL [akargöçer] Göllerde yaşayıp ırmaklara yumurtlamak için göçen. ® Potamadromous.
ADHERENT [yapışık] Kalıtımsal (irsi) olarak bir organa diğerinin yapışık olması.
ADHESIVE DISC [yapışkan disk, emme diski, vantuz çekmen] Değişik yüzeylere yapışıcı organ. Örneğin Echeneidae ailesinden balıkların değişime uğramış sırt yüzgeci, Gobiescoidae ve Liparidae ailelerinde karın (pelvik) yüzgeçleri. ® Sucking disk.
ADHESIVE EGG (VISCID EGG) [yapışkan yumurta] Kum, çakıl, bitki vb’ne yapışkan yüzeyi nedeniyle tutunan yumurta. Akvakültürde istenmez. Yapışkanlık süt ve mazı tozuyla giderilir.
ADIABATIC [adyabatik] Çevreyle herhangi bir ısı değiştokuşu olmaksızın (ısı verip almadan) gerçekleşen anlamında olup besin zincirinde enerji ve madde aktarımı incelemelerinin temel prensibi olarak alınmaktadır.
ADIPOSE [yağ, adipoz] Yağlı. Örnek; yağ yüzgeci (adipose fin).
ADIPOSE EYELID [yağlı göz kapağı, adipoz göz kapağı] Gözün ön ve arka kısmında yer alan ve merkez kısmı açık bırakan koruyucu saydam sarımsı zar. Örnek: Clupeidae, Mugilidae, Scombridae.
ADIPOSE FIN (FLESH FIN) [yağ yüzgeci, adipoz yüzgeç] Sert ışını olmayan küçük sırt yüzgeci. Örnek; Percopsidae Salmonidae, Osmeridae, Argentinidae Myctophidae, Ictaluridae aileleri.
ADMIRAL [amiral] Yüksek rütbeli deniz subayı (general).
ADRIATIC SOLE [dil balığı] ® Pegusa impar.
ADSORPTION [adsorpsiyon] Malzemenin (molekül) katı yüzeye tutunması.
ADULT [ergin, erin] Cinsi olgunluğa ulaşmış hayvan.
ADULT FISH COUNT [erin balık sayımı] Dar pasajlardan (barajlardaki balık merdivenlerinden) yumurtlamak için geçen balıkların belirli sürelerde sayılması. Günümüzde akustik cihazlar ile göç süresince tam sayım yapılabilmektedir.
ADULT STOCK [erin stok] ® Spawning stock.
ADVANTAGES OF BEING SMALL [küçük olmanın avantajları] Eğer büyüme besin bolluğuyla sınırlı ise o zaman küçük vücutlu olmak besine ulaşmada avantajlıdır. Bu iki fiziksel yasaya dayanmaktadır. i) yoğun ortamdan az yoğun ortama geçiş yani yayılma (diffusion) mesefanin karesiyle ters orantılıdır. ii) Aynı şekle sahip nesnelerde yüzey alanının hacme oranı hacim arttıkça azalır. Bunların anlamı şudur. Çok sayıda küçük parçacıklar örneğin gözeler (hücreler) az sayıdaki büyük olanlara oranla besine daha kolay ulaşırlar.   
ADVANTAGES OF FISHERY ACOUSTICAL METHOD [balıkçılık akustiği yönteminin avantajları] i) Balık stoklarının dağılımı hakkında özet bilgi verir. ii) Stok tespitinde biyoistatistiğe gerek kalmaz. iii) Balık davranışları hakkında bilgi verir. iv) Kısa sürede geniş alanları kapsayabilir. v) Veri toplama işlemleri hızlıdır. vi) Göreceli olarak hassas ve güvenilirdir. Bunların ötesinde; vii) Avcılığın yasak olduğu stoklarda av ve çaba değerleri eksikse; viii) Av ve çaba değerlerinin doğruluğundan kuşku duyuluyorsa; ix) Yeni yatırım boyutunun belirlenmesinde kaynak hakkında hızlı bilgi gerekiyorsa; x) Miktarı tespit edilecek balık stoku yalnız kısa bir süre için bölgede bulunuyorsa; xi) İlgi türün ömrü kısa ise ve sanal populasyon analizi için gerekli av ve çaba değeleri zor elde edilebiliyorsa akustik yöntem avantajlıdır.
ADVANTAGES OF FORMING SCHOOLS [sürü oluşturmanın yararları] Sürü oluşturmanın çoklu avantajı vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:
i)   Sürüdeki bireylerin besin bulması daha
     kolaydır.
ii)  Sürü yırtıcılara karşı koruma sağlar.
iii) Üremede eş bulmayı kolaylaştırır.
iv) Kötü çevresel koşullarda yaşama
     şansını artırır.
v)  Göçte bireylere enerji tasarrufu
     sağlar.
ADVECTION [yatay taşınım, adveksiyon] Suların yatay hareketi.
AEGEAN SEA [Ege Denizi] Osmanlıların 19. ve 20. YY arasında “Adalar Denizi” adını verdikleri, Akdeniz sular sisteminde, Türkiye ile Yunanistan arasında yer alan içerisinde çok sayıda adanın bulunduğu yan denizdir. Yüzölçümü 196.000 km2’dir ve güneyde Girit Adası’na kadar uzanır. Türkiye ve Yunanistan arasında canlı ve cansız kaynakların kullanımı, seyir ve sefer ile kıta sahanlığı konularında ciddi sorunların olduğu bir denizdir.
AEGEUM MARE [Ege Denizi] ® Aegean Sea.
-AEMIA (suffix) [-emi] Kanla ilgili. Örnek; septisemi (septicaemia)-kan ağılanması (zehirlenmesi).
AENEUS [eneus] Metalimsi renkte.
AERATION [havalandırma] Çözünmüş oksijen miktarını artırmak için suya hava girişi.
AERATION TANK [havalandırma tankı] Su arıtma tesislerinde havalandırma işleminin yapıldığı tank.
AERATOR [havalandırıcı] Akvaryumdaki oksijeni artırmak için kullanılan pompa.
AERIAL SURVEY [havadan gözlem] Balık hareketleri hakkında alçaktan uçan bir uçaktan doğrudan gözlemleme ya da fotoğraflama yöntemleriyle veri toplama.
AERIAL TRAP [hava tuzağı] Sudan sıçrayan balıkları avlamak için su yüzeyine parallel ve yakın gerilmiş av aracı.
AEROBIC [örobik] Suda çözünmüş oksijenin bulunduğu koşullar.
AEROBIC DECOMPOSITION [örobik ayrışma] Aerobik ayrışma. Oksijenli koşullarda organik maddelerin ayrıştırılması - parçalanması.
AEROBIONT [örobiyont] Serbest oksijeni kullanan organizmalar.
AEROBIOSIS [örobiyoz] Oksijen ve havanın bulunduğu ortamda sürdürülen yaşam.
AEROPHAGIA [hava yutma, örofaji].
AEROPLANKTON [eroplankton] Havadaki plankton. Havadaki küçük canlılar.
AEROSOL [örozol] Gaz fazında (atmosferde) askıda bulunan sıvı ve katı parçacık ve kümelerini belirtmek için kullanılan kavram.
AESTIVAL POND [yaz havuzu] 1- Yalnız yaz süresince oluşan su birikintisi.
AESTIVAL POND [yaz havuzu] 2- İçinde tüm yıl boyunca su olan fakat kışın tabana kadar donan, dolayısiyla içinde geçici süreyle balık bulunan su birikintisi.
AFFINIS [akraba].
AFFINITY [akrabalık] Belirli bazı canlıların bir arada (topluluk oluşturarak) bulunma eğilimi.
A-FRAME [a-yapı] A harfine benzeyen düzenek.
AFRICAN ARMOURED SEAROBIN [dikenliöksüz balığı, dikenli öksüz] ® Peristedion cataphractum.
AFRICAN HALFBEAK [yarımgaga balığı, çomak balığı] ® Hyporhamphus picarti.
AFRICAN LUNGFISH [balçıkbalığıgiller] ® Lepidosirenidae.
AFRICAN SAILFIN FLYINGFISH [uçan balık, uçankefal balığı, uçan balık] ® Parexocoetus mento.
AFRICAN THREADFISH [melek balığı, İskender balığı] ® Alectis alexandrinus.
AFT [pupa] Gemi ya da teknenin geri, arka tarafı, geri istikameti.
AGAMY [agami] Çiftler arasında sürekli bağın olmadığı durum. Yumurtlamadan sonra erkek ve dişinin ayrılması. Örnek, bazı Sihlidgiller (Cichlidae).
AGAR [agar-agar] Mikroorganizmaların büyütülmesinde kullanılan besi ortamı. Alglerden elde edilen ve mikroorganizmaların büyütülmesinde kullanılan jölemsi besi ortamı.
AGASSIZ [Alexandre Agassiz] İsviçre asıllı Amerikalı mühendis ve zoolog (1835-1910). Önce babası ile mühendis olarak çalıştı. Madencilikten çok zengin oldu ve kıyı hayvanlarıyla özellikle Derisidikenliler ile ilgilendi. Kendi gemisiyle Karayipler’de derin deniz faunasını inceledi. Panama’nın her iki tarafındaki faunayı karşılaştırdı. Yayınladığı eserindeki tabloları kendisi çizdi.
AGASTRIC [midesiz] Midesi olmayanlar. Bazı etobur Cyprinidae (sazangil) ailesi fertlerinin gerçek anlamda midesi yoktur.
AGE [yaş] Balık yaşamında tamamlanmış yıl sayısıdır. Belirsizlik durumunda verilen yıllık yaş değerinin ardına artı (+) işareti konur. Örnek; 3+ gibi.
AGE AT FIRST CAPTURE (tc) [ilk avlanma yaşı, en küçük av yaşı] Balıkların %50’sinin kullanılan ağ göz genişliğine bağlı olarak avlandığı yaştır.
AGE AT FIRST MATURITY [ilk olgunlaşma yaşı] Balıkların %50’sinin eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaştığı yaştır.
AGE COMPOSITION [yaş bileşimi, yaş kompzisyonu] Aynı türe ait bir populasyon, stok ya da avdaki farklı yaş gruplarının birbirine oranıdır. Kısaca bir populasyon ya da stoktaki balıkların yaş dağılımıdır. Sağlıklı stoklarda yaş bileşenlerinin (kompozisyonlarının) dağılım alanı geniştir yani her yaştan birey vardır.
AGE DETERMINATION (AGE READING, AGE ESTIMATION, AGEING) [yaş tayini, yaş belirleme] Balıkların sert aksamların-daki büyüme halkalarının yorumlanmasıyla yaşlarının belirlenmesine denmektedir. Balıkların sert aksamlarında hızlı ve yavaş büyüme dönemlerinde oluşturdukları halkaların sayılmasıyla yaşlarının belirlenmesidir. Balıklar hızlı (yaz), yavaş (kış) büyüme dönemlerinde oluşturdukları büyüme halkalarının yanında gerginlik (stres) (örneğin yumurtlama, açlık, yaşam koşullarındaki ani değişmeler) nedeniyle de halka oluşturmaktadır. Bu nedenle yaş tayinine yaş tahmini de denmektedir.
AGE DISTRIBUTION [yaş dağılımı] Aynı türe ait populasyon, stok ya da avın her yaş sınıfındaki birey sayıları ya da bunun yüzdesi.
AGE ESTIMATION [yaş tahmini] ® Age determination (yaş tayini).
AGE FREQUENCY [yaş frekansı] Populasyon, stok ya da avdaki aynı türe ait bireylerin yaşlarının dökümü. ® Age distribution (yaş dağılımı).
AGE GRAOUP (AG) [yaş grubu] Belirli bir yaşta olan balıklar.  Örneğin bu yılın Temmuz ayında yumurtlanmış hamsiler gelecek yılın Temmuz ayına kadar sıfır yaş grubundadır (AG 0). İzleyen dönemde (2. Temmuz’dan sonra) AG I olurlar.
