Mikro Alg Besinler

 

Gerek doğal ortamda gerekse laboratuar koşullarında kültürü yapılan alglerin ekonomideki önemi büyüktür. Bu önem alglerin çok çeşitli alanlarda kullanılmasından ileri gelir. Algal üretim günümüzde ötrofikasyon kontrolü, atık su arıtımı, güneş enerjisinin biomasa dönüştürülmesinde en etkili ve en ekonomik yoldur. Mikroalgler fazla CO2 i uzaklaştırarak ortamın pH’ sını ayarlarlar ve ortamdaki fazla nutrientin uzaklaştırılmasıyla su kalitesinin kontrolüne yardımcı olurlar. Ayrıca bazı kimyasal maddelerin üretiminde ve enerji eldesinde (metan gazı) de kullanılırlar. Mikroalgler son derece zengin karbonhidrat, protein ve özellikle yağ asidi içeriğine sahiptirler. Besin değeri yüksek olan algler sucul kommuniteler için makronutrient, vitamin ve iz elementlerin en önemli kaynağıdırlar. Aynı zamanda balık ve diğer su canlılarında renklenmenin gelişmesinde gerekli temel pigmentleri sağlarlar. Deniz ve tatlı sulardaki su ürünlerinin aşırı miktarda avlanması ve çevre kirliliği sorunlarının artışı ile deniz ve iç suların kirlenmesi buralarda yaşayan organizmaların azalmasına neden olmuştur. Bu nedenle yetiştiricilik çalışmaları hız kazanmıştır. Yetiştiricilik yapılan tesislerde larva beslenmesinde alg kültür üniteleri sistemin kaçınılmaz ve en önemli basamağıdır. Bu ünitelerdeki başarı kurulan zincirin diğer halkalarına yansır. Alglerle besleme bivalı molluskların bütün gelişim safhaları ve bazı balık türlerinin çok erken gelişim safhaları için gereklidir. Ayrıca balık ve crustaceanların larval ve erken Juvenil safhaları için besin olarak kullanılan rotifer, artemia, copepod gibi protein kaynağı olarak kullanılmaktadır. İnsanlar tarafından tüketilen çok sayıda Cyanophyte türü mevcuttur.

 

KÜLTÜRÜ YAPILACAK MİKROALGLERDE BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

 

Kültür amaçlı çalışmalarda kullanılacak alglerde bazı özelliklerin olması gerekir. Kültürü yapılacak türler hem en yüksek miktarda hücre sayısına ulaşılmalı, hem de üretim ekonomik olmalıdır. Bu açıdan kültürü yapılacak alg türlerinde şu özellikler olmalıdır:

 

1. Hızlı büyüme özelliği göstermeli.

 

2. Besleyici değeri ve protein içeriği yüksek olmalı, özellikle proteinlerin sindirilebilme oranı yüksek olmalıdır.

 

3. Ortam koşullarındaki değişimlere dayanıklı ve toleranslı olmalı, aynı zamanda toksik olmamalıdır.

 

4. Kültür koşullarında üretimi sorun çıkarmamalıdır.

 

Elbette kültürü yapılan bir türde bu özelliklerin hepsinin toplanması hemen hemen olanaksızdır. Ayrıca bazı türler doğal koşullarda çok hızlı ürediği halde kültür koşullarında üretilemezler. Bunlar yabani türler olarak adlandırılır. Hem ekonomik hem de çalışmanın başarıya ulaşması yönünden alg kültüründe uygun türün seçimi son derece önemlidir (Gökpınar ve Cirik, 1993).

 

Bugün intensiv sistemlerde saf strainler olarak kültürü yapılan 40 ‘tan fazla farklı mikroalg türü dünyanın farklı bölgelerinden izole edilmiştir. Günümüzde kültürü yapılan alglerin 8 sınıfı ve 32 cinsi ticari olarak önemli akvatik organizmaların farklı gruplarında besin olarak kullanılmaktadır. Tablo, birkaç m ile 100 m’den daha fazla büyüklükte değişen flagellatlı diatomlar, Chlorococcalean yeşil algler ve filamentous mikroalg türlerini içine alır. 

