Ruh Sağlığının İyileştirilmesinde Hayvan Destekli Tedavi

Sibel CEVİZCİ, Doç. Dr. Ethem ERGİNÖZ, Prof. Dr. Zuhal BALTAŞ

İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İSTANBUL

 

ÖZET

Hayvan Destekli Tedavi (HDT), kronik hastalığı olan bireylerde yaşam kalitesini desteklemek, ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bozuklukların tedavi edilmesinde yardımcı olmak amacıyla insan ve hayvan etkileşiminden yararlanılarak uygulanan yeni bir alternatif tedavi biçimidir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, HDT’nin halk sağlığı alanında bireylerin fiziksel, ruhsal ve sosyal tam iyilik hallerinin korunması ve geliştirilmesine yönelik önemli faydaları olduğunu göstermiştir. Bu derlemenin amacı, ruhsal bozuklukların tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olan HDT’nin yararlarını, uygulama alanlarını gözden geçirmek ve bu konudaki bazı çalışma sonuçları hakkında bilgi vermektir. Günümüzde sıklıkla HDT’den yararlanılan psikiyatrik bozukluklar özellikle yaygın gelişimsel bozukluklar, demans ve Alzheimer hastalığı, yalnızlık duygusu, depresyon, psikolojik rahatsızlıklara bağlı ilaç kullanımı, afazi ve şizofreni’dir. HDT, önerilen kılavuzlara uygun olarak uzman bir ekip eşliğinde uygulandığı takdirde, psikiyatrik hastalıkların tedavilerinde ve terapi seanslarında pratikte çoğu kez karşılaşılan güçlükleri azaltabilmekte; böylece bireylerin ruh sağlığı üzerinde önemli iyileşmeler sağlamaktadır. Ülkemizde bu konuda yapılmış bir araştırma mevcut değildir. Halk sağlığına yönelik olarak bu tedavinin kullanılması için faydalarının doğru değerlendirilmesi, psikiyatrik hastalıklara uygun yöntemlerin seçilmesi önemlidir. Sonuç olarak, HDT’nin ülkemizde de ruhsal bozuklukların tedavisinde özellikle yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde bir destek yöntemi olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Hayvan destekli tedavi, ruh sağlığı, halk sağlığı, yaşam kalitesi.

Anahtar Kelimeler: Hayvan destekli tedavi, ruh sağlığı, halk sağlığı, yaşam kalitesi

 

 

 

GİRİŞ

Hayvan Destekli Tedavi (HDT), Animal-Assisted Therapy (AAT), Pet Therapy, son birkaç yılda tüm dünyada artarak desteklenmekte ve uygulamalarında çeşitli zorluklarla karşılaşılan bazı terapilerde tamamlayıcı, alternatif bir yöntem olarak yaşam kalitesinin ve sağlığın iyileştirilmesinde giderek tercih edilmektedir 1-4. HDT, kronik bir hastalığı olup, uzun süre hospitalizasyona ihtiyaç duyan hastaların rehabilitasyonunu ve tedavilerini kolaylaştırmak için kullanılan, önemli yararlara sahip yeni bir müdahale programıdır 5. 

 

Refakatçi hayvanların tedavideki önemini Florence Nightingale şöyle tanımlamıştır: ‘Özellikle kronik hastalıkların tedavi ve rehabilitasyonunda küçük bir ev hayvanı (pet), hastalar için çoğunlukla mükemmel bir arkadaştır’ 6, 7. İnsanoğlu, eski çağlardan günümüze kadar hayvanlarla etkileşim içinde olmuş, yaşamın her alanında olduğu gibi tedavi amaçlı da onların eşliğinden yararlanmıştır. Günümüzde ise bu etkileşim giderek artan bir bilimsel zemine kavuşmakta ve etkinliği kanıtlanmaktadır 8. 