AGE OF MATURITY [olgunlaşma yaşı, erinleşme yaşı] Balıkların %50’sinin yumurtlayacak, atmık bırakacak olgunluğa ulaştığı yaştır. 
AGE OF RECRUITMENT [içgöç yaşı, stok’a katılma yaşı] Genç balıkların %50’sinin erin stok’un bulunduğu alana ya da yaşa ulaşması halini tanımlar ve bu aşamadaki balıkların yaşına da stok’a katılma (içgöç) yaşı denir.
AGE READING [yaş okuma] ® Age determination (yaş tayini).
AGE SPECIFIC [yaşa dayalı] Yaş etkenine bağlı.
AGE SPECIFIC FECUNDITY [yaşa dayalı doğurganlık] Doğurganlığın (fekonditenin) yani yumurta sayısının yaş etkenine bağlılığı.
AGE SPECIFIC MORTALITY [yaşa dayalı ölüm] Ölümün yaşın bir fonksiyonu olarak verilmesi.
AGE SPECIFIC SURVIVAL RATE [yaşa dayalı kalım payı] Belirli bir sürede, belirli bir yaştaki balıklardan hayatta kalanların (yaşayanların) ortalama oranı.
AGE STRUCTURE [yaş yapısı] ® Age frequency (yaş frekansı). ® Age distribution (yaş dağılımı).
AGE VALIDATION [yaş doğrulama] Yaş tayini öncesi yıllık halkaların (hızlı ve yavaş büyüme dönemlerine ait halkaların) bir yıllık büyüme dönemini temsil ettiğinin gösterilmesi. Sağlay.
AGE-COHORT ANALYSIS [yaşa dayalı tabur çözümlemesi] Her yaş grubundan avlanan balık sayıları kullanılarak, belirli bir avı verebilecek balık miktarı, doğal ölümlerin bilinmesi halinde geriye doğru hareket edilerek, stoka katılanların sayılarının tahminidir. Yaşa dayalı tabur analizinin kestirimci olanına Thompson ve Bell Modeli denmektedir. ® Predictive cohort analysis (kestirimci tabur çözümlemesi).
AGEING [yaşlandırma] 1- Populasyon, stok ya da bireysel balığın yaşının belirlenmesi.
AGEING [yaşlanmak] 2- Balıkların yaşı ve yaşlanması.
AGEING TECHNIQUE [yaş tayini tekniği] Balığın yaşının, sert aksamlarındaki halkalardan belirlenmesinde kullanılan yöntem.
AGE-LENGTH COMPOSITION [yaş-boy bileşimi] ® Age-length key (yaş-boy anahtarı).
AGE-LENGTH CURVE [yaş-boy eğrisi] Yaş ile boy arasındaki ilişkiyi gösteren eğri. Yaş-boy anahtarının basitleştirilmiş şekli.
AGE-LENGTH KEY [yaş-boy anahtarı] Yaş-boy anahtarları çift frekans dağılımı tabloları olup genellikle sütünlar yaşı satırlar ise frekans değerlerini içerir. Yaş-boy anahtarı oluşturulmuş bir stokun çok sayıda pazarlanan bireylerinin boy ölçümleri kullanılarak stokun avlanan kısmının boy dağılım değerleri yaş dağılımı değerlerine çevirilir.
AGE-STRUCTURED ASSESSMENT [yaşa dayalı tahmin] Stokta değişik yaştaki balıkların göreceli bolluğuna dayalı olarak stok durumunun tahmini.
AGGREGATED FISHERY DATA (POOLED DATA) [birleştirilmiş balıkçılık verisi] Ayrıntısı belli olmayan aynı türden olup birleştirilerek birbirine katılmış veriler.
AGGREGATING DEVICE [yığıcı aygıt] Balıkları cezbederek yığan aygıt.
AGGREGATION [yığılma] 1- Biraraya gelerek yığılma.
AGGREGATION [yığılma] 2- Canlıların (köpek balıklarının) avlanmak için bir araya gelmesi. Buna avcılar anlamında ‘hunting aggregation’ denmektedir.
AGGRESSION [saldırganlık] Kendi bölgesini, yavrusunu korumak için başkasına zarar vermek ya da zarar vermeye yönelmek. Yırtıcı (predator) davranışı saldırganlık değildir.
AGGRESSIVITY [saldırganlık] Saldırı ve çatışmaya hazır ya da eğilimli olmak.
AGNATHA (LAMPREYS, HAGFISH) [çenesizler] Agnata (Agnatha). Omurgalılar (Vertebrata) altkabilesinin üstsınıfını içerir. Çeneleri ve çift yüzgeçleri yoktur. 7 ya da daha çok solungaç deliği bulunur. Döllenme vücut dışında olur. İskelet kıkırdaklı olup kalp iki odacıklıdır. Deniz canlılarının küçük bir birimini oluştururlar.
AGONISTIC BEHAVIOUR [çatışma davranışı] Çatışmadaki davranış şekilleri.
AHEAD [ileri] Makinenin gemiyi öne doğru hareket ettirmesi.
AIDABLENNIUS SPHYNX (?) [horozbina]  TL=8 cm. Tabansal (demersal) bir tür olup sığ kayalıkların güneşli tarafında rastlanır. Yumurtaları tabansal (demersal) ve yapışkandır. Erkek bireyler yumurtayı bekler.
AIMED FISHING [hedefli balıkçılık] Belirli bir grubu, örneğin sonarda görünen bir hamsi sürüsünü hedef alan balıkçılık.
AIR BLADDER [yüzme kesesi, gaz kesesi] ® Swim bladder.
AIR BREATHING FISHES [hava soluyan balıklar] Solungaçlarının yanında atmosferdeki havayı da yardımcı özel solunum organlarıyla soluyan balıklar (Clariidae, Channidae, Belontidae, Osteoglossidae ve akciğerli balıklar-Dipnoi) için kullanılmaktadır.
AIR CURTAIN [hava perdesi] Delikli bir borudan çıkan havanın sudaki kabarcık-larından oluşan perde. Balıkların belirli bir yere (örneğin ağa) yönlendirilmesinde kullanılan bir cins çittir.
AIR EMBOLISM [hava embolizmi, hava kabarcığı hastalığı] ® Gas bubble disease (gaz kabarcığı hastalığı).
AIR POLLUTION [hava kirliliği] 1- İnsan aktivitesi ya da volkanik patlama sonucu atmosfere karışan hertürlü malzemedir.
AIR POLLUTION [hava kirliliği] 2- Atmosferde doğal düzeyin üzerinde olup canlı yaşamı etkileyecek düzeyde bulunan maddelerin oluşturduğu kirliliktir.
AIR PUMP [hava pompası] Akvaryumlarda hava taşına hava basan pompa.
AIRBREATHING CATFISHES [?] ® Clariidae.
AIRSTONE [hava taşı] Akvaryuma oksijen girdisini sağlamak için hava pompasından gelen havanın kabarcık oluşturmasında kullanılan çok ince ve bol delikli malzeme.
ALARM [alarm] Tehlike ya da tehlike anını hemcinslerine iletme işareti.
ALARM SUBSTANCE [alarm maddesi] Balığın yaralanması halinde eşdaşların tehdit ve tehlikeye karşı uyarılması için salgılanan madde.
ALBACORE [yazılı orkinos, uzunkanatton, akorkinoz balığı, ton balığı, orkinoz] ® Thunnus alalunga.
ALBATROSS [albatros] Tüyleri beyaz, gri ve esmer olabilen, gagası eğri uçlu olup, dar uzun kanatlı irice bir deniz kuşu.
ALBINO [akşın] Renksiz yani doğuştan beyaz balık. Genellikle kremsi beyaz olup gözler retinadaki kan damarlarının görünmesi nedeniyle kırmızıdır. Doğada ender rastlanır. Mağarada yaşayan türler ise genellikle renksizdir.
ALBURNUS ALBURNUS (?) [?] Sazangil tatlısu balığıdır. Boyu 18-20 cm hatta TL=25 cm ağırlığı 60 g olabilir. Tabanyüzücü (bentopelajik) ve ırmakgöçerdir (potamagromdur). Ticari balıkçılığı önemsizdir. Yüzeyde sürü oluşturur. Nisan-Mayıs aylarında göle göçer. Derin otlu yerlerde yumurtlar. Eti makbul sayılmamakla birlikte lezzetli olduğu da ileri sürülmektedir. Pulları inci sanayiinde cam inci yapımında kullanılır. Türkiye’de tespit edilen diğer türler şunlardır: Alburnus apolyont (Apolyont Gölü), Alburnus akili (Beyşehir Gölü), Alburnus albidir (Sapanca Gölü), Alburnus nasreddini (Eber Gölü), Alburnus tarichi (Van Gölü), Alburnus escherichi (İçanadolu suları).
ALBURNUS TARICHI (TAREK) [inci kefali] ® Chalcalburnus tarichi.
ALCOHOL [alkol] Genel olarak etanol için kullanılır. Canlı malzemenin uzun süre saklanması (konserve edilmesi) için %70-80 derecelik etanol ve %45-50 derecelik izo-propil alkol kullanılır.
ALECITHAL [alesital] Yumurta sarısı çok küçük ya da hiç olmayan yumurta.
ALECTIS ALEXANDRINUS (AFRICAN THREADFISH) [melek balığı, iskender balığı] Boyu TL=100 cm ve ağırlığı 3.200 g kadar olabilir. Pelajik balık olup 70 m derinliğe kadar yayılır. Balıkçılığı olmakla birlikte azdır. İyi yüzücüdür. Erin bireyler kıyı kesimde tek gezer. Bazen acısuya girer.
ALEE EFFECT [Alle etkisi] Populasyon sıklığının (yoğunluğunun) belirli bir eşik düzeyin altına düşmesi halinde karşılaşılan sosyal çiftleşme bozukluğu yani çiftleşememe durumudur. Çiftlerin birbirlerini bulamamaları balıkçılıkta karşı cinse bağımlılık (depensation) olarak bilinmektedir. Karşı cinse bağımlı ölüm, stok sıklığı azalırken bağımlılık ölümü artarsa oluşur. Bazı balık stoklarının çökmesinden sonra, balıkçılık yapılmadığı halde (F=0) kendilerini toparlayamamalarının nedenleri olarak şunlar ileri sürülmektedir: i) Yiyen/yenen ilişkisindeki etkileşim nedeniyle ölümler artmış olabilir. ii) Çiftleşecek birey bulma zorlaşmış olabilir. iii) Döllenme şansı azalmış olabilir. iv) Cinsiyet (dişi-erkek) oranları değişmiş olabilir. v) Yumurtlama-daki sosyal ilişkilerin yoğunluğu azalmış olabilir. Bunların hepsi ya da bir kısmı populasyon büyüklüğünün artmamasının nedeni olabilir ki bu gibi durumlara Allee etkisi ya da karşı cinse bağımlılık denmektedir.
ALEPES DJEDABA (SHRIMP SCAD) [çatal balığı] Boyu TL=40 cm ve ağırlığı 124 g olabilir. Etrafgöçer (amfidrom) balıktır. Ticari balıkçılığı vardır. Kızıldeniz’den Akdeniz’e göçmüştür. Yakın kıyıdaki resiflerde sürü oluşturur.
ALEXANDRE AGASSIZ [Agassiz] ® Agassiz.
ALGAE [su yosunları, algler] 1- Deniz ve tatlı sularda yaşayan köksüz sucul bitkisel organizmalardır. Birçok grubu vardır. Bunlar; yeşil suyosunları-Chlorophyceae, esmer su yosunları Rhaeophyceae, kırmızı su yosunları-Rhodophyceae ve mavi su yosunları-Cyanophycea’dır.
ALGAE [yosunlar] 2- Kısmen ya da tamamen su altında ya da nemli yüzeylerde yaşayan, klorofil ve diğer fotosentez pigmentleri (boya maddelerini) içeren bitkisel organizmalara verilen toplu isim.
ALGAL BLOOM [yosun (alg) patlaması] Sudaki besin maddelerinin (gübrelerin) artması sonucu su yosunlarının miktarlarındaki ani artma.