 

Ticari deniz kültürü çalışmalarında en sık kullanılan türler diatomlardan Skeletonema costatum, Thallassiosira pseudorona, Chaetoceros calcitians, Cgracilis, Flagellatlardan Isochrysis galbana, Tetraselmis suecica, Monochrysis lutheri ve Chlorococcalean Chlorella türleridir. Nannochloropsis. (Lavens ve Sorgeloos, 1996).

 

Yetiştiriciliği yapılan balık ve crustaceanlarda bu alglerin kullanılmasının sebebi besinsel içeriğinin zengin olması ve büyük hacimlerde yapılan kültürlerde yüksek yoğunluğa ulaşabilmesi, türlerin büyüklüğünün uygun olması ve kültür kolaylığıdır.

 

Belirli organizmalar için herhangi bir alg türünün besinsel içeriği alg hücrelerinin büyüklüğüne, sindirilebilirliğine ve biokimyasal kompozisyonuna bağlıdır. Genelde mikroalglerin besinsel içeriği, ortamdaki besleyici elementler, ışık, büyüme esnasındaki fiziksel ve kimyasal koşullarla direkt olarak ilgilidir. Bu nedenle mikroalg sistemlerinin kurulmasında algler için uygun fiziksel ve kimyasal şartların sağlanması gerekir.(Lawens ve Sorgeloos, 1996).

 

MİKROALG KÜLTÜR KOŞULLARI 

 

Mikroalg kültür sistemlerindeki önemli parametreler kültür ortamı, ışık, pH, havalandırma, tuzluluk ve sıcaklıktır. Çoğu durumda spesifik türler bu değişimlere toleranslı olabilmesine rağmen bu parametrelerin optimal olması gerekir. Ayrıca bu parametreler birbiriyle sıkı bir şekilde bağlıdır. Şartlara göre bir alg türü için optimal olan bir parametre diğer bir alg türü için optimal olmayabilir.(Lawens ve Sorgeloos, 1996).

 

Kültür Ortamı

 

Ticari olarak önemli akuatik organizmalar için besin olarak kullanılan mikroalg türlerinin çoğu denizel yada acısu türleridir. Mikroalglerin ihtiyaç duydukları kültür ortamının kimyasal kompozisyonu deniz suyununkine yada doğal ortamlarına benzer olmalıdır. Yağlar, pestisidler, organik yada inorganik ağır metaller gibi toksinleri kapsayan su kullanılmamalıdır. Çok az miktardaki inteksitidleri içeren suyun algler üzerinde etkili olduğu ve gelişimi engellediği bilinmektedir. Ayrıca kültürde kullanılan suda diğer alg türleri, zooplankton, bakteri, protozoanlar ve siliyatlar bulunmamalıdır. Bunun için kültür suyuna alg ekilmeden önce yapılacak birkaç basamak vardır. İlk olarak deniz suyu 5 m ‘ye kadar küçük partikülleri yok eden kum filtresi ve diatom filtreleriyle filtre edilmelidir. Daha sonra kültür suyu UV ışıktan geçirilir. Küçük hacimlerdeki deniz suyunu sterile etmek için otoklav yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca test tüpleri, erlanmayerler kısacası kültürde kullanılan cam malzemelerin ve kültür ortamının sterilize edilmesi içinde otoklav kullanılır. 20 lt.’den daha büyük miktar asit yada klorla dezenfekte edilir. Büyük hacimlerdeki kaplar deniz suyu ile doldurulur ve havalandırma olmaksızın 1 litreye 1-2 mg. olacak şekilde klorlanır. Daha sonra havalandırmayla klor 2-3 saat içinide uzaklaştırılır. Eğer havalandırma klorun uzaklaştırılması için yetersiz olursa kloru nötralize etmek için sodyum tiyosülfat su ortamına ilave edilir.

 

Mikroalg kültüründe hücre konsantrasyonu doğada bulunandan daha yüksektir. Bu nedenle alg kültür suyu nutrientlerce zenginleştirilmelidir. Mikroaalg ihtiyacı için başlıca nutrientler makro ve mikronutrientler olarak 2′ye ayrılır. Makronutrientler karbon, nitrat, fosfat ve silistir. Silis, ldiatomların dış kabuklarının oluşumu ve gelişimi için gereklidir. Mikronutrientler ise demir, bakır, çinko, kobalt, manganez, molibden gibi çeşitli iz elementleri ve thiamin (B1), cyanocobalamin (B12) ve biotin gibi vitaminleri içerir. Alglerin iyi bir şekilde gelişimi için bu elementler kültür ortamında bulunmalıdır. (Lawens ve Sorgeloos, 1996).