Ruh sağlığı rehabilitasyon merkezleri sıklıkla farklı tıbbi ve psikiyatrik rahatsızlıkları bir arada yaşayan hastalarla karşı karşıya kalmaktadır. İlaç ve psikoterapi yöntemlerinin yanı sıra, hayvan destekli tedavi gibi alternatif, tamamlayıcı uygulamalar da günümüzde tıbbi tedavilerle birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Hayvan destekli tedavinin hastanın hareket özgürlüğünün yeniden kazandırılmasında ve korunmasında tedavi edici etkileri olduğu bildirilmiştir 9. HDT’lerin hastaya, hastalığa ve tedavi yöntemine göre geliştirilecek kılavuzlar eşliğinde uygulanmasının olumlu sonuçları daha da artıracağı vurgulanmıştır 10. Gelişmekte olan ve kanıta dayalı müdahaleleri içeren hasta bakım yöntemleri, pratikte devam eden güçlüklerle karşı karşıyadır. Bu yöntemlere geleneksel tedavilerle birlikte uygulanabilecek tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin dahil edilmesi, bireylerin fiziksel, sosyal ve ruhsal tam iyilik durumlarının kazandırılmasında ve bu iyilik hallerinin korunmasında son derece faydalı olmaktadır. HDT, yaşam kalitesini destekleyen ve sağlığa olumlu yararları olan alternatif bir tedavi biçimi olarak kabul edilmektedir 4.

 

İNSAN - HAYVAN ETKİLEŞİMİ VE HDT

 

Hayvan beslemenin, hayvan ile insan arasındaki etkileşimin incelendiği çalışmalar, farklı hasta popülasyonlarında değerlendirilmiştir 11, 12. 2000’li yıllara ait çalışmalarda en dikkat çekici noktanın, hayvan destekli tedavilerin belirli hastalıklara yönelik uygulandığı ve insan hayvan etkileşiminin sonuçlarının değerlendirilmesi olduğunu görmekteyiz (Tablo 1) 8, 11, 13-16. 

 

 

 

Oldukça geniş bir alanda HDT uygulanmaktadır. Bu konudaki araştırmalara bakıldığında ruh sağlığının iyileştirilmesi konusundaki çalışmaların oldukça geniş yer tuttuğu görülmektedir. Örneğin, hayvan destekli tedavinin afazi gibi konuşma bozukluğu olan bireylerde, şizofreni ve Alzheimer hastalarında da etkili olduğu gösterilmiştir 17-21. Hayvanlar ile insanlar arasındaki bu etkileşim, yeni bir tedavi ortamı oluşturarak anksiyete, stres, depresyon, ağrı ve kan basıncı düzeylerinde azalma, buna karşılık mobilite ve kas aktivitesinde artma sağlar. 

 

Bu tedavi, evde beslenen özellikle de eğitimli evcil hayvanlarla yapılabilmektedir. Köpekler eğitilebilmeleri ve sosyal becerileri nedeniyle en sık kullanılan terapi hayvanlarıdır 5. Köpekler, bireylerin yaşları veya fiziksel işlevsellikleri ile ilgilenmezler; insanları oldukları gibi kabul ederler. HDT sadece yararlanacak hastaları değil, aynı zamanda terapide bulunacak hasta yakınlarını, görevli sağlık personelini ve terapi hayvanını da kapsadığı için tüm katılımcıların özellikleri, genel sağlık durumları göz önüne alınarak uygulanması gereken bir yöntemdir 22. HDT’nin psikiyatrik hastalıklarda olduğu gibi psikiyatride çalışan sağlık personelinde de insan-hayvan etkileşiminin olumlu sonuçları olduğunu gösteren çalışmalar vardır 23.

 

Ruhsal Bozuklukların Tedavisinde Hayvan Destekli Tedavi

 

Yaygın gelişimsel bozukluklar

 

Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan sosyal becerilerin, dilin ve davranışların uygun gelişmediği veya kaybın olduğu bir grup psikiyatrik bozukluk olarak tanımlanmıştır. Bu bozukluklar genellikle gelişimin birçok alanını etkileyerek, kalıcı işlev bozukluklarına yol açarlar 24. HDT, çocukların şiddetli mental bozukluklarının ve davranışlarının iyileştirilmesi için de kullanılan bir yöntemdir 23. Martin ve Farnum, yaptıkları deneysel çalışmada yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuklarda köpek ile etkileşimin kantitatif sonuçlarını değerlendirmişlerdir 25. Yapılan çalışmada terapi süresince çocuklara oynayabilecekleri üç farklı seçenek sunulmuştur. Bunlar, oyuncak bir top, oyuncak bir köpek veya canlı bir köpektir. Çocuğun yalnızca bir tanesini seçerek onunla ilişki kurması sağlanmıştır. Çalışmada sosyal ve sosyal olmayan etkileşimler, hem davranışsal hem de sözel boyutlarına göre değerlendirilmiştir. Üç ayrı iletişim modeli ile sürdürülen seanslarda terapi köpeği ile etkileşimde bulunan çocukların oyun oynama isteklerinin ve sosyal çevrelerine olan farkındalıklarının arttığı gözlenmiştir 25. Bu hasta popülasyonunda terapi köpeği ile etkileşimin spesifik faydaları olduğu ve HDT’nin uygun bir tedavi yöntemi olabileceği önerilmektedir.