ALGAL CRASH [yosun (alg) çökmesi] Alg patlaması (aşırı çoğalması) sonrasında oluşan ani düşüş-azalma (ölüm). Bu karbon dioksit ve amonyak oluşmasına ve organik maddenin parçalanması sonucu nitrat ve fosfatın suda artmasına fakat oksijenin azalmasına yol açar ki bu da yerel balık ölümlerine neden olur.
ALGAL TOXICOSIS [yosun (alg) ağılaması] Yosun (alg) zehirlemesi. Microcystis, Anabaena ve Aphanizomenon cinslerinin ağılı (zehirli) madde bırakmaları sonucu balıkların ölmesi.
ALGOLOGY (PHYCOLOGY) [yosunbilim, algoloji, fikoloji] Suyosunları bilimi. Su yosunlarını inceleyen bilim dalı.
ALGORITHM [algoritma] Her türlü dizgeli (sistematik) hesap yöntemi. Bu yöntem, sınırlı sayıda işlemden yola çıkılarak bir sonuca ulaşmak için belirlenmiş ve tanımlanmış işlem ve kuralların tamamı olarak algılanmaktadır. Bu terim 9. YY’da yaşamış olan Farslı matematikçi Ebu Abdullah Muhammed İbn Musa el Harezmi’nin adının Latince’ye aktarılmasından kalmıştır.
alii (al.) (abbrev.) [diğ., al.] Diğerleri, diğ. Diğerleri anlamına gelen kısaltma.
ALIMENTAL MIGRATION [beslenme (nafaka) göçü] Besin ve su aramak için yapılan hareket. ® Migration (göç). ® Overwintering migration (kışlama göçü). ® Spawning migration (üreme göçü).
ALIZARIN [alizarin] Bitki kökünden elde edilen glikozit halindeki doğal boya maddesi. Zararsız olup hızla bozunur ve çöker. Bu nedenle deşarj noktalarından seyrelmenin ve dağılımın (akıntıların) izlenmesinde kullanılır. Canlıların kemiğine yerleşir. Türk kırmızısı adıyla boyama işlerinde de kullanılır.
ALKALINE DEATH POINT [alkali ölüm noktası] Suyun bazik olması sonucu balığın kabaca pH>11.0’dan sonra ölmesi.
ALKALINITY [alkalinite] 1- Çözeltinin asitlik/bazlık göstergesi.
ALKALINITY [alkalinite] 2- Sudaki bazların miktarı. mg/l CaCO3 olarak verilir.
ALKALINITY [alkalinite] 3- Karbonat, bikarbonat ve hidroksitlerin sudaki asitleri nötralize etme kapasitesi.
ALLELE [alel] Birbirine ait.
ALLIS SHAD [tirsi balığı, karagöz tirsi, tirsi] ® Alosa alosa.
ALLOMETRIC CONDITION FACTOR [allometrik kondisyon faktörü] k= w/Lb. k=Kondisyon faktörü, w=ağırlık (g), L=Boy (cm), b=Boy-ağırlık ilişkisinde regresyon değeri. ® Kondisyon katsayısı.
ALLOMETRIC GROWTH [allometrik büyüme] İzometrik büyümenin tersi. Vücut parçalarının büyümesi eşit olmayan büyüme. w=a.Lb denklemindeki işlevsel regresyon değerinin 3>b>3 olduğu (b=3 olmadığı büyüme.
ALLOMETRY [allometri] Vücudun bir kısmı ya da parçasının vücudun tamamına göre farklı büyümesinin (orantılı büyümenin) incelenmesidir.
ALLOMIMETIC BEHAVIOUR [allomimetik davranış] Aynı düzeyde karşılıklı uyarı ve eşgüdüm davranışı için kullanılan bir terimdir. ® Synchronous behaviour.
ALLOPATRIC [allopatrik] Taksonomik grup ya da populasyonların coğrafi izolasyonu.
ALLOTROPHIC LAKE [allotropik göl] Çevredeki karasal kesimden organik madde alan göl.
ALLOWABLE BIOLOGICAL CATCH (ABC) [izin verileblir biyolojik av] Stok işletiminde bir tür ya da türler grubunun avlanmasına izin verilen av miktarının belirlenmesinde kullanılır. İdare (avcılığı düzenleyici organ) bilim adamları grubunun verdiği izin verileblir biyolojik av (ABC) değerlerini kullanarak o yıl için avlanmasına izin verilen toplam av miktarını (Total Allowable Catch=TAC) belirlerler.
ALLOWABLE CATCH [izin verilebilir av] Bir tür ya da türler grubundan balıkçılığı düzenleyici organ tarafından avlanmasına izin verilen av miktarıdır. Çoğunlukla avlanmasına izin verilen toplam av miktarı (Total Allowable Catch=TAC) olarak anılır. ® Total Allowable Catch (toplam izin verilebilir av).
ALLOWABLE CATCH ESTIMATE [izin verilebilir av tahmini] Bir bölgedeki balık stok’undan yapılabilecek (alınabilecek) av miktarının yaklaşık tahminidir. Eşdeğerli olarak buna kabul edilebilir av tahmini (acceptable catch estimate)’de denmektedir. ® Acceptable catch estimate (kabul edilebilir av tahmini).
ALLOWABLE QUOTA [izin verilebilir kota] Bir tür ya da türler grubundan balıkçılığı düzenleyici organ tarafından avlanmasına izin verilen av miktarının (TAC) balıkçılar ya da ülkeler arasında taksimi, kısaca kota.
ALONGSIDE [aborda] Gemilerin bordalarının birbirlerine ya da gemi bordasının iskeleye tamamıyla yanaşması.
ALOPIAS VULPINUS (THINTAIL THRESHER) [sapan balığı] Kayıt edilen en büyüğü 760 cm ve 348 kg’dır. Okyanusgöçer (okyanodrom) yüzücü (pelajik) canlıdır ve 0-550 m’ler arasında yayılmaktadır. Balıkçılık açısından önemli bir tür olup eti, karaciğeri, derisi ve yüzgeçleri değerlendirilir. Genç bireyleri kıyıya yakın sığ sularda bulunur. Sürü oluşturan balıklar ve diğer canlılarla beslenir. Canlı doğurucudur (ovovivipardır). Türün tehlikede olup olmadığı hakkında yeterli bilgi yoktur.
ALOSA ALOSA (ALLIS SHAD) [tirsi balığı, karagöz tirsi, tirsi] En çok TL=83 cm ve 4 kg ve 10 yaşında olabilmektedir. Yüzücü (pelajik) yukarıgöçer (anadrom) balık olup daha çok sığ sularda bulunur. Ticari balıkçılığı önemsizdir. Yaşamının büyük bir kısmını denizde geçirir. Göçmen ve sürü oluşturan bir türdür. Mayıs’ta büyük nehirlere yumurtlamak için girer. Kirlilik ve nehirlere kurulan barajlardan etkilenmektedir. Soyunun tehlike altında olup olmadığı hakkında yeterli bilgi yoktur.
ALOSA CASPIA (CASPIAN SHAD) [tirsi, Hazartirsi] En çok TL=32 cm ve 120 g ve 7 yaşında olabilir. Yüzücü (pelajik) yukarıgöçerdir (anadromdur). Sürü oluşturur. Genellikle acısu bölgelerinde bulunur fakat yumurtlamak için tatlısuya girer. Ticari balıkçılığı önemlidir. 
ALOSA FALLAX (TWAITE SHAD) [dişli tirsi, tirsi] En çok TL=68 cm, 1.500 g ve 25 yaşında olabilir. Yüzücü (pelajik) yukarıgöçerdir (anadromdur). Çok sığ kıyısal sularda rastlanır. Ticari balıkçılığı önemsizdir. Sürü oluşturur. Yumurtalamak için nehirlerin üst kısımlarına göçmez. Kumlu, çakıllı taban üstünde gece yumurtlar. Yumurtalar tabansaldır (demersaldir). Kirlilikten etkilendiği söylenebilir. Soyunun tehlikede olup olmadığı hakında bilgi eksiktir. 
ALOSA FALLAX NILOTICA (MEDITERRANEAN SHAD) [dişli tirsi, beneklitirsi, tirsi] En çok TL=39 cm ve 760 g olabilir. Tabanyüzüdür (bentopelajiktir), yani taban üstünde askıdadır ve gezer. Tatlısuya bağımlıdır. Hakkında bilgi eksiktir.
ALOSA PONTICA (PONTIC SHAD) [Karadeniz ringa balığı, ringa balığı, tirsi] En çok TL=45 cm ve 7 yaşında olabilir. Yüzücü (pelajik) yukarıgöçer (anadrom) balıktır. Karadeniz su sisteminde 3-90 m derinliklerde yayılır. Mayıs-Ağustos aylarında nehirlerin üst kısımlarında yumurtlar. Türkçe’de olarak adlandırılmaktadır.
ALPINE LAKE [alpimsi göl] Dağlık bölgede soğuk ve karlı buzlu koşullardaki soğuk iklim gölü.
ALTERATION OF GENERATIONS [döl değişimi] Bazı yosun, mantar vb’de üreme döngüsü için kullanılan bir terimdir. Bu canlıların gelişmeleri belirli evrelere ayrılmış olup vücut yapıları ve yaşayışları ile çoğalmaları bu evrelerde farklılıklar gösterir.
AMANDIBULATA [amandibulata] Mandibulu olmayan. Çenesiz. Bir eklembacaklı grubu.
AMATEUR FISHER [amatör balıkçı] Avladığı balığı satmayan, spor ve kendi zevk ve tüketiminde kullanan kişi.
AMBIENT [kuşatan] Belirli bir yerde bulunan (o yeri çevreleyen) durum ve koşullardan biri. Örnek; ortam sıcaklığı- kuşatan sıcaklık.
AMBIENT TEMPERATURE [kuşatan sıcaklık] Çevreyi, ilgi alanını saran, hüküm süren sıcaklık.
AMBULACRAL SUCKER [ambulakral ayakçık] Derisidikenlilerin tutun-maya yarayan yapışıcı ve hidrolik prensiple çalışan, uzatılıp geri çekilebilen ayakçığı.
AMENSALISM [amenzalizm] Türlerden biri zarar görürken-etkilenirken diğerinin ne zarar ne de yarar gördüğü-etkilenmediği ilişki (- 0). Örnek; çevre yapısının bir tür tarafından değiştirilmesi ve bir beslenme grubunun yok edilmesi. Tabana gömülen ve çökeltiyle beslenen organizmalar ince kumlu zeminde daha çoktur. Tabana gömülen organizma etrafta daha ince askı yükün oluşmasına neden olur. Bu ise  askı yükle beslenenlerin filtreleyerek besin alma organlarının tıkanmasına ve bunların beslenmesinin zorlaşmasına sonuçta sayılarının azalmasına yani olumsuz etkilenmesine yol açar.
AMHIBIA (AMPHIBIAN) [ikiyaşayışlılar] Kurbağa ve semenderleri içine alan soğukkanlı omurgalı hayvanlar sınıfı olup ilk evrelerinde solungaçlarla, başkalaş-madan (metamorfozdan) sonra ileri ve yetişkin evrelerinde ciğerleriyle solurlar. Hem karasal hem de sucul yaşam özellikleriyle balıklar ile sürüngenler arasında yer alırlar. Çıplak derilidirler. Salientia sınıfı altında Gymnophiona (ayaksızlar), Urodela (kuyruklular), Anura (kurbağalar) takımlarına ayrılırlar.
AMICTIC [amiktik] Su deveranı olmayan sürekli buzla kaplı göl.
AMINO ACID [amino asidi] Amin ve karbosiklik asit gruplarına sahip olup proteinlerin temelini oluşturan madde.
AMMODYTES [Ammodytes] 1- Bir balık cinsi. ® Ammodytes tobianus.
AMMODYTES [saklanan] 2- Saklanan, dalan.