 

Işık

 

Alg kültürlerinde ışık şiddeti, ışığın kalitesi ve süresi önemlidir. Alg kültürlerinde etkili olan ışık şiddetini kültürlerde elde etmek istediğimiz büyüme hızı ile orantılı olarak ayarlamalıyız. Uzun süre stok halde saklanmak istenen kültürlerin ortalama ışık yoğunlukları 1000 lux, büyük hacimlerde hızlı bir büyüme elde etmek için 3500-10.000 lux gibi daha yüksek ışık yoğunluklarını kullanmalıyız. Algler ihtiva ettikleri pigmentlerin özelliklerine bağlı olarak ışığın farklı ışınlarını absorbe ederler. Kültür sistemlerinde kullanılan floresan lambalar genellikle alglerin bu ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte ışınları içerir. Kültürlerde hızlı bir büyüme elde etmek için genellikle sürekli aydınlatma yapılır. Ancak kültürleri sürekli aydınlatma her tür için uygun olmayabilir. Bu durumda aydınlatmada fotoperyod uygulanır. İçerideki mikroalg sistemlerinde genellikle floresan lambalar kullanılır ve kültür kaplarının max şekilde aydınlatılmasını sağlayacak şekilde düzenlenirler. Daima aydınlatma altında içerideki kültür sistemlerinde her ne kadar mikroalg üretilse de suni aydınlatma süresince günde min. 18 saat aydınlatma yapılmalıdır. Dışarıdaki kültürler doğal güneş ışığı ve fotoperyodu kullanırlar.( ).

 

Alg hücrelerinin ışıktan yararlanabilmesi hücre yoğunluğuna ve populasyon artışına bağlıdır. Dışarıdaki havuzlarda alg kültürü yapılması amacıyla içerideki hücreler dışarıya transfer edildiğinde hücreler sık sık ışık şokuna maruz kalır. Türler (mevsimlerin güneşli yada kapalı olması, hava şartlarındaki değişiklikler) güneş yoğunluğuna bağlı olarak direkt gün ışığına toleranslı olmayabilir. Adapte olabilmeleri için belirli bir zaman geçmesi gerekir. (Fulk ve Main, 1991).

 

pH

 

pH değerinin hem çok yüksek hem de çok düşük olması hücresel işlemin bozulmasına neden olduğundan algal gelişme yavaş olacaktır. Yaygın olarak kültürü yapılan alg türleri için pH aralığı 7 ile 9 arasındadır, optimum pH aralığı ise 8,2-8,7 dir. Türler için optimum pH aralığı sağlanmadığı takdirde kültürün çökmesine neden olur. Kültürün havalandırılmasıyla bu durum önlenebilir. Yüksek yoğunluktaki alg kültürlerinde pH’yı artırmak . CO2 ilave edilir. (Lawens ve Sorgeloos, 1996).

 

Havalandırma

 

Havalandırma; kültür ortamı ve atmosfer arasındaki gaz değişimini artırma, suyun homojenizasyonunu sağlama, populasyondaki bütün hücrelerin nutrient ve ışığı eşit olarak alması ve alg kültürlerindeki çökmeyi önlemek için gereklidir. Havalandırma aynı zamanda fotosentez için gerekli olan inorganik karbonun kültüre sağlanmasından dolayı da önemlidir. CO2 ‘in ilavesi pH’un stabil kalmasını sağlar. CO2 yeterli miktarda bulunmazsa ortamın pH’sı yükselecektir. Bunun sebebi pH değişimlerine karşı suyun tamponlanmasını sağlayan HCO3, CO2 ve hidroksil iyonlar arasındaki dengenin bozulmasından dolayıdır. CO2 ilavesi kültür yoğunluğuna, pH’ga, ışık yoğunluğuna ve büyüme oranına bağlı olarak yapılır. (Lawens ve Sorgeloos, 1996). 2 lt.den daha küçük hacme sahip kültürlerin havalandırılması gereksizdir. Çünkü bu kültürlerde su yüzeyi ile hava arasındaki gaz değişimi alg hücreleri için yeterlidir. Zaman zaman el ile çalkalanması yeterlidir. (Cirik ve Gökpınar, 1993).