 

Rett sendromu ve otistik bozukluk yaygın gelişimsel bozukluklar olup, günlük yaşamın her aşamasında hastaları zorlayan güçlüklerle karakterizedirler 24, 26. Bu hastalıkların henüz bir tedavisi olmadığı için, hasta yakınları çocuklarının yaşam kalitesini ve sağlık durumlarını iyileştirecek farklı yöntemler aramaktadırlar. Bu amaçla kullanılan “yunus terapisi” ve “köpek-destekli tedavi” en fazla tercih edilen hayvan destekli tedavi modelleridir 27.

 

 Yalnızlık duygusu

 

Evcil hayvanlar, boşanma vb. pek çok durumlarda bireylerin huzurlu olmalarını ve yalnızlık duygusunun azalmasını sağlarlar 28. HDT’nin uzun süre tedaviye ihtiyaç duyan ve hospitalize edilen hastalarda yalnızlık duygusunu objektif olarak nasıl etkilediği araştırılmıştır. Kırk beş hastaya demografik özelliklerini belirleyen ve evde beslenebilen bir hayvan ile ilişkisini inceleyen anketler uygulanmıştır. Çalışmada yalnızlık düzeyinin belirlenmesi için UCLA-Yalnızlık Ölçeği (University of California, Los Angeles - Loneliness Scale: UCLA-LS)’nin 3. versiyonu kullanılmıştır. Hastalar, her bir grupta 15 hasta yer alacak şekilde ayrılmış; HDT uygulanmayan, haftada bir HDT uygulanan ve haftada üç kez HDT uygulanan olmak üzere üç farklı gruba randomize edilmiştir. Üç farklı tedavi yöntemiyle sürdürülen bu çalışma altı hafta sürmüştür. Altı hafta sonunda UCLA-Yalnızlık Ölçeği ile yeniden değerlendirilmiştir. Ortak değişken analizi yöntemiyle HDT alan grubun, HDT uygulanmayan gruba kıyasla yalnızlık puanlarında önemli düzeyde azalma olduğu tespit edilmiştir. HDT alma isteğinin evvelki yaşamlarında hayvan besleme ile ilişkili olduğu gözlenmiştir. Anket sonuçları, çalışmada gönüllü olan hastaların yaşamlarının önceki dönemlerinde bir ev hayvanı ile güçlü etkileşimlere sahip olduğunu ve tekrar bir hayvan beslemeyi istediklerini göstermiştir. Sonuç olarak, HDT uzun süre hospitalizasyona ihtiyacı olan hastalarda yalnızlık hissini azaltmıştır 29. 

 

Cangelosi ve Embrey, hayvanların hem hastanede hem de sağlık bakım evlerinde yaşayan insanlara ‘kendilerini evlerinde hissetme’ duygusunu yaşattığını belirtmiştir 22. Aileden ayrılma, korku, yalnızlık, depresyon ve benzeri hastalık durumların hastaları ziyarete gelen bir terapi köpeği ile azalabildiği, bu yöntemin rutin uygulamalara bir değişiklik kattığı bildirilmiştir. Öyle ki, bazı hastalar bu ziyaretlerin tekrarını sabırsızlıkla beklemeye başlamıştır. Ziyaretler sırasında ve sonrasında hastaların daha aktif, daha katılımcı oldukları gözlenmiştir. 

 

Stres Depresyon

 

Kemoterapi alan hastalarda HDT uygulanan ve uygulanmayan tedavi grupları kıyaslandığında depresyon düzeylerinde azalma olduğu bildirilmiştir 1. Kanser tedavisi için uzun süre hastanede kalan çocuklar yoğun bir strese maruz kalmaktadır. Ailelerinden ve yaşam ortamlarından ayrılmalarının yanı sıra, şiddetli ağrıya da neden olabilen çeşitli müdahalelerle karşı karşıya kalırlar 30. Özellikle pediyatri kliniğinde tedavi gören bu çocuklarda HDT’nin olumlu sonuçlar verdiği birkaç çalışmada gösterilmiştir 30-32.