AMMODYTES TOBIANUS (SMALL SANDEEL) [kum balığı, küçük kum yılan balığı] Genelde yem balığı olarak kullanılmakta olup ticari önemi yüksektir. TL=25 cm boya ulaşabilir. Çoğunlukla kumlu, yakın kıyısal tabanda rastlanır. Kışı kuma gömülü geçirir. Bireyleri değişimli olarak ya kuma gömülü kalırlar ya da sürü halinde yüzerler.
AMMODYTIDAE (SAND LAUNCE, SAND-EELS) [kumbalığıgiller] Trachinoidei alttakımının bir ailesi olup daha çok Ammodytes cinsleriyle tanınmıştır. İnce uzun vücudu yılan balığını andırır ve küçük pullarla kaplıdır. Dişleri ve karın yüzgeçleri yoktur. Kuyruk yüzgeçleri çatallıdır. Boyları 10-17 cm arasında olabilir. Kumlu zeminde rastlanır. Kendilerini kuma gömerler. Sürü oluştururlar. Küçük canlılarla beslenir ve kendileri de diğer yırtıcıların besin kaynağıdır.
AMMONIA [amonyak] Ağılı, tahriş edici gaz. Gübre maddesi, üre bileşeni.
AMMONIA POISONING [amonyak ağılaması, amonyak zehirlemesi] Akvaryum-larda besin ve sair maddelerin parçalanması sonucu oluşan amonyakla ağılanma (zehirlenme). Belirtileri balıkların yüzeyden hava yutması ve mukus (sümüksü malzeme) salgılanmasıdır.
AMMONIA TOWER [yaş/kuru filtre] ® Wet/dry filter.
AMMONIFICATION [amonyaklama] Nitrat ve nitrit’in bakterilerce amonyum bileşiklerine indirgenmesi.
AMMONIFYING BACTERIA [amonyaklayıcı bakteriler] Organik maddelerce yüklenmiş (atık) sularda amonyağı açığa çıkaran bakteriler.
AMMONIUM [amonyum] Tek değerli NH4 radikalinin adı.
AMOEBA [amip] 1- Canlı olarak ‘amip’.
AMOEBA [değişken] 2- Kelime anlamı olarak ‘değişken’
AMOEBOIDS [kökayaklılar] ® Rhizopoda.
AMPHI- (prefix) [amfi-] Etrafında, iki tarafa, iki türlü, iki yanda, etrafta. Amfidrom balıklar (amphidromous fish)-Etrafgöçer balıklar.
AMPHIBIAN [ikiyaşayışlılar] Amfibyumlar. ® Amphibia.
AMPHIDROMOUS FISH [etrafgöçer balıklar] Amfidrom balıklar. Gelişmelerinin belirli evrelerinde tatlısu ve deniz arasında göçen balıklar olup göçlerinin nedeni yumurtlamaktır ve çiftleşmek değildir.
AMPHINEURA (SEA CRADLES, CHITONS) [ilkel yumuşakçalar, Amfinöra] Hayvanlar, yumuşakçalar sınıfından olup birbirine bağlı 8 plakadan oluşan uzunlamasına iki yanlı (bilateral) bakışımlı (simetrik) gövdelidir. Gövde dikensi kıllı olabilir. Plaka bağlantıları esnektir. Hayvan kaslı ayak üzerinde sürünürken bükülebilir. Dişlidil (radulası) olan ağız önde ve anüs arkadadır. Boyları birkaç mm’den 30-35cm kadar olabilir. Deniz canlısıdırlar. Yüzeyden yosunları dişlidili (radulası) ile kazıyarak beslenirler.
AMPHIOXUS [Amphioxus] 1- Branchiostomata cinsinin sinonimi.
AMPHIOXUS [amphioxus] 2- Her iki ucuda sivri.
AMPLITUDE [amplitud] Dalga yüksekliği.
ANA- (prefix) [ana-] Yukarı doğru, geriye.
ANABIOSIS [anabiyoz] Yeniden canlanma. Kurak geçen dönemi ölü benzeri durumda geçirdikten sonra yeniden canlanma. Birçok omurgasız hayvan bu yeteneğe sahiptir.
ANABOLISM [anabolizma] Büyük molekülleri oluşturan metabolizmanın bir parçasıdır. Anabolizma doku ve organları oluşturma eğilimidir; yani canlının yeni hücre ve dokular oluşturarak büyümesini sağlayan olaylardır. Bir diğer anlatımla karmaşık moleküllerin oluşturulmasıdır. Kısaca özümleme olaylarının hepsi olup katabolizmanın tersidir.
ANACANTHINI (GADIFORMES (COD LIKES) [dikensizler] Actinopterygii-Işınlıyüz-geçliler sınıfı, morinamsıların (Gadiformes) bir diğer adıyla Anacanthini takımındaki balıkları kapsar. Bu takım 11 aileyi içermektedir. Aile bireylerinin yüzgeç ışınları yumuşak balıklar olup ekonomik önemleri yüksektir. Yüzme keselerinin basınç kanalı yoktur.
ANADROMOUS [yukarıgöçer, anadrom] Üremek (yumurtlamak) için yukarı (nehir ve ırmakların kaynağına doğru) tatlı suya göçen balıklar. Örnek; alabalıkgil (Salmonidae) türleri.
ANADROMOUS FISH [yukarıgöçer balıklar, anadrom balıklar] Yaşam süreçlerinin büyük bir kısmını denizde geçiren ve yumurtlamak için tatlısu’ya göçen balıklar. Örnek; som ve deniz alası.
ANAEMIA [kansızlık] Anemi.
ANAEREBIOSIS [anaerobiyoz] Oksijen ve havanın bulunmadığı ortamda sürdü-rülen yaşam.
ANAEROBIC [anaerobik] Aerobik’in tersi. Suda çözünmüş oksijensiz ortam ya da koşullar.
ANAEROBIC DECOMPOSITION [anaerobik ayrışma] Oksijenin bulunmadığı koşul-larda mikroorganizmaların organik maddeleri ayrıştırması.
ANAESTHETIC [anastezik] Balığın hareketliliğini sınırlayan uyuşturucu kimyasal maddeler.
ANAL [dışkıl, anal] Anüsle ilgili, makata ait.
ANAL FIN (PROCTAL FIN, PROCTOPTERYGIUM) [dışkıl yüzgeç, anal yüzgeç] Anüsle ilgili yüzgeç. Balığın anüsüne yakın olan yüzgeci.
ANALYSIS [çözümseyerek, analiz] Bileşen ve bileşkenlerine ayırarak.
ANALYTIC [çözümsel, analitik] Açılımcı çözme yolu.
ANATOMY [yapıbilim, anatomi] Organizmaların yapısını inceleyen bilim.
ANCESTOR [ata, soy, cet].
ANCESTRAL [atasal] Öncekinden, atadan gelen özellik.
ANCHOR [çapa] Deniz araçlarını sabitlemede kullanılan, tabana indirildiğinde zemine gömülebilen ve gemi demiri de denilen bir tür ağırlık.
ANCHOR RING [anele] Hareketli demir halka. Örnek; çapaya bağlı hareketli halka.
ANCHORING [demir atmak] Tekneyi sabitlemek için uygun derinliğe çapayı indirerek oturtmak ya da derin suya çapayı indirmek.
AND OTHERS (et al.) [ve diğ., ve diğerleri] İkiden çok yazarın (araştırıcının) katkısının bulunduğu bilimsel yayınlarda fikir sahibini belirtirken daha çok kişinin katkısının olduğunu göstermek için kullanılan kısaltma.
ANDR [andr] Erekek, erkek özellik. Örnek; jinandromorf (gynandromorph) - erkek ve dişi özellikleri taşıyan.
ANDRO- (prefix) [andro-] Erkek. Koca.
ANDROGAMETE [atmık gözesi, androgamet] Atmık (hücresi). Mikrogamet.
ANEMOMETER [rüzgarölçer, anemometre] Rüzgar hızını ölçmede kullanılan aygıt. Rüzgar hızını deniz mili olarak ölçen alet.
ANGEL SHARKS [kelergiller] ® Squatinidae.
ANGELSHARK [keler] ® Squatina squatina.
ANGLE (FISHING ROD, FISHHOOK) [olta] Kıvrık ve genellikle çengelli iğneli yapıya bağlanmış uzunca ipi olan av aracı.
ANGLE IRON CHAIN [açı demiri, kapı zinciri] ® Board chain. ® Towing chain.
ANGLER [deniz şeytan balığı, fener balığı] ® Lophius piscatorius.
ANGLING (FISHING WITH ANGLE) [oltacılık] Olta ile balık avcılığı.
ANGSTROM [angstrom] 1Å=10-10m=10-8cm. Uzunluk birimi. Işığın dalga boyunun ölçümünde ve belirtilmesinde kullanılan birim.
ANGUILLA [Anguilla] Yılan balığı cinsi.
ANGUILLA ANGUILLA (EEL, EUROPEAN EEL) [yılan balığı] Yılan değildir. Kemikli balıklardan olup dişisi TL=133 cm boy ve 2.9 kg kadar olabilmektedir. Belirlenen en yüksek yaşı 85 yıldır. Tabansal (demersal) aşağıgöçer (katadrom) bir balıktır. 0-700 metre derinliklerde rastlanır. Ekonomik yönden önemlidir. Tatlısularda büyür ve batı Atlas Okyanusu’nun Sargasso Denizi denilen kısmında kış sonu ilkbahar başında yumurtlar. Leptosefal kurtçukları (larvaları) Gulf akıntısı ile Avrupa kıyılarına 7-11 ayda taşınır. Kıyıda kurtçuklar (larvalar) elver’e dönüşür ve delta alanlarına girer. Tatlısuya girmeden önce küçük yılan balıklarına dönüşürler. Balıkların erkekleri tatlısuda 6-12 yıl, dişileri 9-20 yıl geçirdikten sonra şekil değişikliğine uğrayarak cinsi olgunluk çağına geçerler. Erin bireyler göç esnasında beslenmezler. Yumurtlama göçüne yönelmiş bireylerin karınları gümüşi parlak, gözleri büyümüş, derileri koyu renklidir. Her türlü besin ve kadavra ile beslenirler. Tabanda, taşların altında ya da çamur içerisinde barınırlar.
ANGUILLIDAE (FRESHWATER EELS) [yılanbalığıgiller] Actinopterygii-ışınlıyüzgeçliler sınıfı, yılanbalığımsılar (Anguilliformes) takımı, Anguilloidei alttakımının bir ailesidir. Ailede 15-16 tatlısu türü bulunmaktadır. Yılansı vücutludurlar. Sırt yüzgeçleri kesintisizdir. Sırt yüzgeci, kuyruk yüzgeci ve dışkıl (anal) yüzgeci bitişik görünümlüdür. Çoğunluğu pulsuzdur. Aile aşağıgöçer (katadrom) balıkları içerir. En bilinen bireyi Anguilla anguilla’dır. Kıyılarda planktonla beslenen kurtçukları (larvaları) leptosefal (leptocephali) adıyla anılır. Büyüyen kurtuçların (larvaların) izleyen büyüme evresi glass eel (camsı yılanbalığı) adını alır. Bir yıllık olup ırmak ağızlarına girmeye başlayanlara elver denir. Büyüme ve gelişmesini tatlısuda tamamlayan ve eşeysel (cinsi) olgunluğa ulaşan bireyleri yumurtlamak için denize göçer. Avrupa yılan balıkları Sargasso Denizinde yumurtlar. Balıkçılıkları ve besicilikleri önemlidir.
ANGUILLIFORM [anguiliform] Yılan balığına benzeyen şekilde olan.
ANGUIS (SNAKE) [yılan].
ANGULAR ROUGHSHARK [domuz balığı, dozum balığı] ® Oxynotus centrina.
ANIMA(LIA) [hayvan(lar)].
ANION [anyon] Negatif yüklü iyon (Cl-, O2-). Elektrolizde anyonlar anoda (+) doğru hareket eder.
ANISOGAMY [anizogami] Eşit büyüklükte olmayan üreme ürünleri (yumurta ve atmık).