 

Sıcaklık

 

Sıcaklık toleransı kültürü yapılan türlerin kültüre edildikleri ortamların nutrient içeriği ile değişebilir. Her türün büyümesi için min, max. ve optimum sıcaklık aralığı vardır. Kültür ortamının kompozisyonuna bağlı olarak değişmesine rağmen mikroalg kültürleri için opt. Sıcaklık genellikle 20 ve 24 oC arasındadır. Yaygın olarak kültürü yapılan türler 16 ve 27 oC arasındaki sıcaklığa toleranslı alglerdir. 16oC ‘den daha aşağı sıcaklıklarda büyüme yavaşlarken 35 oC ‘den daha yüksek sıcaklık ise çoğu tür için öldürücüdür. Dışarıdaki kültür için kültür alanlarında muhtemelen etkili olan sıcaklık değişimlerine toleranslı alg türlerini seçmek önemlidir. İçerideki sistemlerde bakteri büyümesinin engellenmesi için sıcaklık algal büyüme için optimum düzeyler altında bir dereceye kadar tutulabilir. Sıcaklığın uygun duruma getirilmesi alg kültürlerinin korunmasında önemlidir. (Lawvens ve Sorgeloos, 1996).

 

Tuzluluk

 

Deniz fitoplanktonu tuzluluktaki değişimlere aşırı derecede toleranslıdır. Doğal sudan daha az tuzluluktaki sularda birçok türün gelişmesi en iyidir. %020-24 tuzluluğun hemen hemen bütün türler için uygun olduğu bulunmuştur. (Lawens ve Sorgeloos, 1996).

 

MİKROALG KÜLTÜR SİSTEMLERİ

 

Yetiştiricilik yapılan sistemlerde mikroalg kültürleri yapılırken amacın belirlenmesi ve buna uygun bir kültür tekniğinin seçilmesi gerekir. Mikroalg üretimde kullanılan çeşitli kültür yöntemleri vardır. Bu yöntemler laboratuarda tamamıyla kontrollü şartlardan dışarıda daha az kontrol edilen tanklarla yapılır. (Lawens ve Sorgeloos).

 

Mikroalg kültür sistemleri içeride ve dışarıda yapılan kültür sistemleri olmak üzere 2′ye ayrılır.

 

1. İçerideki mikroalg kültür sistemleri:

 

- Kesikli kültür

 

- Sürekli kültür

 

- Yarı sürekli kültür

 

2. Dışarıdaki mikroalg kültür sistemleri.

 

-İçerideki Mikroalg Kültür Sistemleri

 

-Kesikli Kültürler

 

Sabit hacimlerde yapılan kesikli kültür tekniği mikroalg üretiminde kullanılan en basit yöntemdir. Hücreler uygun bir kültür kabı içersinde türün gereksinim duyduğu nutrientler bakımından yeterli düzeyde zenginleştirilmiş kültür ortamına aşılanır ve ortam ışık karşısında havalandırılır. Havalandırma hücreleri süspansiyon halinde tutmak ve CO2 sağlamak için yapılır. Bu şekilde hücrelerin hem ışık kaynağından yararlanması sağlanır hem de fotosentez için gereken inorganik karbon sağlanmış olur.

 