 

Gözlemsel-tanımlayıcı bir araştırmada, kanserli çocuklarda hastane temelli hayvan terapisi programının uygulanmasının çocuklar, aileler ve görevli sağlık personeli üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir 32. Köpek destekli bir tedavi yönteminin çocuklar ve hasta yakınları üzerindeki psikolojik stresi azalttığı, tedavi uygulamalarına adaptasyonu kolaylaştırdığı ve hastanedeyken iyi olmalarını sağladığı bilinmektedir. Çocukların adaptasyonunu kolaylaştırmasının yanında, özellikle her bir çocuğun ihtiyacı doğrultusunda sunulacak tedavi (dinlenmenin sağlanması, daha iyi beslenme, fiziksel aktivite, sosyalleşme, yeni aktivitelere katılma, korkuların ve endişelerin sözlü ifade edilebilmesi, sinirlilik halinde azalma, daha fazla mutluluk hali, vb.) kalitesinde de iyileşme sağladığı gösterilmiştir. HDT’nin etkili şekilde kullanımı, hospitalize edilen çocuklar, aileler ve görevli sağlık personeli üzerindeki stresin azalmasına da yardımcı olmaktadır 31-32. Bir başka çalışmada saldırı ve bunu izleyen kafa yaralanmasını takiben gelişen atipik depresyonun iyileştirilmesi için psikiyatrik bir rehabilitasyon aracı olarak HDT’nin kullanılabileceği gösterilmiştir 9.

 

Psikolojik rahatsızlıklara bağlı ilaç kullanımı

 

Uzun süre psikolojik tedavi gören bireylerde uygulanan hayvan destekli tedavinin sosyal etkileşimlerin gelişmesine yardımcı olduğu bildirilmiştir 33. Lust ve arkadaşları, psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle üç farklı ilaç tedavisi uygulanan 58 hastada terapi köpeği desteğinin hastanın ilaç kullanımı ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemiştir 34. Kan basıncı, nabız, solunum hızı ve vücut ağırlığı gibi fizyolojik parametrelere bakılarak, analjezik, psikoaktif ilaçlar ve laksatif kullanımında meydana gelen değişimleri değerlendirmiştir. Çalışma sonunda, bu üç farklı ilaç sınıfından birisi olan analjezik kullanımında ve fizyolojik parametrelerden nabızda azalma gözlenmiştir. Çalışmaya dahil edilen bireylerin yaşam kalitesinde de pozitif değişimlerin olduğu bildirilmiştir. Sonuç olarak, uzun süre tedavi uygulanması gereken hastalara sağlanan HDT’nin belirli durumlarda ilaç kullanımını ve maliyeti azalttığı tespit edilmiştir. İlaç tedavisi ile birlikte yapılan HDT, hastada ölçülebilir iyileşmeler sağlamıştır 34. 

 

Ayrıca, psikiyatri hastalarında HDT’nin elektrokonvulsif tedavi öncesinde korku, anksiyete ve depresyon gibi duygudurumlarında azalma sağlayıp sağlamadığı araştırılmıştır. 35 hastaya farklı günlerde 15’er dakika HDT ve karşılaştırma grubuna da 15’er dakika standart terapi uygulanmıştır. Her iki tedavi öncesinde ve sonrasında Görsel Ağrı Ölçeği (Visual Analog Scale, VAS) ile korku, anksiyete ve depresyon ölçülmüştür. HDT’nin korkuyu %37, anksiyeteyi ise %18 düzeyinde azalttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, hayvan destekli tedavinin, korkuyu veya sosyal yönden bir olumsuzluğu tetikleyebilecek psikiyatrik veya tıbbi müdahaleler sırasında kullanılmasının yararlı olabildiği bildirilmiştir 35.

 

Afazi

 

Afazide HDT’den bahsedilse de konuşma bozukluğu ve iletişim problemi yaşayan bireylerin tedavisinde köpeklerin etkinliğini gösteren az sayıda çalışma mevcuttur. LaFrance ve arkadaşlarının bir çalışmasında, rehabilitasyon uygulamalarında yoğun konuşma tedavisi gören afazili bir hastanın iletişim yetileri üzerinde köpek destekli tedavinin etkileri değerlendirilmiştir 18. Bu çalışmada, köpeğin varlığında hastanın hem sözel sosyal davranışlarında hem de sözel olmayan sosyal davranışlarında iyileşme gözlendiği bildirilmiştir. 