ANNELIDA (SEGMENTED WORMS) [halkalıkurtlar] Bu kabile (filum), yaygın bilinen yer solucanları (Oligochaeta), ve sülükler (Hirudinea) altsınıfları ile (Echiura, Pogonophora yanında) denizde önemli yeri olan çokkıllılar (Polychaeta) sınıflarını kapsar. Kabile mensupları uzun, yuvarlak ya da yassı vücutludurlar. Kısa bir başı boğumlu vücut kısmı izler. Vücüt iki-yanlı (bilateral) bakışımlıdır (simetriktir). Gerçek solunum organları yoktur. Çeşitli renkte olabilirler. Vücudun dış yüzeyi dayanıklı bir kutikula ile örtülüdür. Vücut çeperi ve bağırsak arasında vücut boşluğu sölom (coelom) yer alır. Her vücut boğumunda setae denilen kılsı çıkıntılar bulunur. Kırmızı kan ve damar ile ip merdiveni gibi sinir sistemi gelişmiştir. Erdişi (hermafrodit) ya da ayrı eşeylidirler (cinsiyetlidirler). Birçok farklı besini alırlar. Karada, tatlı ve tuzlusuda yaşarlar ve yerkürenin her yerinde yaygındırlar.
ANNUAL FISH [yıllık balık] Yaşam döngüsünü bir yılda tamamlayan ve ölen balık.
ANNUAL GROWTH RATE [yıllık büyüme oranı] Balığın bir yıllık süredeki ağırlık artışıdır (son ağırlık/başlangıç ağırlığı).
ANNUAL MORTALITY [yıllık ölüm] Bir yıllık sürede ölen balıkların oranı.
ANNUAL MORTALITY RATE [yıllık ölüm oranı] Balıkçılık ölümleri hariç bir yılda ölen balıkların sayısının o yılın başında yaşayan balık sayısına oranıdır.
ANNUAL NATURAL MORTALITY RATE [yıllık doğal ölüm oranı] Bir yıllık sürede balıkçılık hariç ölen balıkların sayısının, o yılın başında sağ olan balık sayısına oranıdır.  Buna koşullu doğal ölüm oranı (conditional natural mortality rate) ve mevsimsel doğal ölüm oranı da (seasonal natural mortality rate) denmektedir. ® Annual mortality rate (yıllık ölüm oranı).
ANNUAL PRODUCTION [yıllık üretim] 1- Balık çiftliğinde üretilen porsiyon büyüklüğüne ulaşmış balıkların ton cinsinden ağırlığı.
ANNUAL PRODUCTION [yıllık üretim] 2- Belirlenmiş bir alanda (ırmak, göl vb) üretilen balıkların miktarı.
ANNUAL RING [yıllık halka] Bir yıllık sürede oluşan büyüme halkası.
ANNUAL SURPLUS PRODUCTION [yıllık artık üretim] Populasyon büyüklüğünü değiştirmeden artık (fazla) biyokitlenin alınabileceği (avlanabileceği) savıdır.
ANNUAL TOTAL MORTALITY RATE [yıllık toplam ölüm oranı] Bir yıllık sürede ölen balıkların sayısının, o yılın başında sağ olan balık sayısına oranıdır.  Buna güncel ölüm oranı (actual mortality rate) ve ölüm katsayısı da (coefficient of mortality) denmektedir. ® Total mortality rate (toplam ölüm oranı).
ANNUAL TURNOVER [yıllık devir] 1- Bir yıllık sürede üretilen toplam biyokitledir.
ANNUAL TURNOVER [yıllık devir] 2- İlkbahar ve sonbahar dönemlerinde rüzgarlarla suyun karışması ve sıcaklığın yüzeyden tabana eşitlenmesi.
ANNULAR [değirmi, halkamsı] Halka şeklinde, çemberimsi. Daire şeklinde.
ANNULAR SEABREAM [isparoz balığı, isparoz] ® Diplodus annularis.
ANNULUS (pl., ANNULI) [annulus, çoğ., annuli] Balıkların sert aksamlarında bir yıla denk gelen değirmi şekilli büyüme halkasıdır. ® Ring.
ANOMALY [anomali] Belirli bir dönem ve koşul için geçerli olan ortalama değerlerden sapma, farklılık.
ANONYMOUS [anonim] Yazarı bilinmeyen ya da belli olmayan eser.
ANOPHELES [anofel] 1- Değersiz, zararlı.
ANOPHELES [anofel] 2- Sıtma yayan sivrisinek.
ANOXIA [anoksiya] Oksijen yetersizliği.
ANTAGONISTIC EFFECT [antagonist etki] Bileşeni oluşturan maddelerin birbirinin etkisini azaltması (ters sinerjistik etki).
ANTAGONISTIC GROWTH (REPRODUCTIVE DRAIN) [antagonist büyüme] Üreme ve büyümenin zıtlığı kuramı. Erkeklere göre dişi balıklar çok daha fazla enerjiyi yumurta üretiminde kullanır ve daha az büyürler. Bu genelde yanlıştır. Çünkü dişiler erkeklerden daha büyüktür.
ANTARCTICA [Antartika] Güney kutbu ve kıtası. Yüzey alanı=13 milyon km2.
ANTE- (prefix) [ante-] Önce. Antenatal (antenatal)-Doğumdan önceki süreç.
ANTENNE [duyarga] Canlının kafa kısmında yer alan uzunca ve eklemlerden yapılmış duyu alma (algılama) organı. Anten.
ANTERIOR [önde, ön] Anterior.
ANTHIAS ANTHIAS (SWALLOWTAIL SEAPERCH) [berber balığı] TL=30 cm kadar olur. Mercan resifleriyle birlikte kayalık, kaba çakıllı kesimlerde 300 m derinliğe kadar rastlanır. Gece aktiftir. Tezdişidir (protogir) - önce dişi sonra erkek olur.
ANTHOID MOLLUSCA [yumuşakçamsılar] ® Molluscoidea.
ANTHOS (FLOWER) [çiçek].
ANTHOZOA (CORALS) [mercanlar] 1-.
ANTHOZOA [Anthozoa] 2- Çiçek-polipler anlamına gelmektedir.
ANTHROPOGENIC [antropojenik] İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan.
ANTHROPOLOGY [insanbilim, antropoloji] Hayvanlar aleminden insanların incelenmesini konu alan bilim.
ANTIBIOTIC [antibiyotik] Bakteriler ve diğer küçük organizmaların gelişmesini önleyen ve çoğu kez öldüren kimyasal.
ANTICYCLONE [antisiklon] Kuzey yarımkürde saat yönünde, güney yarımkürede ise saat yönününün tersine döngüler olup yüzeydeki (besin tuzlarınca zengin) sularının aşağıya doğru hareket ettiği üretim sürecinden koparıldığı (batan) denizel sistemdir.
ANTICYCLONIC [antisiklonik] Komşu bölgelere göre yüksek basınca sahip, kuzey yarım kürede saat yönünde dönen (denizlerdeki sular ile atmosferdeki hava) hareketleri.
ANTIFOULING [antifouling] Yapışan organizmaların yapışma ve gelişmesini engelleyen zehirli kimyasal madde.
ANTIMICROBIAL [antimikrobiyal] Mikrobiyel büyümeyi önleyen kimyasal ya da biyolojik maddeler.
ANTIROSTRUM [antirostrum] Balıkların genelde en büyük otoliti olan sagitta’nın ön ve üst kısmını.
ANTISEPTIC [antiseptik] Mikropların çoğalmasını durduran, engelleyen madde.
ANTITROPICAL [anti tropik] Sardinops, Engraulis, Squalus, Zeus gibi tropik kuşakta bulunmayan ve yalnız kuzey ve güneyde bulunan çift kutuplu (bipolar) balıklar.
ANTON DOHRN [Felix Anton Dohrn] Eklembacaklıların evrimi üzerinde yoğunlaşmış Darwinci Alman hayvan bilimci (1840 Stettin-Polonya - 1909 Münih). Çeşitli yerlerde bu arada Helgoland’da Haeckel ile birlikte çalışmıştır. Deniz faunasının araştırılması için Napoli zooloji istasyonunun kurucusudur. Onuruna bir araştırma gemisine adı verilmiştir (RV Anton Dohrn).
ANURA (TAILLESS) [kuyruksuz] 1-.
ANURA [anura] 2- Çiftyaşayışlıların bir takımı.
ANUS [anüs] Hayvanlarda sindirilmiş maddelerin vücut dışına atıldığı kısım.
APCISE [apsis] X-ekseni.
APEX [uç] Tepe, en yüksek.
APEX PREDATOR [uç yırtıcı] Besin zincirinin en üstünde yer alan balık. ® Üst düzey tüketiciler.
APHANIUS DISPAR (?) [dişlisazancık balığı, dişli sazancık]  En çok TL=7 cm. Göçmen olmayan tabansal (demersal) balık olup tatlısu, acısu ve denizde bulunur. Kıyısal kesimde ve karasal kökenli sularda yaşar. Sürü oluşturur. Akvaryumda beslenmesi zordur. Bitki kökleri ve yüzer bitki artıklarının olduğu alanlarda yumurtlar.
APHANIUS FASCIATUS (?) [dişlisazancık, dişli sazancık, dalaba balığı] Tatlısu, acısu ve denizde yaşayabilen ve göçmen olmayan tabansal (demersal) balıktır. Boy TL=6 cm’dir. Balıkçılığı yoktur. Akvaryum balığı olarak ticareti yapılır ama saklanması zordur. Kısa ömürlü balıktır. Daha çok gölller ve bataklık alanlarda rastlanır. Omurgasız ve bitkilerle beslenir. Nisan’dan Eylül’e kadar yumurtlar. Yaşamalan kaybı nedeniyle tehdit ve tehlike altında olan bir türdür.
APHIA MINUTA MEDITERRANEA (TRANSPARENT GOBY) [camkaya, saydamkaya balığı, beyaz kaya balığı, beyaz kayabalığı]  Aphia minuta’nın Akdeniz sularında yaşayan alttürüdür. Alttür hakkında kayda geçmiş bilgi azdır. Kısaca Aphia minuta 8 cm boya ulaşır, tabansal (demersal) okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Balıkçılığı yoktur. 0-80 metreler arasında bir yıl yaşar. Boş midye kabuklarının içerisine yazın yumurtlar.   
APHOTIC [ışıksız, afotik] Gün ışığının asla ulaşamadığı (fotosentezin olmadığı) derin deniz kesimi (>800m ). 
APHOTIC ZONE [ışıksız kuşak, afotik zon] Fotosentez için yeterli ışığın olmadığı derinlik kuşağı.
APHYTAL [afital] Göl tabanının bitkisiz bölgesi.
APICAL [uç, uçta].
APICAL MARGIN [arka sınır] Pulun arka kenarı. ® Posterior margin.
APKALLU FISH [Apkallu Balığı] Babil’in 7 akil adamından, balık derisi giyen biri.
APLACENTAL [aplasental] Bazı köpek balıklarında görüldüğü gibi, embriyonun anneye kordon (plasenta) ile bağlı olmadığı, doğurarak çoğalma şekli.
APLACENTAL VIVIPARITY [aplasental vivipar] ® Ovoviviparity.
APLETODON DENTATUS DENTATUS (SMALL-HEADED CLINGFISH) [?] En çok 5 cm kadar olur. Tabansal (demersal) balıktır.
APO- (prefix) [apo-] dan ırak. dansız. Apod (apode)-Ayaksız, ayağı olmayan.
APOD (FOOTLESS) [ayaksız].
APODA [apoda] Çift-yaşayışlıların (Amphibia) bir takımı.
APODE FISHES [apod balıklar] Karın (pelvic) yüzgeci olmayan balıklar. Örnek; Anguilla (yılan balığı).
APODES [karınları yüzgeçsizler] Karın tarafında yüzgeci bulunmayan balıklar takımıdır. Örnek; Angillaformes-Anguillidae.
APOGON IMBERBIS (CARDINAL FISH) [kardinal balığı] Boyu TL=17 cm kadar olabilir. Göçmen olmayan, mercan resifini yeğleyen fakat kayalık, çamurlu kesimlerde de bulunan bir balık olup 10-200 m’lede rastlanır. Zaman zaman sürü oluşturur, bazen tek gezer.