Kesikli kültürlerde yeterli bir üretimi başarabilmek için her şeyden önce algal büyüme dinamiklerinin iyi anlaşılması gerekir. Optimum fiziksel (ışık, sıcaklık, CO2) ve kimyasal (nutrientler, iz elementler, vitaminler) koşulların hazırlandığı bir kültür ortamına hücreler aşılanır, fakat aşılanan hücrelerde bölünme hemen başlamayabilir. Hücreler yeni ortama uyum gösterip çoğalmaya başlayıncaya kadar bir durgunluk peryodu vardır ve bu süre zarfında hücre sayısında hemen hiçbir artış gözlenmez. Bu evreye “gecikme fazı” denir. Bu faz genellikle aşıdaki ölü hücrelerin sayısına bağlı olarak ortaya çıkar. Bu süre içersinde hücre sayısı aşağı yukarı aynı kalır ve çoğalma gözlenmez. Gecikme fazı’nın gözlendiği bir başka durum ise, aşılanan hücrelerin büyük bir kısmı canlıdır, ancak bölünme yeteneğine sahip değildir. Bu durum özellikle aşı kültürü yaşlı ise ortaya çıkar. Çünkü yaşlı kültürdeki alglarda enzimler inaktif haldedir ve metabolik konsantrasyonları hücre bölünmesi için yetersiz bir düzeye kadar azalmış olabilir. Bu nedenle yeni bir ortama yapılacak aşı kültürler log. Büyüme fazında bulunan altkültürlerden alınmaktadır. Gecikme fazını büyüme hızının sabit bir artış hızı ile ifade edildiği, hücrelerin eşit ve ardıl zaman aralıklarında logaritmik olarak arttıkları faz izler. Bu faz hücre konsantrasyonu max. Bir değere ulaşıncaya kadar devam eder. Ancak ortamda max. Hücre konsantrasyonuna ulaşmayı sınırlayan yeni faktörler ortaya çıkar. Bunlar besinlerin tüketilmesiyle yada belli bir substratın algal büyümeyi sınırlayacak düzeye kadar düşmesiyle oluşan nutrient sınırlaması, hücrelerin birbirini gölgelemesiyle oluşan ışık sınırlaması ve toksik bir madde birikimi kültüre innibe edici bir etki yapar. Bunlara CO2 verilme hızı, pH’daki değişimleri de ilave edebiliriz. Bu faz sonunda kültür ortamında ürün ve yan ürünler oluşur. Sabit hacimli kültürlerde oluşan yan ürünler dışarı atılamadığından hücre sayısında bir düşüş gözlenir ve bu evre “azalma fazı veya azalan log. faz” olarak tanımlanır. Bunu hücre sayısının birim hacimde sabit bir oran halinde kaldığı “duraklama fazı” izler. Çünkü bu evrede ölü ve canlı hücrelerin sayısı birbirine eşittir. Dolayısıyla bu fazda hücre sayısı artmaz ve büyüme hızı sabit bir katsayı ile ifade edilir yani hücre konsantrasyonunda zamana bağlı net bir artış veya azalış gözlenmez. Ancak bunu izleyen fazda çeşitli faktörlerin etkisiyle hücrelerde ölüm hızı arttığı için, hücre sayısında net bir azalma gözlenir, buna bağlı olarak büyüme hızı sıfır olur ve kültür tamamen canlılığını kaybeder.

 

Büyük hacimlerde yapılan kesikli kültür tekniğine ise yığın kültür denilmektedir. Aydınlatma ve havalandırmanın sağlandığı kültür ortamına hücreler aşılanır ve hücreler max. Yoğunluğa ulaştığı zaman tamamen hasat edilir.

 

Sürekli Kültür

 

Zenginleştirilmiş deniz suyunun sağlandığı kültür sürekli olarak kültür ortamına pompalanır ve aynı zamanda kültür hasat edilir. Büyümenin durmasına neden olan tüm faktörler sürekli kültür tekniği ile giderilebilir. Sürekli kültür tekniği algal biyoteknolojide uygulanan yeni tekniklerden biridir. Sabit hacimde yapılan kesikli kültürlere göre pek çok avantajları vardır. Sürekli kültürlerde amaç, max. büyüme hızına erişen bir kültürü aynı büyüme hızında devam ettirmektir. Bunun için halen aynı amaca hizmet eden iki sistem kullanılmaktadır. Bunlar kemostat ve turbidiostat sistemdir.

 

Kemostat sistemlerde, büyümenin belirli bir noktasında sınırlayıcı olan bir nutrient ortamı sürekli olarak kültür kabına içine verilir. Şekilde görüldüğü gibi taze ortamın bulunduğu bir kap, bunu hücrelerin bulunduğu kaba hassas ayarla gönderen bir peristaltik pompa, algal büyüme için gerekli ışık kaynağı, havalandırma sistemi ve homojenizasyonu etkili biçimde sağlayan bir manyetik karıştırıcıdan oluşmuştur. Bu sisitem taze ortamın sürekli olarak sabit hızla ilave edildiği bir kültür sistemidir. Kültür kabına ilave edilen miktar kadar ürün çıkışı olmaktadır. Taze ortamdaki nutrientlerin konsantrasyonları ve taze ortamın giriş hızı kültüre edilen türün spesifik büyüme hızına ve hücrelerin ortamda kalış süresine uygun bir şekilde düzenlenir. Akış hızının kültür hacmine oranı şeklinde ifade edilen seyreltme hızı, yeterli miktarda nutrient içeren solusyondan uygun bir akışla sağlanır. Seyreltme hızı kemostat sistemleri şu durumlarda etkiler:

 

- Eğer seyreltme hızı (D), spesifik büyüme hızında ( ) daha yüksek olursa (D> ) hücre süpürülmesi olayı meydana gelir ve kültür kabında hücre kalmaz.