 

Chapey’e göre, afazili bireyler, anksiyete, depresyon, frustrasyon, panik ve diğer duygudurum bozukluklarını yaşayabilirler 36. Bu ani ve şiddetli iletişim yetersizliği, bireylerin terapiye katılımlarında isteksiz olmalarına ve ailelerinden ya da arkadaşlarından kopmalarına neden olabilir. Ancak, bu bireylere yönelik hayvan destekli tedavinin uygulanması, bireylerin odaklanmasını, iletişimde istekli olmalarını, duygudurumlarının iyileşmesini, yalnızlık hissinde azalmayı ve tedaviye katılmaktan hoşnut olmalarını sağlar 36. Hayvanların hastalıklara göre farklı iletişim yöntemleri kullanmamaları HDT’nin en önemli özelliğidir. Sosyal çevrelerinde insanlar afazili hastalarla iletişim kurmakta çekingen davranırken, hayvanların iletişim araçlarını (kuyruk sallama, farklı yüz ifadeleri kullanma, mırıldanma, havlama, vb.) eksiksiz olarak kullanmayı sürdürdükleri belirtilmiştir 37. 

 

İnme geçiren afazili hastalarla yapılan bu çalışmalarda terapi seansının bir parçası olarak kullanılan HDT’nin etkili ve motive edici olduğu gösterilmiştir. Macauley, sol hemisferlerinde meydana gelen inme nedeniyle afazi gelişen üç erkek bireyin tedavisinde HDT’nin en az geleneksel tedavi uygulamaları kadar etkili olduğunu bildirmiştir 17. Çalışmaya dahil edilen bireylerin HDT’nin uygulandığı seanslardan daha fazla memnun olduklarını ve bir sonraki terapiyi sabırsızlıkla beklediklerini saptamıştır. Ayrıca bireyler, HDT’nin yapıldığı seans ortamında geleneksel terapilere kıyasla daha az düzeyde stres yaşamışlardır.

 

Şizofreni

 

Birçok mental bozukluğun tedavisinde hastaların açık ve doğru biçimde bilgilendirilmesi, tedavinin sonuçlarını olumlu yönde etkilemektedir. Özellikle şizofreni gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda, sağlık personeli ile hasta arasındaki ilişkinin hastalığın tanımlanmasında ve psikolojik eğitimde kilit bir rol oynadığı bildirilmiştir 38. Kronik şizofreni hastaları ile yapılan bir çalışmada, hayvan destekli tedavinin anhedoniyi iyileştirdiği tespit edilmiştir 19. Anhedoni, zayıf sosyal işlevsellik ve tedaviye direnç ile ilişkili şizofrenideki ana fenomenlerden biridir. Köpeklerle aktif olarak yapılan bu çalışmada, HDTG’de (Hayvan Destekli Tedavi Grubu) kontrol grubuna kıyasla anhedoni tonunda anlamlı iyileşme gözlenmiştir. Çalışma sonucunda hayvan destekli tedavinin kronik şizofreni hastalarının yaşam kalitesine ve psikososyal rehabilitasyonlarına katkıda bulunabileceği bildirilmiştir 19.

 

Demans ve Alzheimer hastalığı

 

Laun, hayvan destekli tedavinin demansı olan bireylerin tedavisi planlanırken düşünülmesi gerektiğini bildirmiştir 8. Bir başka çalışmada, demansın negatif semptomlarından biri olan anhedonide de HDT’nin anlamlı iyileşme sağladığı saptanmıştır 19. 

 

Filan ve Llewellyn, 1960 ila 2005 yılları arasında yapılan kontrollü çalışmaları inceleyerek bazı sonuçlara ulaşmıştır 39. Bu sistematik metaanaliz sonuçları, HDT’nin, yaşlı bireylerin ikamet ettiği bakım merkezlerindeki tedavi programlarının bir parçası olarak giderek tercih edildiğini göstermektedir. İnsanlar ve köpeklerin oldukça yakın etkileşimleri, kan basıncında düşüşü ve gevşemeyi sağlayan nörokimyasallarda bir artış ile sonuçlanır. Bu etkiler, demansın davranışsal ve psikolojik semptomlarının iyileşmesinde faydalı olabilmektedir. Filan ve Llewellyn, inceledikleri çalışmalarda köpeğin varlığında demanslı bireylerde agresyonun ve ajitasyonun azaldığını, sosyal davranışların arttığını gözlemlemişlerdir. Bu konuda yapılan bir diğer çalışmada, demans hastalarının bulunduğu bakım merkezinde yemekhane ünitesine yerleştirilen akvaryumun, bireylerin yemek yeme isteklerini artırdığı ve kilo almalarını sağladığı tespit edilmiştir 40. Libin ve Cohen, oyuncak-robot hayvanların demanslı bireyleri mutlu ettiğini ve ilgilerini çektiğini göstermişlerdir 41. Günümüzde yapılan çalışmalarda ise, HDT’nin demansın davranışsal ve psikolojik belirtilerini iyileştirdiği gösterilmiş, ancak bu faydalı etkilerin ne kadar sürdüğü açıklanmamıştır.