APOGONIDAE (CARDINALFISHES) [kardinalbalığıgiller] Actinopterygii-Işınlıyüz-geçliler sınıfı Perciformes-Levreksiler takımınin bir ailesidir. Çoğu türü denizde yaşar, birkaçı acısuya girer. Aile 25 cins ve 334 türü barındırır.
APPARAT [cihaz] ® Apparatus.
APPARATUS (APARAT) [cihaz].
APPARATUS WEBEREI [Weber aygıtı] ® Weberian apparatus.
APPARENT DIGESTIBILITY COEFFICIENT [görünen sindirim katsayısı] Besinin soğurulan kısmı (Alınan besin-Atılan besin/Alınan besin).
APPENDAGE [vücut uzantısı] Vücuttan uzanan dikkate değer her türlü uzantı.
APPENDICULARIA (LARVACEA) [ekliceler] 1- Kordalılar (Chordata) kabilesi, ilkelkordalılar (Urochordata) altkabilesinin bir sınıfıdır. Bu sınıf Fritillariidae, Kowalevskiidae ve Oikopleuridae ailelerini kapsar. Bütün denizlerde yüzücü (pelajik) canlılar olup filtreleyerek beslenirler. Yüzeye yakın ışıklı kısımda yayılırlar. Kuyruk ekleri vardır. Boyları 5 mm kadardır. Yaygın bilinen cinsi Oikopleura’dır.
APPENDICULARIA [Appendicularia] 2- Bir gömlekliler (Tunicata) cinsi.
APPETITIVE BEHAVIOR [appetenz davranışı] Doğuştan gelen düzenli içgüdüsel hareketi başlatacak, hedefe odaklanmış davranışı çözen arama dürtüsü.
APTERAL [kanatsız(lar)] ® Apterygota.
APTERYGOTA (APTERAL) [kanatsız(lar)] İlkel kanatsız böcekler.
AQUA- (prefix) [su, akva-] Örnek; akvakültür (aquaculture)-sucul canlı yetiştiriciliği.
AQUACULTURE [akvakültür] Sucul canlıların sınırlı alanlarda (havuz, ağ kafes vb.) besiye alınması ile döllenme dahil yumurtadan başlatılarak genç bireylerin belirli bir boya ya da pazar boyuna ulaşıcaya kadar yetiştirilmesi.
AQUATIC (HYDROPHILOUS) [sucul] Suya düşkün, suyu seven, su içinde ve yakınında yaşayan ya da suya ait olan.
ARABIAN FANGBLENNY [horozbina] ® Petroscirtes ancylodon.
ARACHNE (SPIDER) [örümcek] ® Araneida (örümcekler).
ARACHNOLOGY [örümcekbilimi, araknoloji] Örümceğimsileri inceleyen zooloji dalı.
ARAGONITE [aragonit] Kalsiyumkarbonat (CaCO3) kristallerinin biyolojik kökenli olup canlılarda rastlanan altıgen şekli.
ARANEIDA (SPIDERS) [örümcekler] Arthropoda kabilesi, Arachnida sınıfı, Araneida-örümcekler takımı 40 aileden oluşmaktadır. Vücut, baş-göğüs (cephalothorax) ve gövde (abdomen) kısmından oluşmaktadır. Karın tek parçadır.
ARCA (ARCH) [küçük kutu] 1-.
ARCA [Arca] 2- Bir midye cinsi.
ARCA NOAE (ARK CLAM, ARCH) [Nuh midyesi, Nuh tarağı] Çiftkabuklu (Bivalvia) sınıfı, Pteriomorpha altsınıfı, Arcoida takımı, Arcacea üstailesi, Arcidae ailesinin Arca cinsi türüdür. Kabuğu kalın ve uzuncadır. Yapısı gemiyi andırır. Kayalıklara yapışık yaşar. İlginç olan, bu çift kabuklunun diğer yumuşakça ve midyelerin aksine hemoglobini dokularına oksijen taşımada kullanmasıdır.
ARCH (ARK CLAM) [Nuh midyesi, Nuh tarağı] ® Arca noae.
ARCH [Nuh midyesi, Nuh midyesi] ® Arca noae.
ARCHE- (prefix) [ilk, ön] Birinci. Örnek; arkesefal (archencephalon)-ilkel ön beyin.
ARCHIPELAGO [arkipelago] Adalar denizi. Eskiden doğu Akdeniz bölgesinin, özellikle Ege Denizi’nin adı.
ARCTICA [arktik] Kuzey kutbu bölgesi. Kuzey buz denizinin yer aldığı alan.
AREA [alan] İki boyutlu ortamdaki yüzey. MKS sisteminde ölçü birimi m2 ‘dir.
AREA SWEPT [taranan alan] ® Swept area.
ARENICOLA [lugworm] ® Arenicola marina.
ARENICOLA MARINA (LUGWORM) [Arenicola] Kumlu, çamurlu zeminde metrekarede 50 birey bulunacak sıklığa ulaşabilir. Boyu 15-25 cm’ler arasında değişir. Bilinen en büyük birey 36 cm’dir. Başı aşağı doğru 20-40 cm derine J-şeklinde gömülmüş olarak bulunur. Kırmızı ve dallı solungaçları vardır. Artık malzemenin kullanımı ve tabanın eşilmesi ve havalandırlmasını sağlar. Olta yemi olarak önemlidir. Ticareti vardır.
ARGENTATUS (ARGENTOUS) [gümüşi].
ARGENTINA SPHYRAENA (ARGENTINE) [derinsugümüşü balığı, gümüş balığı, derinsu gümüş balığı] Bilinen en yaşlı birey 16 yaşındadır. Boyu TL=40 cm kadar olabilir. Taban üstünde 50-700 m derinliklerde rastlanır. Ticari balıkçılığı önemsizdir. Akdeniz’de kış-ilkbaharda yumurtlar. Yumurta ve kurtçukları yüzücüdür (pelajiktir).
ARGENTINE [derinsugümüşü balığı, gümüş balığı, derinsu gümüş balığı] ® Argentina sphyraena.
ARGENTOUS [gümüşi] ® Argentatus.
ARGYROPELECUS HEMIGYMNUS (HALF-NAKED HATCHETFISH) [gümüşbalta balığı] En çok TL=5 cm civarında olabilir. Taban üstünde asılı kalır ya da yüzer. 100-1080 metrelerde bulunur. Balıkçılığı yapılmaz. Erin bireyler gece dikey göç yaparak yüzeye yaklaşır. Yumurta ve kurtçukları yüzücüdür (pelajiktir).
ARGYROSOMUS REGIUS (MEAGRE) [sarıağız, işkine, sarıağız balığı, sarı ağız balığı, kötek] Toplam boyu TL=230 cm ve ağırlığı 103 kg kadar olabilir. Tabanyüzücü (bentopelajik) olup okyanusgöçerdir (okyanodromdur). 15-300 metre derinliklerde rastlanır. Ticari önemi olan balıkçılık kaynağıdır. Kızıldeniz’den Akdeniz’e göçmüştür. İlkbahar ve yaz aylarında yumurta bırakır. Sıcaklık değişmesine bağlı olarak erin ve genç bireyleri kıyı boyunca ya da kıyı açıksu arasında göçer. Etoburdur.
ARID [kurak] Su bütçesi açık veren (az yağış alan) iklim. Örnek; Akdeniz.
ARIOSOMA BALEARICUM (BANDTOOTH CONGER) [mıgrı] TL=35 cm olabilir. 1-730 m derinliklerde rastlanır. Ticari balıkçılığı önemsizdir. Okyanusgöçer (okyanodrom) olup daha çok mercan resiflerinde ve kıta sahanlığı üzerinde kuma ya da tabana gömülü olabileceği gibi kovuklara da girmiş olarak bulunur.
ARK CLAM (ARCH) [Nuh midyesi, Nuh tarağı] ® Arca noae.
ARMLESS SNAKE EEL [yılankurdu balığı, yılanbalığı] ® Dalophis imberbis.
ARNOGLOSSUS IMPERIALIS (IMPERIAL SCALDFISH) [küçük pisi] TL=25 cm. 20-350 metrelerde yaşayan tabansal (demersal) balıktır. Ticari avcılığı yapılmaktadır. Kabuklar arasında kumlu zeminde yaşar.
ARNOGLOSSUS KESSLERI (SCALDBACK) [dil balığı, pisi balığı, küçük pisi] En çok 10 cm kadar olabilir. Kıta sahanlığının sığ kesimlerinde rastlanır. Omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenir.
ARNOGLOSSUS LATERNA (SCALDFISH) [dil balığı, pisi balığı, küçük pisi] Boyu TL=30 cm kadar olabilir. 8-10 yıl kadar ömrü vardır. 10-200 m derinliklerde yayılır. Ticari balıkçılığı yapılmamaktadır.
ARNOGLOSSUS RUEPPELLII (RÜPPELL'S SCALDBACK) [küçük pisi] Tabansaldır (demersaldir). 85-900 metreler arasında bulunur. Boyu TL=18-20 cm olabilir. Akdeniz’de sonbaharda yumurtlar.
ARNOGLOSSUS THORI (THOR'S SCALDFISH) [dil balığı, pisi balığı, küçük pisi]  Boyu TL=22 cm civarındaki bu yassı balık tabansal (demersal) olup 10 yıl kadar yaşar. 50-300 metrelerde rastlanılan bu tür daha çok 100 m’den daha sığ yerlerde bulunur. Ticari balıkçılık değeri düşüktür.
ARROW WORMS [?] ® Chaetognatha.
ARTEMIA (BRINE SHRIMP) [?] Nauplius evresindeki larvalarının akvaryum-culukta kullanıldığı kabuklular (Crustacea) altkabilesinden kabuksuz olan Anostraca takımı, Artemiidae ailesinin bir cinsi.
ARTEMIA [artemia] Sağlıklı. Yaralanamazlık.
ARTEMIA NAUPLII (BRINE SHRIMP LARVAE) [Artemia larvaları] Akvaryumda yem olarak kullanılır. Artemia’nın erin bireylerinin büyük balıklarda yem olarak kullanımı sınırlıdır. Çünkü besin değeri düşüktür. Sıcak, havalandırılmış suda oluşan larvalar tatlısu ile yıkanıp üzerlerindeki tuz uzaklaştırıldıktan sonra yem olarak verilir.
ARTEMIA SALINA  [brine shrimp] ® Artemia nauplii.
ARTHROPODA [eklembacaklılar] İnanılması güç (Insecta-böcekler, Crustacea-kabuklular, Chelicerata-örümcekler ve akrepler ile Centripeda-kırkayaklar gibi) farklı grupları içine alır. Vücut bölümlere ayrılmış olup baş, göğüs ve karın bölgelerine ayrılır. Bacakları eklemlidir. Kan dolaşımı açık olup vücut boşluğu içinde dolaşır. Vücut boşluğu gevşek bağlı dokuyla doludur. Kitin deri dış isklet görevini de yapar ve zaman zaman değiştirirlir. Petek gözlü ve ayrı eşeylidirler. Karada ve suda yaşarlar. Solunum ya solungaçlarla ya da trakeyle olurlar. Sinir sistemi solucanlarda olduğu gibi ip merdiveni gibidir. Karmaşık kas sistemiyle eklemlerini hareket ettirirler. Eklembacaklıların tür sayısı diğer bütün kabilelerdeki türlerin toplamından daha çoktur. Sistemetik ilişkileri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Beş altkabileye ayrılır. Bunlar; Trilobita-(Permiyen çağda yok olmuştur), Chelicerata-(örümcekler, keneler, akrepler), Myriapoda-kırkayaklar, çiyanlar), Hexapoda-(böcekler), Uniramia-(böcekler ve kabuklular arasında yer alanlar) ve Crustacea-(istakozlar, yengeçler, barnaklar)’dır. Denizel olanlar içerisinde çoğunluğu (önde gelen grubu) kabuklular (Crustacea) oluşturmaktadır.
ARTICULATA [eklemliler].
ARTICULATUS (JOINTED) [eklemli].