 

- Eğer seyrelme hızı, spesifik büyüme hızına eşit olursa (D= ) kararlı hal koşullarına ulaşılır ve kültür devam eder.

 

- Eğer seyreltme hızı (D), spesifik büyüme hızından düşük olursa kültür sürekli değil, kesikli kültür özelliğine sahip olur.

 

Sürekli kültürlerde D = yani kararlı hal koşullarına ulaşmak istenir. Bu koşullarda kültür kabındaki hücre konsantrasyonu zamana bağlı olarak değişmez ve sonuçta spesifik büyüme hızı seyreltme hızına eşit olur. Kararlı hal koşullarına sahip bir kemostatta hücrelerin büyüme hızı düşük miktarda bulunan nutrient tarafından sınırlanır. Bu durum sınırlayıcı nutrientin taze ortamdaki konsantrasyonu ile kültür ortamına uygulanan seyreltme hızının bir fonksiyonudur. Bir kemostatta kültür yoğunluğu, taze ortamdaki sınırlayıcı nutrient konsantrasyonunun değiştirilmesiyle idare edilebilir. 

 

Sürekli kültürün diğer bir şekli de turbidiostattır. Bu sistemin esasını ortama sürekli olarak nutrientlerin akışı sağlanarak hücre yoğunluğunu belirli bir düzeyde tutmak oluşturur. Yani bu sistemde kemostatta olduğu gibi sınırlayıcı nutrientin ortama belli bir oranda verilmesi değil, hücre yoğunluğunun belli bir sabitte tutulması amaçlanmıştır. Otomatik sistem vasıtasıyla taze ortam ile kültüre su ilave edilerek en yüksek düzeyde alg konsantrasyonu sağlanır.

 

Yarı Sürekli Kültür

 

Belirli peryodta hasat edilen torba ve tank gibi büyük hacimlerde yapılan bir kültür tekniğidir. Max. bir büyüme elde etmek için etkili bir aydınlatma ve havalandırmanın sağlandığı kültür ortamı, uygun nutrientlerce zenginleştirilerek hücreler aşılanır. Yüksek büyüme hızını desteklemek için kültüre giren hava %1-2 oranında CO2 ile zenginleştirilebilir. İstenen hücre yoğunluğuna ulaşıldığında ürün ya tamamen alınır yada log. fazdaki spesifik büyüme hızı oranında alınıp, ortama taze besinler girilerek kültüre devam edilir. Böylece büyüme kesintisiz olarak devam ettirilmiş olur. Yarı sürekli kültürler içeride yada dışarıda olabilir. Rakipler, predutörler, metoboliteler yada kontaminasyondan dolayı sürekliliği önceden tahmin edilemez. Aşı kültür olarak kullanmak için kültür güvenilir değildir. Genellikle rutin kültür çalışmaları için uygundur. (Lawens ve Sorgeloos, 1996).

 

Mikroalg kültüründe birim zamanda en yüksek hücre yoğunluğunu elde etmek işlemin temel amacıdır. Üretim için kullanılan kültür tekniğini belirlerken işlemi sınırlayan pek çok ortam faktörünün yanı sıra kültür ekonomisinin de önemli bir faktör olduğu unutulmamalıdır. Üretimde ekolojik ve ekonomik koşullara bağlı olarak değişen çeşitli teknikler uygulanmaktadır. Bu nedenle mikroalg üretimi yapacak işletmeler kültür amacına uygun kültür sistemini seçmelidir.

 

Ülkemizde akuakültürün ticari uygulamaları ile ilgili olanlar her geçen gün artmaktadır. Özellikle ekonomik değere sahip deniz formlarının yetiştiriciliğinde, beslenme zincirinin ilk halkasını ve zorunlu basamağını oluşturan mikroalg türlerinin kültürü ile ilgili uygulama ve araştırmaların artması ve daha detaylı çalışmaların yapılması artık bir gereklilik haline gelmiştir.