 

Richeson, çalışmasında HDT’nin demansı olan yaşlı hastaların ajite davranışları ve sosyal etkileşimleri üzerine olan etkilerini incelemiştir 21. Bakım evinde kalan 50 demans hastası 3 hafta boyunca günde bir defa hayvan destekli tedaviye alınmıştır. Çalışma bulguları, hastaların ajite davranışlarının anlamlı düzeyde azaldığını ve test öncesi ölçülen sosyal etkileşimlerinin test sonuna doğru arttığını göstermiştir.

 

Edwards ve Beck’in, Alzheimer hastaları ile yaptıkları bir çalışmada yaşam ortamlarında bulunan akvaryum balıklarının hastaların iştah problemini nasıl etkilediği değerlendirilmiştir 40. Evlerinde yaşayan 62 Alzheimer hastası çalışmaya dahil edilmiştir. Yemek yeme durumlarına ilişkin bilgiler, akvaryum balıklarının da bulunduğu bir ortamda 2 haftalık tedavi süresince ve 6 hafta boyunca haftada bir yapılan izlem sonucu elde edilmiştir. Bulgular, Alzheimer’li hastaların gıda alımlarının akvaryumun varlığında anlamlı düzeyde arttığını ve 6 haftalık izlem boyunca da artarak devam ettiğini göstermiştir. Çalışma boyunca kilo alımı da anlamlı olarak artmıştır. Araştırmacılar, akvaryum balıklarının mevcudiyetinin çevresel koşulları iyileştirdiği ve böylece hastaların duygudurumlarını iyileştirdiği, yemek yeme isteğini artırdığı sonucuna ulaşmışlardır 40. Aynı zamanda, akvaryum balıkları ile birlikte yaşayan hastaların daha az oranda gıdasal bakıma ihtiyaç duyduğunu ve azalan bu ihtiyacın da sağlık hizmetlerindeki maliyeti azalttığını bildirmişlerdir. 

 

SONUÇ

Hayvan ve insan etkileşiminin çağlar boyu süregelen birlikteliğinin sağlığın iyileştirilmesine ve korunmasına olan katkısı göz ardı edilemez. Bu gözden geçirmede, birçok psikolojik rahatsızlıkta hayvan destekli tedavinin uygulanmasını anlatan çalışmalardan bazıları incelenmiştir. Bu yeni tedavi alanının halk sağlığı açısından her zaman vurgulanan “bireylerin fiziksel, sosyal ve ruhsal tam iyilik halleri ve bu iyilik hallerinin giderek geliştirilmesi” hedefine yönelik olduğu gözlenmiştir. 

Dünya literatüründe HDT’nin sağladığı yararlar pek çok boyutuyla ele alınmasına rağmen ülkemizde bu çalışmalara paralel araştırmalara rastlanılmamaktadır. HDT, bilimsel temelli bir uzmanlık alanı olarak uygulanmamakta, yalnızca insan ve hayvan etkileşiminin meydana getirdiği olumlu sonuçlara göre çeşitli hizmetler sunulmaktadır. At binme, sosyal ve fiziksel işlev bozukluğu olan bireylerin iyileştirilmesinde, yunus terapisi ise otistik çocukların tedavisinde az da olsa kullanılmaktadır. Bu derlemede ele alındığı gibi ülkemizde de birçok sağlık hizmetinde, hayvan destekli tedavinin sağlayacağı yararlar konusunda yapılacak akademik çalışmalara ihtiyaç bulunduğu kanısındayız. 

 

İLETİŞİM İÇİN: Sibel CEVİZCİ İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İSTANBUL cevizci.sibel@gmail.com