ARTICULUS (JOINT) [eklem].
ARTIFICIAL [yapay] Doğada bulunanın yerine geçecek olup insan eliyle üretilen malzeme ve nesneler. Örnek; yapay resifler, yapay elmas vs.
ARTIFICIAL BAIT [yapay yem] Yapay malzemeden yapılmış yalancı yem.
ARTIFICIAL CHANNEL [yapay kanal] Yakın kesimde yaşayan balıkları beslemek ya da yumurtlamalarını sağlamak için yapılmış kısa mesafeli kanal.
ARTIFICIAL FERTILIZATION [yapay dölleme] Balık yetiştiricisi tarafından sağılmış yumurta ve atmığın karıştırılması.
ARTIFICIAL FLY [sinek, yapay sinek] Olta ile avcılıkta böcek yem olarak kullanılmaktadır. Böcek benzeri yalancı yemler genel anlamda sinekle avcılık şeklinde algılanmaktadır.
ARTIFICIAL PRODUCTION [yapay üretim] Yumurtlama, kuluçka dönemi ve yumurtadan çıkma ve beslenme evrelerini kapsar.
ARTIFICIAL REEF [yapay resif] Eski otomobil lastiğinden batırılan gemilere ve özel oluşturulmuş beton yapılara kadar çeşitli malzemenin deniz tabanına konularak diğer organizmaların yanında balıklara yaşamalan oluşturulan yer. Çevrenin zenginleştirilmesine (iyileştirilmesine) yönelik uygulamalar Akdenizde İtalya, İspanya ve İsrail, Baltık Denizinde Finlandiya, Okyanuslarda Avusturalya, Japonya, Havai, Filipinler, İngiltere, Karayipler, Kosta Rika, Şili Tayvan, ABD başta gelmektedir. Bunlar içerisinde en önemlisi Japonya’nın ENSEI programıdır. Bu program çerçevesinde 1976-1987 yılları arasında yılda ortalama 1.420.000 m3 olmak üzere toplam 17.000.000 m3 yapay resif oluşturulmuştur. Yapay resif uygulamaları bir yandan çevresel zenginliği artırmaya yönelik bir çabadır. Diğer yandan bu pahalı uygulamadan beklenen yararın sağlanmasının anahtarı ise oluşturulan yapay resif sisteminin korunmasıdır. Korunamayacak bir sistemin oluşturulması, oluşturulmamasından daha kötüdür. Türkiyenin henüz amatör ölçek düzeyinin ötesine geçememiş olmasına işte bu nedenle pek üzünülmemelidir.
ARTIFICIAL SPAWNING GROUND [yapay yumurtlama alanı] Balıkların yumurtlaması için suda bilinçli olarak oluşturulan uygun zemin (yer).
ARTISANAL FISHERY [elle balıkçılık] 1- Çoğunlukla kayık ve benzeriyle elle yani insan gücü ile yapılan balıkçılık faaliyetidir.
ARTISANAL FISHERY [küçük ölçekli balıkçılık] 2- ® Small-scale fishery.
ASCIDIACEA (ASCIDIANS) [tulumlular] Kordalıların gömlekliler altdalının bir sınıfıdır. Sert bir yere ya da diğer malzemeye yapışarak yaşarlar. Başkalaşarak 8metamorfoz geçirerek) gelişirler. Karmaşık hayvanlardır. Dolaşım ve sindirim sistemleri, kalp ve diğer organları vardır. Birçok solungaç yarıkları bulunur. Tek ve koloni halinde yaşarlar. Hemen hemen hepsi erseliktir (hermafrodittir). Tek yaşayanlar yumurta ve atmığı (sperm) dış döllenme için suya bırakırlar. Koloni oluşturanlar hem tomurcuklanma hem de yumurtaları saklayarak çoğalırlar. Renkleri değişkendir.
ASCIDIANS  [tulumlular] ® Ascidiacea.
ASEXUAL REPRODUCTION [eşeysiz üreme, cinsiyetsiz üreme] Eşey gözeleri (hücreleri) üretmeden tomurcuklanma ya da bölünmeyle çoğalma.
ASH [kül] Maddenin yanma sonucu geriye kalan kısmı.
ASHORE STEM ON [baştankara] ® Runagroung.
ASIAN RAPA WHELK [rapana] ® Rapana venosa.
ASPECT RATIO [görünüş oranı] Yassı bir organın şeklinin ne kadar uzun olduğunu veren boyutsuz orandır. Örneğin hızlı yüzen balıklarda görünüş oranı yüksektir.  Görünüş oranı A=h2/s. Burada; h=Kuyruk yüzgeci yüksekliği, bir uçtan diğerine olan uzaklık; s=Yüzgeç yüzeyidir. Örnek; yüzücü (pelajik) bir balıkta A=7.5 olabilirken tabanda duran bir balıkta A=0.6 olabilmektedir.
ASPITRIGLA CUCULUS (EAST ATLANTIC RED GURNARD) [dikenlikırlangıç balığı, kırlangıç, dikenli kırlangıç] Taban balığıdır. 15-400 metreler arasında rastlanır. TL=50 cm ve 21 yıl yaşayabilir. Kıta sahanlığında bazen sürü oluşturur.
ASSEMBLAGE [asemblaj] Belirli bir zaman ve yerde birarada yaşayan organizmalar topluluğu.
ASSIMILATION [özümleme, özümseme] Besinlerin sıvı ya da katı vücut malzemesine dönüştürülmesi. Besinler bunun için sindirilir ve soğurulur. Kısaca besinin kullanım (yeni madde üretimi) için vücuda geçmesidir.
ASSIMILATION CAPACITY [özümleme kapasitesi] Bir su kütlesinin mevcut yapısını sürdürülebileceği düzeyde (örneğin gübre, kirletici, atık su vb ile) yüklenebilme yeteneği.
ASSIMILATION EFFICIENCY [özümseme etkinliği] Organizmanın aldığı besini vücut ağırlığına çevirme hızıdır.
ASSISSTANT BOAT [yardımcı tekne] Gırgır balıkçılığında sürünün sarılmasında kullanılan ve avcı teknede taşınan küçük deniz aracı.
ASSOCIATED SPECIES [ilişkili türler] Birbiri üzerinden beslenen ve aynı bölge ya da av alanında zaman zaman bulunan ve istenerek ya da kazaen hedef tür ile birlikte avlanan türler.
ASSUAN [Assuan] Nil üzerindeki eski barajın 7 km güneyinde 1960-1971 yıllarında kurulan yeni baraj. Eski barajın aksine Nil Nehri çamurunu tutmaktadır. Daha önce bu çamuru gübre olarak kullanan köylüler bunu kullanamaz hale düşmüşler ve yapay gübre kullanmak zorunda kalmışlardır. Yapay gübre kullanımı Nil suyu kalitesinin değişmesine neden olmuştur. Kurulan bu baraj sonrası Akdeniz’e ulaşan suyun nitel ve nicel niteliklerinin değişmesi daha önce Nil Nehri deltasında var olan balıkçılığın çökmesine ve etkilerinin tüm doğu Akdeniz’de görülmesine yol açmıştır. Özellikle  Lessepsian göçü artmıştır.
ASTACUS [tatlısu istakozu, kerevit, göl istakozu] Tatlısuda yaşayan bir kabuklu (Crustacea) cinsi. ® Astacus leptodactylus.
ASTACUS LEPTODACTYLUS (GALICIAN CRAYFISH, BROAD-FINGERED CRAYFISH, FRESHWATER CRAYFISH) [tatlısu istakozu, kerevit, göl istakozu] Avrupa sularında yaşar. Türkiye’de göller bölgesinde, Sapanca ve İzmit göllerinde ekonomik değeri yüksek canlı olarak avlanmaktadır. Açık kahve rengindedir. Dikkati çeken özelliği uzun makasıdır. 15 cm boya ulaşabilir. Temiz, berrak suları sever. Gündüz tabana gömülür ya da taşların altına saklanır. Alacakaranlıkta ve gece aktiftir. Herşeyi yer. Sucul canlılarla ve balık kadavrasıyla beslenir. Dişi, yumurtaları ve yavruları, yumurtadan çıkıp yüzene kadar ard kısmında taşır.
ASTERISCUS [asteriscus] Diğer balıklarda genellikle küçük fakat sazangillerde (Cyprinidae) içkulağın lagena kapsülü içerisinde bulunan en büyük otolit.
ASTERN [tornistan] Makinesinin, gemiyi geriye hareket edecek şekilde pervaneyi dödürmesi. Gemilerin geriye gitmesi.
ASTEROIDEA (SEA STARS, STARFISHES) [denizyıldızları] Genellikle beş kollu yıldızı andıran, alt tarafında merkezi ağzı olan derisidikenlilerdir. 1500 kadar türü vardır. Bütün deniz ve okanuslarda bulunurlar. Taban canlıları olup birkaçı acısuda da yaşar. Boyları 2 cm ile 24 cm arasında değişir. Işınsal (radial) kanallar tüp ayaklarda sona erer. Her ayakta ampül, ayak ve yapışkan disk vardır. Kurtçukları (larvaları) iki yanlı (bilateral), erinleri ışınsal (radial) bakışımlıdır. Gelişmeleri kurtçuklar (larvalar) üzerinden olup başkalaşımlıdır yani metamorfoz geçirir. Çift eşeylidirler fakat erselik (hermafrodit) olanları da vardır. Eşeyli çoğalmada yumurta ve atmık suya verilir. Kopan kollarını yenileyebilirler. Yaşam süreleri farklıdır. Ancak 35 yıl ömrü olanları da vardır. Hidrolik system gibi çalışan su-damar-sistemiyle (tüp ayakların uzatılıp yapışması ve bırakılmasıyla) yavaş hareket ederler. Genellikle yırtıcı etobur ve leşçildirler.
ASYMMETRICAL [bakışımsız, asimetrik] İki yanlı (bilateral) bakışımı (simetrisi) olmayan. Örnek: Bothidae ve Pleuronectidae. Gözlerden biri kafanın öbür tarafına gider.
ASYMMETRICAL GOATFISH [Nilbarbunyası balığı] ® Upeneus asymmetricus.
ASYMPTOTE (ASYMPTOTIC) [sonuşmaz, asimtot] Bir eğrinin belirli bir değer ya da sınıra giderek yaklaşması ancak asla bu değer ya da sınıra değmemesi ve sonsuza uzanmasıdır.
ASYMPTOTIC LENGTH [sonuşmaz boy, asimptotik boy] Von Bertalanffy büyüme modelinde stoktaki balıkların sonsuz zamanda ulaşacağı boyu olarak tanımlanmakta olup gözlemlenmiş en boylu balık değildir.
ASYMPTOTIC WEIGHT [sonuşmaz ağırlık, asimptotik ağırlık] Von Bertalanffy büyüme modelinde stoktaki balıkların sonsuz zamanda ulaşacağı ağırlık olarak tanımlanmakta olup gözlemlenmiş en ağır balık değildir.
ASYNCHRONOUS HERMAPHRODITISM [ardışık erdişilik, ardışık erselik] Ya önce erkek sonra dişi ya da önce dişi sonra erkek olma hali. ® Consecutive hermaphrodite.
ATARGIS [balık tanrısı] Üst kısmı insan alt kısmı balık olan Filistin tanrısı.
ATHERINA (ATHERINA) HEPSETUS (MEDITERRANEAN SAND SMELT) [çamuka balığı, gümüş balığı, çamuka]  Yüzücü (pelajik) balıktır, en çok TL=20 cm olabilir. Balıkçılığı yapılmaktadır. Bazen deniz kulaklarında görülür, daha çok yakın kıyıda rastlanır.
ATHERINA (HEPSETIA) BOYERI (BIG-SCALE SAND SMELT) [aterina, aterina balığı, gümüş, gümüş balığı] Tabansal (demersal) olup etrafgöçerdir (amfidromdur). Boyu TL=20 cm olabilir. Deniz, acısu ve tatlısuda bulunur. Etobur olup daha çok 1 metre derinlikte rastlanır.
ATHERINA (HEPSETIA) PRESBYTER (SAND SMELT) [aterina, aterina balığı, gümüş, gümüş balığı] Tabansal (demersal) olup okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Acısuya girer. Boyu TL=20 cm ve 4 yaşında olabilir. Etobur olup mevsimsel sürü ouşturur.
ATHERINIDAE (SILVERSIDES) [gümüşbalığıgiller] Tatlı, acı ve deniz suyunda yaşarlar. 25 cins  ve 165 türü bilinmektedir. Tropik ve alt tropik iklimde yayılırlar. Çoğu türü denizde yaşar. Bilinen en büyük boylu bireyi 60 cm’dir.
ATHERINOMORUS LACUNOSUS (HARDYHEAD SILVERSIDE) [gümüş balığı] Boyu TL=25 cm olabilir. Acısuya girer. 1 m derinliklerde rastlanır. Hint Okyanusu kökenli olup Akdeniz’e görece yeni yerleşmiştir. Yem balığı olarak balıkçılığı yapılmaktadır. Kumlu kıyı boyunca sürü oluşturur.
ATLANTIC BONITO [palamut, palamutvonozu, torik, sivri balığı, piçuta, sivri, altıparmak, çingenepalamudu, kestanepalamudu, zındandelen] ® Sarda sarda.
ATLANTIC COD [morina] ® Gadus morhua.
ATLANTIC HERRING [ringa] ® Clupea harengus.
ATLANTIC HORSE MACKEREL [kraça balığı, karagözistavrit, istavrit balığı, karagöz istavrit] ® Trachurus trachurus.
ATLANTIC LIZARDFISH [zurna balığı] ® Synodus saurus.
ATLANTIC LOGGERHEAD (LOGGERHEAD SEA TURTLE) [karet kaplumbağası, sini kaplumbağası] ® Caretta caretta.
ATLANTIC MACKEREL (MACKEREL) [uskumru] ® Scomber scombrus.
ATLANTIC OCEAN [Atlas Okyanusu] Doğuda Avrupa ve Afrika, batıda Amerika kıtaları arasında kalan ve 106.200.000 km2 alanı olan okyanus.
ATLANTIC POMFRET [baltabaş balığı] ® Brama brama.
ATLANTIC SALMON [som, som balığı] ® Salmo salar.
ATLANTIC SAURY [uskumru turnası, zurna balığı, zargana, zurna, pinnüllü zargana] ® Scomberesox saurus saurus.
ATLANTIC SPOTTED FLOUNDER [kancaağız pisi balığı, kanca ağız pisi balığı, kocaağızpisi, iripulpisi balığı] ® Citharus linguatula.
ATLANTIC STARGAZER [kurbağa balığı, çift yaldızlı balığı, deniz ineği, deniz kedisi, tiryaki, tiryaki balığı] ® Uranoscopus scaber.
ATLANTIC TORPEDO [uyuşturan, elektrik balığı, uyuşturan balığı, çarpan] ® Torpedo nobiliana.
ATLANTIC TRIPLETAIL [demirci balığı, üç kuyruk balığı, tahta balığı] ® Lobotes surinamensis.
ATLAS [atlas] Kafayı izleyen ilk omur.
ATMOSPHERE [havaküre, atmosfer] Yerkürenin etrafını saran karışmış gazlardan oluşan örtüdür. Atmosfer gazların yanında az da olsa su buharı ile sıvı ve katı parçacıkları içermektedir. Su buharı hariç, atmosfer %78.1 azot, %20.95 oksijen, %0.9 argon ve az miktardaki diğer gazlardan oluşmaktadır.
ATMOSPHERIC POLLUTION [atmosfer kirliliği] İnsanların endüstriyel faaliyetleri sonucu doğrudan atmosfere verilen kirlilik ögeleriyle atmosferin doğal bileşenlerinin bozulması.
ATMOSPHERIC PRESSURE [atmosfer basıncı] Atmosferden birim alana yapılan etki.
ATOLL [atol] Yuvarlak, elips ya da at nalı şeklinde olup mercan resiflerinin oluşturduğu küçük adacıktır.
ATOM TRAWL [çift tekne trol ağı, Larsen ortasu trolü] ® Two boat pelagic trawl. ® Larsen midwater trawl.
ATOMIC ABSORPTION SPECTROMETER (AAS) [atomik soğurma spektrometresi] Çeşitli matrislerdeki (su, sediman, organizma vb.’deki) metal miktarlarının saptanmasında kullanılan cihaz.
AT-RISK FISH STOCK(S) [tehlikedeki stok(lar)] Miktarının giderek azaldığı tespit edilen ve özel düzenleyici önlem gerektiren balık stok ya da stokları.
AUDITORY CAPSULE [işitsel kapsül] Keski-solungaçlıların (Elasmobranchii) iç kulağında kıkırdaktan, kemikli balıklarda (Teleostei) kıkırdağımsı iç kulak kapsülü.
AULOPUS FILAMENTOSUS (ROYAL FLAGFIN) [derinsu zurna balığı] TL=50 cm boya ulaşabilir. 50-100 m’lerde yayılır. Ticari balıkçılığı yapılmaktadır. Sahanlık üstünde avlanır.
AURELIA AURITA (COMMON JELLYFISH, COMMON SEA JELLY, SAUCER JELLY, MOON JELLY) [deniz anası] Yakın kıyıda ve açık suda -6 ile +310C sularda bulunur. Acısuda binde 6 tuzluluğa dayanır. Gelişmesine en uygun sıcaklık 9-190C’lerdir. Şemsiye görünümünde olup 5-40 cm boya ulaşabilirler. Eşeyli çoğalırlar, erkek ve dişi ayrıdır. Kasılma ile hareket ederler. Davranışları besine ve diğer dış koşullara bağlıdır. Etoburdur ve planktonla beslenir.
AURIS (EAR) [kulak] Duyma organı.
AUTECOLOGY [autekoloji] Bir türün çevresi ile ilişkilerini ele alan ekoloji. ® Ecology (ekoloji). ® Synecology (sinekoloji). ® Demecology (demekoloji). ® Genecology (genekoloji).
AUTOCLAVE [otoklav] Kapağı ve gövdesi iç basınca dayanıklı bir cins tencere. Laboratuvar malzemelerinin mikroplardan arındırılmasında (sterilizasyon) kullanılan alet.
AUTOLYSIS [otoliz] Protein, yağ ve diğer vücut parçalarının (dokuların) balığın ölümünden sonra enzimlerle bozunması. Bozunma hızı, sıcaklığa bağlıdır.
AUTOMATIC FEEDER [otomatik yemleyici] Ağ kafeslerde balık besiciliği-yetiştiriciliğinde yemi önceden belirlenen zaman ve miktarda veren cihaz.
AUTOMATIC LONGLINE [otomatik çapari] Çapari balıkçılığında oltalara yem takan, atan ve toplayan mekanizma.
AUTOMATIC TIDE GAUGE [otomatik seviye ölçer] Deniz seviyesindeki değişik-likleri ölçen ve kaydeden cihaz ya da mekanizma.
AUTOPILOT [oto-pilot] Gemileri istenen gidiş yönünde (rotada) tutmada kullanılan elektronik bir alettir.
AUTOTROPHIC [kendibeslek, özbeslenen] Besinini fotosentez yoluyla kendi üreten.
AUTOTROPHIC LAKE [ototrof göl] Organik maddelerin kendi içinde oluştuğu ve etrafındaki karadan gelmediği göl.
AUTOTROPHY [kendibesleklik, özbeslenme, ototrofi] İnorganik maddeden güneş enerjisini klorofil yardımıyla kullanarak kendi besinini üretme yetisidir.
AUTUMN (FALL) [sonbahar] Eylülün 21'inde başlayıp Aralığın 21'inde biten süre.
AUTUMN FRY [sonbahar yavrusu] Büyüme mevsimi sonunda (Sonbaharda) avlanan yaşama şansı yüksek yavru balık.
AUTUMN SICKNESS [sonbahar hastalığı] Hastalık belirti ve nedeni bilinmeyen, sonbaharda görülen öldürücü balık hastalığı.
AUTUMN TURNOVER (FALL OVERTURN, FALL TURNOVER) [sonbahar karışımı] Sonbaharda havaların soğuması ve rüzgar etkisiyle yüzeyde soğuyan suyun ağırlaşarak dibe çökmesi, suyun karışması.
AUXILLARY SCALE [ek pul] Büyük pulların üstünde ya da arasındaki küçük pullardan biri. Örnek, Pomacanthidae ailesi.
AUXIS ROCHEI (BULLET TUNA) [ton balığı, gobene, gobone, tombil balığı, tombik, tulina] Ekonomik önemi yüksek balıktır. 55 cm kadar olabilir. Yüzücü (pelajik) ve okyanusgöçerdir (okyanodromdur). Erin bireyleri kıyı sularında avlanır. Sürü oluşturur. Küçük balıklarla beslenir. Çoğunlukla gırgır ile avlanır.
AUXOSPORE [oksospor] Diyatomlarda iki hücrenin birleşmesinden oluşan üreme hücresi.
AUXOTROPHY [öksotrofi] Vitamin vb gibi elzem kimyasalları vücut dışından alma şeklindeki beslenme katkısı.
AVAILABILITY [elde edilebilirlik, yararlanılabilirlik] 1- Bir stok ya da populasyonun belirli zamanlarda (av mevsiminde) avlanılan alanda bulunması ve diğer zaman ya da mevsimde avlanılan alanda bulunmaması yani avlanabilir olmamasıdır. İçgöç (stok’a katılma) avlanılamayan bu parçadan olabileceği gibi stok’un avlanılamayan bu kısımı stokla bir başka zaman sürecinde karışabilir.
AVAILABILITY [elde edilebilirlik, yararlanılabilirlik] 2- Birim çaba başına düşen av. Harcanan güç birimi başına düşen av.
AVAILABILITY [elde edilebilirlik, yararlanılabilirlik] 3- Bir populasyon ya da stok’un ya da bunların parçasının belirli bir yer ve zamanda (balıkçılık mevsiminde) avlanılabilir durumda olması.
AVAILABILITY [elde edilebilirlik, yararlanılabilirlik] 4- Belli bir tür ya da boydaki balığın bir av alanında belirli bir av aracıyla avlanabilir olup olmadığı.
AVERAGE (MEAN) [ortalama] Değerlerin toplamı/değerlerin sayısı (åx/n). 
AVES (BIRDS) [kuşlar].
AVHRR (abbrev.) [çok yüksek çözümlemeli radyometre] Advanced Very High Resolution Radiometer.
AVOIDANCE [kaçınma] Bir balık ya da balık sürüsünün, etkileyen kaynağın (gürültü, yırtıcı) ya da av aracının (trol, solungaç ağı, olta vb) etki alanından savuşması, kaçması.
AVOIDANCE THRESHOLD [kaçınma eşiği] Kaynağın etkisinden savuşmak için gerekli olan en düşük konsantrasyon düzeyi.
AWNING [tente] Güverte ve güvertede çalışanları yağmur ve güneşten korumak için güverte üzerine gerilmiş sağlam örtü.
AXILLARY SEABREAM [kırma mercan, kırmamercan balığı, yabani mercan] ® Pagellus acarne.
AXILLARY WRASSE [çırçır balığı, ot balığı] ® Symphodus mediterraneus.
AZOV SEA [Azak Denizi] Kırım yarımdasının kuzey doğusunda yer alan, sığ olup suyunun tuzluluk derecesinin oldukça düşük, Don ve Kuban ırmaklarından tatlısu girdisinin görece yüksek olduğu bir iç denizdir. Karadeniz’e Kerç boğazıyla bağlıdır. Uzunluğu 240 ve eni 135 km kadardır. Yüzey alanı 37.700 km2 kadardır. Bu denzin suyu aralık-mart aylarında donar. Üretim düzeyi yüksektir. Bazen Karadeniz hamsi balığı beslenmek için Azak Denizi’ne girer. Azak hamsisi ile Karadeniz hamsisinin melez oluşturduğu belirtilmektedir.